Bayan Kene hiçbir sosyal medya aracına kendi isteği ile dahil olmamıştır.
Facebook ilk çıktığında uzaktan bakar bir halde iken arkadaşının "Haydi sana da bir hesap açalım." demesiyle varolmaya başladı. Aynı şekilde Instagram denilen çukura da "Hala hesap açmadın mı?! Haydi o zaman hemen açalım sana da!" şeklindeki arkadaş gazıyla düştü. Sanırım kendi eliyle ve isteği ile açtığı ilk hesap LinkedIn'di. Beyaz yakalı hayata girdikten sonra kariyer peşinde koşanların olmazsa olmazı bu platforma bizzat kendisi girdi. Zaten bu platforma bir başkası adına giriş neredeyse imkansız ama olsun... Blog dünyasına da gene bir arkadaşı direk link, email ve şifresini göndererek soktu Bayan Kene'yi. Diğer bir sosyal medya platformu olan Google+ kendi isteği ile girdiği ikinci platformdu. Nedense orada kendini rahat hissediyordu. Sanki biraz daha kendi çevresinde gibiydi. Ama maalesef platform çok yalnızdı ve yalnızlıktan kapatıldı. Hala ara ara özlüyor Bayan Kene.
Yeni şeylere başlamak, yeni ortamlara girmek Bayan Kene için hep zor olmuştur. Ya yanında birisi ile girmiş ya da hiç girmemiştir. Sosyal medya ortamı da Bayan Kene için bir "ortam" olmasından dolayı korkutucu geliyordu. Giresi gelmiyordu. Çekiniyordu. Ve arkadaşları sağolsun şu anda bütün ortamlarda bir hesabı var.
Ama en aktif olarak kullandığı hesabı Instagram ve Blogger. LinkedIn zaten uzak bir geçmişi hatırlatıyor artık ona. Facebook'da ise bir izleyici. Güncel paylaşımları olmayan, bir iki beğeni yapıştıran, işi gereği cafe hesabını, hobisi gereği sinema külübü hesabını aktif bir şekilde kullanan, haber vermekten ziyade başkalarından haberdar olmak için bulunan biri Bayan Kene Facebook'da. Instagram'da zaten hala kendi küçük çevresi içinde. O yüzden tedirgin etmiyor. Blogger ise... Resmen kendi çöplüğü! Blogger'dan memnun. Araya çok uzun zaman girip bir çölü andıran havaya bürünmüş de olsa tekrar geri dönüyor. Hatta bir ara blog hesabını açan arkadaşına hala aktif bir şekilde kullandığını göstermek istiyor.
Peki ya Twitter? Bayan Kene hatırlamıyor ama çok uzun bir süre Twitter'a karşı mesafeliydi. Gezi zamanında herkes gibi yoğun bir şekilde haber almak adına kullanmıştı ama sanırım o hesabı artık ölü. Zaten o hesabı da bir arkadaşı açmıştı ("Ne?! Twitter hesabın yok mu? Hemen açıyoruz!"). Ama zaman ilerledi... Yaşın ve bilginin artması, gözünün açılması ve biraz daha etraftan haberdar olmak adına Twitter dünyasına girme kararı aldı geçenlerde. Bu sefer kendi eliyle, kendi mailı ile bir hesap açtı. Siyaseti takip etmek adına bir iki kanal, teknolojiyi takip etmek adına bir iki kanal, STK'ları takip etmek adına bir iki kanal derken takipçi listesine pek çok ekleme yaptı. Eşitlik için çalışan derneklerden, LGBTİ+ kanallarına, gazetecilere, yazarlardan çok sevdiği FluTV ekibine kadar pek çok insanla doldurdu listesini. Peki şimdi memnun mu?
Bayan Kene memnun değil. Twitter'dan memnun değil. Kendini taraf olmaya zorlayan bir ortam onun için Twitter. Ya feministsin ya kadın düşmanı, ya feministsin ya da erkek sevici, ya sosyalistsin ya da kapitalist, ya şiddet karşıtısın ya da şiddet yanlısı, ya siyahsın ya da beyaz... Ya çok seviyoruz ya da çok nefret ediyoruz... Yüceltmeyeceksek gömeceğiz... Maç izlemeyi seven, spor müsabakalarından hoşlanan bir insan olan Bayan Kene'ye Twitter'daki hırs ve mücadele fazla geldi.
