Şarkı mı böyle yoksa amfiden mi kaynaklanıyor, diye geçirdi aklından. Lanet elektronik indie müzikler!
Sen aniden kesildi, başından aşağı saniyenin binde birinde kaynar sular döküldü ve şarkı kaldığı yerden devam etti.
Bu gerginliğe daha fazla dayanamacağına karar verdi ve hışımla ayağa kalktı. Amfinin bağlı olduğu telefonun kilidini açtı sert hareketlerle. Bildiği, sevdiği, ritmine, müziğine aşina olduğu bir parça açmaya karar verdi. Düzensiz kesintilerin olmadığı, normal bir şarkı!
Bir süre amfinin başında dikilerek parçada olmaması gereken cızırtı ve duraklamaları duymayı bekledi. Patti kazasız belasız şarkıya girdi;
28 Haziran 2021 Pazartesi
40 Derece
25 Ekim 2020 Pazar
Bir Akşam Gezmesi 3/3 (Kısa Hikaye)
Beyaz ışığın altında renklerini kaybeden otların arasında bir çift siyah göz görüyorum. Yüreğimden bir çığlık fırlamak için ağzıma doğru ilerlerken gözlerim biraz daha detay arıyor ve siyah gözlerin altında ince bir burun görüyor. Sivri bir suratın gerisinde ışığın rengini bozduğu dikenleri algılıyor gözlerim. Çığlığı gerisin geri yutuyorum. Bize dikkatli bir şekilde bakan kirpinin verdiği rahatlık bütün vücudumu sarıyor.
Benim gevşeyen vücuduma nazaran Sonya’nın vücudu hala gergin ama benim rahatlamış olmam onu da sakinleştiriyor. Zira tüylü kuyruğunu yelpaze misali sallamaya başlıyor.
Az önce yükselen adrenaline, beynimden akan korku filmi sahnelerine ve bir kirpi yüzünden çığlık atmama ramak kalmasına gülüyorum.
23 Ekim 2020 Cuma
Bir Akşam Gezmesi 2/3 (Kısa Hikaye)
Kimlik ve mekan karmaşasına o kadar dalmışım ki Sonya’nın son bir kaç gündür “uğraması şart” olan bölgeyi yürüyüp geçmişim. Ama Sonya tabii ki unutmamış. Gerilen tasmanın ucunda, bütün vücudu ile ileri doğru uzanarak, akşamın son durağına uğramaya çalışıyor.
Normal şartlarda bu boyut kapısından hızlı bir şekilde geçer ve evimize gireriz. Maalesef bu hızlı geçişimiz birkaç gündür saçma bir toprak yığını tarafından sekteye uğruyor. Sonya’nın da bu durumdan rahatsız olmasını beklerdim, zira köpekler de karanlıkta çok iyi göremiyor. Ama aldığı kokular onu o kadar eğlendiriyor olmalı ki içinde bulunduğumuz karanlık umrunda olmuyor. Birkaç gün önce sevgili köpeğim aklını başından alan bu toprak yığınını farketti. Hayvanları eğlendiren şeylere aklım ermiyor. Sonya’ya bu zamana kadar çeşitli toplar, çekiştirme oyuncakları, kemirme zımbırtıları almama rağmen köpeğimi, bu alelade yığılmış toprak yığını kadar eğlendiremedim. O nedenle son birkaç akşamdır yaptığım gibi kendi haline bırakıyorum. O’nu neyin mutlu ettiğinin farkında ise onunla mutlu olmaya da hakkı vardır. Biraz eşeliyor, kırık kulaklarını dikip dikkatli bir şekilde kokluyor ve sanki oradan bir avın çıktığını görür gibi kovalama hamlesi yaparak ritüelini tamamlıyor. Bu zamana kadar gerçekten kovalamaya değer bir şeyin çıktığını ne gördüm ne de duydum. Ama Sonya bu işten o kadar zevk alıyor ki her akşam aynı heyecanla ile o toprak yığınına sürüklüyor beni.
21 Ekim 2020 Çarşamba
Bir Akşam Gezmesi 1/3 (Kısa Hikaye)
Kimbilir kaç defa bu yolu yürürken aynı şeyleri düşündüm.
Hayal kurmak denemez buna çünkü insan neden bir yabancı tarafından gecenin bir vakti izlendiğini ve evine döndüğünde de o yabancının sinsice eve girip onu uykusunda gözetlediği hayalini kurar ki? Ya da buna hayal diyen insanın akıl sağlığı konusunda iyi şeyler söylenebilir mi?
O yüzden hayal kurmuyorum, sadece aklımdan geçiriyorum. Özellikle de böyle gecelerde... Bulutlar gökyüzüne dağılmış, en ufak ışık kırıntısının bile geçmesine izin vermez, zifiri karanlığın elle tutulacak kadar yoğun hissedildiği gecelerde...