film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2022 Salı

Artık Seninle Böyle Bir İlişkim Var İstanbul

İstanbul'un benim için iki güzelliği var. Bunlardan bir tanesi, yolculuğun amacı, Bay Nerd'ü görmek. Bir diğeri ise sinemaya gidebilmek. Gerçekten İstanbul'da yapılacak tek güzel, mantıklı ve beni mutlu eden şey sinemaya gitmek. 

Son gidişimde bunun bana ne kadar iyi geldiğini biraz daha anladım. 

Cuma günü Bay Nerd'le görüşten çıktım. Kafamda hali ve tavrı ile ilgili çeşitli sorunlar ve bu sorunları nasıl çözebileceğim konusunda düşünceler dönüp duruyordu. Bir yandan da güzel bir görüşme olmuştu aslında. Sanki her şey normalmiş gibi muhabbet edebilmiştik bir an. O bir an... Mükemmeldi...

17 Ağustos 2022 Çarşamba

Ekspresyonizmin Dalgaları

Dün, The Humans filmi ile güzel bir gece geçirdim diyebilirim. Senaryosu ve yönetmenliği Stephen Karam'a ait olan bu tek mekanda, tek bir günü anlatan aile yemeği filmi beklentilerimi karşıladı diyebilirim. 

Ne beklediğimi anlatmak için ise zamanda biraz geriye gitmemiz gerekiyor.

15 Ağustos 2022 Pazartesi

Sakin Sularda Geziniyoruz Bugün

Bir şekilde, 15 ayın sonunda hayatımı bir rutine oturttum. Hoş, sadece iki haftadır günlerim aynı şekilde geçiyor ve belki de "rutin" demek için bir az erken ama hayatımı bir rutine oturttuğum düşüncesi kendimi iyi hissettiriyor. O yüzden biraz erkenci davranacağım ve "rutin" olarak tanımlayacağım.

Ve çok büyük ihtimal, bu yazıyı yayınladıktan iki üç gün sonra hayatım tamamen farklı bir yola girecek ve rutinimden geriye hiçbir şey kalmayacak. Genelde böyle oluyor. Ne zaman bir şeyden artistik bir şekilde bahsetsem ilerleyen tarihlerde bahsettiğim şey neyse tamamen yerle bir oluyor. Ama ben bahsetmekten vazgeçmiyorum. Acaba içten içe bozulmasını istediğim için mi?! 

Yok yok, bu sefer o kadar derin kanallarda gezinmeyeceğiz. Basit bir yazı yazacağız. Basit rutinimizden bahsedeceğiz ve bununla gurur duyacağız.

11 Ağustos 2022 Perşembe

Kısıtlı Diyaloglar

Öncelikle regl olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum. Bu da demek oluyor ki pazartesi günü yayınladığım "En Mutlu Gün" yazısının kaynağı PMS. Ve bu da demek oluyor ki ben ne zaman regl olacağım konusunda çok yanlış hesaplamalar yapıyorum. Neyse ki bunun için çeşitli uygulamalar var. O yazıyı yazmadan önce o uygulamayı açıp baksaydım yazının kaynağının bir PMS atağı olduğunu anlayabilirdim. Ama bakmadım, çünkü regl olmayacağım çok emindim! 

Bu gün Beyaz Fonlu Uzman ile güzel bir seans geçirdim. Biraz pazartesi günü hissettiğim ruh halinden bahsettik, biraz da bu aralar kendimi çok yalnız hissettiğimden, diyaloglardaki kısıtlamaların ne kadar gözüme battığından, bunun beni ne kadar rahatsız ettiğinden konuştuk. Bir noktada bu konuda kendisine bile gıcık olduğumu söyledim. Seansları bitiriş şeklinin beni rahatsız ettiğinden, kendimi önemsiz ve yalnız hissettirdiğinden bahsettim. Ama bundan gülerek bahsettim çünkü gerçekten çok komik! Benimle seans yapması için para verdiğim bir psikoloğa bana ayırdığı süre bitince gıcık oluyorum! Gerçekten çok komik. Bunu ona da söyledim. Bitmemesini mi isterdiniz, diye sordu.

8 Ağustos 2022 Pazartesi

Önce Nick Cave Sonra Cronenberg

İki gecedir film konusunda inanılmaz ilerleme kaydettiğimi düşünüyorum. Bu gelişmeleri Türk İşi Jarlaxe'a borçlu olduğumu da söylemek isterim. Muhtemelen blogumu artık okumuyor ama eğer olur da bir gün okursa ve bir gün bu yazıya rastlarsa, ona teşekkür ettiğimi bilmesini isterim. Her şey için teşekkür ettiğimi.