Sanki televizyon izlerken kumanda tam Halk Tv'de bozulmuş gibi. Ya da ATV'de! Artık tarafınız hangisi ise...
Belki de Bayan Kene çok yanlış kanalarda dolaşıyordu. O yüzden de şu anda kumanda yanlış yerde bozuldu gibi hissediyor. Biraz daha sakin ve aklı başında, biraz daha kavga etmekten ziyada anlamlı tartışmalar okuyabileceği kanallar bulabilir belki... Ama sanki kimse o amaçla kullanıyor gibi gelmiyor O'na. Kullanıcılar da sanki ya yermek ya da övmek için kullanıyor. Kesin bir yargıya varmak doğru değil, o nedenle Twitter üzerinden araştırmalarına devam edecek ama artık pek ümidi kalmadı.
Şu ara tıpkı Facebook'daki gibi bir seyirci Bayan Kene. Beğendiği postlardaki kalp sayısını arttırmak dışında bir katkısı yok. Tweet, retweet ya da hashtag'e katılım sağlamak gibi işlere girişmedi. Girişeceğini de zannetmiyor. Her ne kadar desteklediği düşünceler olsa da körü körüne inanan bir gruba dahil olma hissinden kurtulamıyor. Bu his onu rahatsız ediyor. Dahil olmamak da ayrı üzüyor ve o, tanıdık "dünya için ne yapabilirim?" sorumluluğunun altında eziliyor. Mantığı ona aslında herhangi bir sosyal platformun, dünyaya faydalı bir şeyler yapma gayesine hizmet etmediğini söylüyor. Bir ağlama duvarından farklı bir şey değil. Gir, içini dök, aldığın kalplerle kendini iyi hisset, sövenlerle kavga et ve sonra da söven insanlardan ne kadar bıktığını, toplumun çürümüşlüğünü vurgula, rahatla ve çık. Ya da gir, kendini göster, ne kadar duyarlı, ne kadar yetenekli, ne kadar komik, ne kadar entellektüel olduğunu vurgula, kalplerle kendini mutlu et, sövenlerle kavga et ve sonra da söven insanlar yüzünden ne kadar bıktığını, toplumun çürümüşlüğünü vurgula, rahatla ve çık.
Peki bunun yoğun bir şekilde kullandığın Instagram'dan ne farkı var? Yaptığın oyuncakları paylaş, gittiğin yerleri göster, arkadaşlarınla ne kadar eğlendiğine başka insanların tanık olmasını sağla, kalple kendini mutlu et, rahatla ve çık. En azından sövenlerle uğraşmıyorsun ama bu seferde o yaşadığın balonun bütün hayat olduğunu yanılgısına düşüyorsun. O yanılgıya sahipken eşitlikten, adaletten ve toplumun "çürümüşlüğü"nden konuşmak da çok da anlamlı olmuyor.
Sanırım Twitter Bayan Kene'ye yaşadığı toplumun bir zamanlar var olduğunu bildiği ama artık azaldığı uçlarının hala var olduğunu göstermesi açısından işe yarar bir araç oldu. Kendi düşüncelerine karşıt ve kızgın insanların olduğunu görmüş oldu. Bu insanı depresyona sokacak bir tecrübe. Belki de o yüzden bu aralar suratı asık geziyor ama gerçekliğe dönmesi kendi adına iyi oldu. Düşüncelerine biraz daha çeki düzen vermesini, bazı konularda daha sertleşmesini bazı konularda ise daha yumuşak davranmasını sağlayacağına inanıyor. Bakalım...
Edit1: Bayan Kene günün ilerleyen saatlerinde Twitter'ın, toplumun gündemine oturan bir olayda adım atılması konusunda nasıl etkili olduğuna şahit oldu. Yaşadığı ülkede, normal şartlarda gerçekleşmesi gereken şeylerin bir sosyal platformdaki kullanıcıların ses çıkarması ile gerçekleşiyor oluşu, Bayan Kene'de bu gibi platformların en azından kendi ülkesi açısından önemli bir rol oynadığını düşündürttü. Ama hala tedirgin. Zira bu rol şimdilik O'nun hoşuna gidiyor çünkü O'nun değer yargılarına uyuyor. Hoşuna gitmeyen bir rol değişikliği olduğunda?.. Bayan Kene, ne olur ne olmaz, hesabı aktif tutmak mantıklı, diye geçirdi içinden.