24 Ağustos 2010 Salı

Freaks

Sonunda bunu da izledim. Listede izlemediğim bir ya da iki film kaldı. Onları da izlerim bir ara.

Gelelim Freaks'e...

Kendimi bir şekilde kötü hissediyorum. Ama bu Eraserhead'i izledikten sonra beynimin tecavüze uğradığını hissetmem gibi bir şey değil. Kendimi "kötü" hissediyorum.

Film gerçekten isminden anlaşılacağı gibi, sirkte Freak Show denilen bölümde çalışan insanları anlatıyor. Ama film başlamadan önce sizi, insanın suratına tokadı yapıştıran bir yazı ile karşılıyor. Onu okuduktan sonra bir an izlememeyi düşündüm mesela. Neyse, bu düşünceden vazgeçtim ve izledim. Bunun sonucu olarak da o çizgi filmlerde, komiklik olsun diye çizilmiş insanların gerçekten nasıl varolduklarını gördüm. Kötü hissetmemin sebebi de bu oldu. O insanın suratına çarpan yazıya rağmen izlerken rahatsız olduğumu farkedince kendimi kötü hissettim. Filmden değil de, kendimden rahatsız oldum diyebilirim.

1932 yapımı bir filmmiş. Ve bence, güzel bir konusu var. İzlemesi zor hakikaten. Bilmiyorum. Sadece kendimi kötü hissediyorum. Sanırım bol kanlı, kesmeli, biçmeli korku filmlerime dönsem daha iyi hissedeceğim.

Kendi rahatsız edici film listemi yapsam Eraserhead'in ilk sırayı alacağından emindim. Ama ikinci sıraya kimi koyacağımı bilmiyordum. Freaks'i koyabilirim. Eraserhead beynimi kirletti, Freaks ise kendimi kirli hissettirdi. Listenin geri kalanı için düşünmem lazım.

Şu an bu hissettiklerim dışında diğer bir sorun da, salonu üç gecekelebeği ile paylaşıyor olmam. Diken üstünde olmanın ne demek olduğunu bu gibi zamanlarda çok iyi anlıyorum. Ama kalbim bu strese dayanamıyor. Yatsam iyi olacak.