Evet, Mubi eskiden olduğum film izleyicisi kıvamına dönüşmemde büyük bir adım atmama yardımcı oldu.

4 Ağustos 2022 Perşembe

Love & Other Drugs

Şimdi bu filmden bahsetmeden önce zamanda biraz geriye gitmemiz gerekiyor. Zira bu şekilde neden romantik bir film hakkında yazı yazdığımı anlayabiliriz.

Haftalar önce, Bay Nerd'e olan özlemim fena kabarmışken rüyamda Bay Nerd'ü görmektense gidip, 50m^2 adlı türk dizisindeki başrol oyuncusu olan Engin Öztürk'ü gördüm. Müstehcen bir rüya değildi. Sadece aramızda bir nevi toksik bir ilişkinin olduğunu gösteren bir rüyaydı. Ben ilgi bekliyordum ama o ilgi göstermekten çok uzak olduğu gibi bir yandan da aslında kötü davranıyordu.

1 Ağustos 2022 Pazartesi

Film Çarklarını Zorlamanın Zamanın Geldi

Birkaç gündür iyi bir film arayışı içindeydim. Bu durum, bu aralar sık yaşadığım bir şey değil, zira kendimi asla film izleyecek kadar odak sahibi hissedemedim. Film izlemektense kendimi 20 dakikalık dizi ve aniemelerle oyaladım. Ama bir noktada film izleme işine geri dönmek de istiyordum. Kolları sıvadım ve Netflix'de film arayışına giriştim. 

Farklı platformları da deneyebilirdim ama sadece Netflix'i karıştıracak kadar enerjim olduğunu hissediyordum.

19 Nisan 2021 Pazartesi

Seni Bulduğuma Çok Memnunum Since Otar Left

Kendimi hiçbir filme bu kadar yakın hissetmemiştim. 2003 yapımı Julie Bertucelli'nin Since Otar Left filmi, bulduğuma ve izlediğime son derece mutlu olduğum bir film oldu. 

Feminist Film Toplaşması fikri ile 2000'lerde çıkan feminist filmler arayışına giriştim. İzleyip de aklımda yer eden ve "feminist film" olarak değerlendirdiğim filmlerden esinlenerek "Google'ın götürdüğü yere git" politikasını izlemeye başladım. Bu yolculuğum beni Fransız kadın yönetmen Julie Bertucelli'nin ilk uzun metraj filmi Since Otar Left'e ulaştırdı. Bundan önce belgeseller çekmiş olan Bertucelli, bu filmi ile pek çok ödül almış. Yüksek puanı, aldığı iyi eleştirileri ve konusu ile film tabii ki beni cezbetti ve listeye attım.

Yaşadığın Çağı Sevdiren Film The Nightingale

Korku filmi maratonumda çeşitli problemler ile karşılaştım. Bu problemin ilki benim listeye eklediğim filmi eksik araştırmamdan kaynaklandı. Ama çok geçerli olduğunu düşündüğüm bir sebebim var. 

2014 yapımı The Babadook filmi çok beğendiğim bir korku filmidir. Aslında şimdi düşününce o filmi şu an sahip olduğum yorumlama yetisi ile tekrar izlemem lazım. Neyse, filmi izlerken çok korkmuş dolayısıyla da çok beğenmiştim. Basit bir hikayesi, gergin bir atmosferi, çok iyi oyunculukları olan bir filmdi. O yüzden, bütün bu maraton hadisesini başlatan korku filmi listesinde The Babadook'la karşılaşınca çok mutlu olmuştum. Ama bu mutluluğum, yönetmen hakkında hiçbir bir bilgi sahibi olmayışımı idrak etmemle son buldu. Hemen ufak çaplı araştırma için Jennifer Kent hakkında biraz vikisel okumalar yaptım. Basit araştırmam beni Kent'in son filmi The Nightingale'e ulaştırdı ve ben çok fazla düşünmeden filmi Korku Filmi Maratonu listesine ekledim. Neden? Çünkü The Babadook'un yönetmeninin filmi! Ve basit mantığım, korku filmi yapan bir yönetmenin diğer filmlerin de korku filmi olacağından son derece emindi.

24 Mart 2021 Çarşamba

Kaufman Bizi Metafora Boğdun!

Evet, yoğun çokbilmişlik, artistlik ve boyundan büyük lafların edileceği bir yazıya daha hazır mısınız? 

Bayan Kene, I'm Thinking of Ending Things'i izledi ve ona laflar hazırladı.

Öncelikle biraz Kaufman olayına nasıl girdiğimden bahsedeyim. Her şey, FluTv'deki son derece heyecanlı edebiyat profesörünün "İleride pek çok farklı okuma yapılacak yönetmen Charlie Kaufman'dır." cümlesini duymamla başladı. Yüksek heyecanı ve bazı film yorumları ile (Yüzüklerin Efendisi'nin büyük bir ayrımcılık tablosu olduğuna dair düşünceleri gibi) profesörden pek hoşlandım ve bölümlerini izlemeye başladım. Alfred Hitchcock filmlerindeki okumaları tartışırken konu bir şekilde Kaufman'a geldi ve sevgili profesör tarafından, zamanından sonra da konuşulacağı iddiası ortaya atıldı. Bu duruma Bayan Kene uzak ve ilgisiz kalamazdı! İleride kendisinden bahsettirilecek kadar başarılı olduğu iddia edilen bir yönetmen/senaristi yakından takibe alması şarttı.

17 Mart 2021 Çarşamba

Bir de Bir!

Geçen gün yaptığım harika listenin ilk filmini izleyerek korku filmi maratonumu resmen başlatmış bulunuyorum. Maraton gergin, ağır ve kesinlikle güzel başladı!

Öncelikle bu film o bahsi geçen listede yer almıyor ama yönetmen yer alıyor. 

Listenin ikinci sırasında yer alan Natalie Erika James, tanımadığım, duymadığım bir yönetmen idi. Orijinal Ring filminin favori filmi olduğunu gördükten sonra kim olduğunu merak ettim ve ufak bir google araştırması yaptım. Ve hiçbir şey bulamadım! Ama 2020'de çektiği Relic filminin Rotten Tomatoes'de 100 üzerinden 91 aldığını görmem filmi izlemek için yeterli bir sebep oldu benim için.

28 Şubat 2021 Pazar

Böyle Hafta Sonları Çok Sık Yaşanmaz

Muhtemelen ömrü hayatı boyunca Bayan Kene ilk defa bu kadar verimli bir hafta sonu geçirdi. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz!

Gerçekten pek çok hafta sonu bir şeyler yaptığım olmuştu. Ama hiç dün ki kadar yoğun bir şekilde çalıştığımı hatırlamıyorum. Halim olsa idi bu yazıyı dün gece yazacaktım ve tamamlanmış bir iş daha ekleyecektim ama gözlerim yorulmuştu. O yüzden yazıyı bu sabaha bıraktım.

Aslında dün istediğimden daha geç kalkmış, günün verimli geçebilecek iki saatini yatakta yemiştim ve mutsuzdum. Ama sonrasında Bay Nerd ile birlikte epoksi dökme macerasına atılarak bütün mutsuzluğumu geride bıraktım. Kalıplara koyacağımız ufak zımbırtıları bir gece önceden boyayıp hazırlamıştık. Sabah epoksi karışımını hazırlayıp özenle minik kalıplara dökümü yaptık. Bu döküm işlemi nereden baksan bir buçuk saatimizi aldı. İlk dökümden sonra dört saat bekletmek istediğim için güneşin altına koyduk ve ben hemen miyuki işine giriştim.

8 Şubat 2021 Pazartesi

Matthias & Maxime ve Yeni Bir Arkadaş Edinmek

Xavier Dolan'a aşkım izlediğim her filmle üstel olarak artıyor. 

2019 yapımı olan Matthias & Maxime, geçenlerde Mommy ile başladığım Xavier Dolan yolculuğundaki son durağım oldu. Aslında Mommy'den sonra arada iki filmi daha var ama konu itibari ile elim ilk bu filme gitti. Ve pişman etmedi...

Gerek IMDB olsun, gerek Rotten olsun gerekse çok severek takip ettiğim rogerebert.com'daki yorumlar olsun, işi bilenlerden ortalama bir puan alan Matthias & Maxime, bir filmde aradığım her şeye sahipti. O yüzden benim kişisel puanım ortalamanın üstünde.

1 Şubat 2021 Pazartesi

Another Round ve Alkol ile Pijama Arasındaki Benzerlik

Alkolle garip bir ilişkim oldu. Şu anda çok stabil ve hatta biraz mesafeli bir haldeyiz. Ve bunun nedenlerini anlamak için çokça bulanık, çokça sefil hatırlara bakmak gerekir. 

Peki, şimdi bu nereden esti, Bayan Kene?

Geçen gün Bay Nerd'le Another Round filmini izledik. Vaktizamanında minik sinema kulübümüzde, üzerine tartıştığımız The Hunt filminin yönetmeninin son filmi. Tıpkı The Hunt gibi, bir Danimarka kasabasında geçen film, gün içerisinde belirli bir miktar alkol almanın sosyal aktivitelerdeki performansı nasıl etkilediğini araştırmaya karar veren bir grup öğretmeni anlatıyor. Film içerisinde pek çok kere alkol tüketiliyor (doğal olarak) ve alkolün iyi kötü bütün etkilerini görüyorsunuz. Filmi tavsiye eden Bayan Goth'a izlediğimi söylediğimde "Evde alkol var mıydı bari, insanın canı çekiyor." dedi. Canımın çekmediğini hatta tam zıttı duygular hissettiğimi söyledim. Ertesi günü Düşünür Veggie Hanım'la buluştum ve O'na da filmi izlediğimden bahsetti. Onlar da filmi izlemiş ve Bayan Goth'un dediğini aynısını dedi, "Evde alkolünüz vardı umarım, insanın canı çekiyor." İki ayrı kişiden de aynı soruyu ve aynı duyguları alınca, acaba benim görüşümde mi bir tuhaflık var, diye düşünmeye başladım. Alkol geçmişimi irdeleme fikri bu şekilde ortaya çıktı.

29 Ocak 2021 Cuma

Mulholland Drive ve Erişilen Huzur

FluTv sayesinde hayatımdaki bir gizemi daha çözdüm. 

Her şey, Olmaz Öyle Saçma Şey programının David Lynch hakkındaki bölümü ile başladı. 

David Lynch ile aramızdaki sıkıntı çok eskiye dayanıyor. Dönemimin çok konuşulan ve "cool" kesimin fanı olduğu bu yönetmeni, ben de merak etmiştim. "cool" kesime katılmak adına filmlerini izlemeye karar verdim. Lost Highway ve Mulholland Drive filmleri bende kafa karışıklığından başka hiçbir şey yaratmadı. İlk uzun metraj filmi Eraserhead ise beni o kadar rahatsız etmişti ki şimdi yazarken bile tüylerim diken diken oluyor. Son bir şans için Twin Peaks'i izledim. Beğendim ama içimdeki huzursuzluktan, anlayamamanın yarattığı yetersizlik hissinden kurtulamadım.

20 Aralık 2020 Pazar

Citizen Kane ve Welles 101

Öncelikle neden Citizen Kane filmine taktığımdan bahsedeyim.

Sinema tarihinde büyük iz bırakan filmlere göz atarken, bir listenin birinde Citizen Kane karşıma çıktı. O kadar çok ama o kadar çok duymuştum ki filmi, karşıma çıkınca merakım daha da arttı. Filmin konusu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Sadece Orson Welles'in pek ünlü biri olduğunu ve Citizen Kane filminin de pek ünlü bir film olduğunu biliyordum. Ama ününün nedenleri konusunda bir fikrim yoktu.

Karşılaştığım listede, gerek sinematografik açıdan, gerek senaryo açısından filmin amerikan sinemasında büyük bir adım attığını okudum ve merakım gittikçe arttı. Biraz da Orson Welles kimdir, necidir, diye bakayım dedim ve beni şaşırtan daha fazla bilgi öğrendim.

11 Aralık 2020 Cuma

We Are Little Zombies ve Harika Japon Sineması

Her sahnesi, çekimi ve diyaloğu ile kafamı kurcalayacak bir film izleme aşkı kabarmıştı içimde. O aşkla Rotten Tomatoes'in listesine girdim bastım "Art&Foreign" listesine. Beni memnun edeceğine inandığım bir iki filmi listeme ekledim ve geçen gün bir tanesini izledik.

Sinema Kulübü'nün fransız yeni akım sineması ile beni detaylı ve sert bir şekilde tanıştırmış olmasının çok faydasını gördüm bu filmi izlerken! Bu tecrübeden mahrum kalmış Bay Nerd, ara ara "Neler oluyor yahu? Aaa, yeter ama..." şeklinde çeşitli şikayetlerde bulundu ama konu ve absürtlük seviyesi ile O'da filmi tamamladı.

We Are Little Zombies, sahip olduğu bütün öğeleri ile (çekim, kurgu, anlatım ve senaryo) tam bir fransız yeni akım sinemasının Japon kültürü ve Japon sinemasında varoluşunu gösteren bir film. Daha ilk giriş sahnesinde karşınıza çıkan saçma editi ile anlıyorsunuz nasıl bir şeyle karşı karşıya olduğunuzu. Diyaloglar ile cutları takip etmek için çok çaba harcamanız gereken zamanlar da oluyor. Ve evet, bazen ekrana bakıp "Şu anda ne görüyorum?" dediğiniz zamanlar da oluyor.

8 Aralık 2020 Salı

Alışılmadık kadrajlı film: Mommy

Xavier Dolan'ı severim. Çok genç yaşta film yönetmesi ile dikkatimi çekmiş ve filmini de baya beğendiğim için resmen aklımda yer etmişti. Ara ara açıp yaptığı başka film var mı, diye bakardım. 

Geçenlerde, uzun zamandır bakmadığımı fark ettim. Bu ne demekti? Bu bir altın  madeni buldum demekti! 

Hemen ufak bir internet gezinmesinden sonra 2014'te yaptığı Mommy filmini attım listeye. Sorunlu bir çocuğu olan dul bir kadının hikayesi. Leziz...

29 Ekim 2020 Perşembe

Disclosure ve Üzen Boys Don't Cry Detayı

Belgesel, kendi naçizane görüşüme göre, insanlık için en faydalı sinema formatı. En basit konudan en karmaşık konuya kadar, insanı aydınlatma gücüne sahip başka bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. Göz ve kulağımıza aynı anda hitap ederek pek çok bilgiyi aklımıza kolayca yerleştirmemize yardımcı oluyor. Bir konuda hakkında kendinizi yetersiz hissediyorsanız hemen ilgili bir belgesel izleyin. İyi bir belgesel olmasa bile sizi daha derine inmek konusunda teşvik edeceği, şüphe duyduğunuz şeyleri doğrulamak için sizi dürteceği bir gerçek. Ama bir de güzel bir belgesel bulursanız... Tadından yenmez... Tükettiğiniz gibi başkalarına da bu aydınlatıcı virüsü bulaştırmak için can atarsınız... 

Salgın zamanını düşünürsek tatsız bir benzetme sanki ama ne yapalım, içimize işlediği su götürmez bir gerçek.

Disclosure da izledikten sonra beni düşünmeye iten, paylaşma ihtiyacı hissettiren bir belgesel. Özellikle son zamanlarda, dünyaca tanınan yazarların dahil olduğu trans bireyler konusu sosyal medya gündemine oturmuşken, sinema tarihinde trans bireyler ile ilgili bir belgesel bulmuş olmak beni çok mutlu etti. 

18 Ekim 2020 Pazar

Beautiful Boy

Bulunduğum şartlar altında bloguma giriş yapamadığım için, bu yazıyı GoogleDocs’da yazıyorum.

Bulunduğum şartlara gelirsek;

Sol bacağımdaki alçıdan dolayı ev içerisinde tekerlekli çalışma sandalyesine oturarak hareket ediyorum ve tahmin edersiniz ki sandalyede, bir bacağı ileri doğru sabit bir şekilde oturarak çok da fazla hareket kabiliyetine sahip olamazsınız. Bu nedenle tuvaletim gelinceye kadar küçük evim haline gelen L koltuğumuzun L’sine oturmadan önce gün içerisinde kullanacağım bütün alet edevatı yanıma almam gerekiyor. Gel gör ki, diz üstü bilgisayarımı bu gün ki alınacaklar listesine eklememişim. Ve şarj aletimi de eklememişim. Bir kağıda yazarak kaydettiğim mail şifresine ihtiyacımın olacağını düşünmediğimden kağıdın bulunduğu cüzdanımı da listeye ekleme gereği duymamışım. Ve bütün bunlara erişimimi sağlayacak olan çok sevgili Bay Nerd’de gece mesaisine başlamadan önce kısa bir uykuya yattı.

Gördüğünüz gibi, bulunduğum şartlar altında GoogleDocs’a yazacak kadar içimde istek olduğu için hep beraber şükretmeliyiz!

Peki Bayan Kene’yi bu kadar yazma aşkı ile dolduran hadise ne oldu?