Top 10 Shocking Documentaries listesinde 9. sırada yer alan "Aokigahara / Suicide Forest" belgeselinde, Azusa Hayano adındaki jeolog ile ormanda kısa bir gezintiye çıkıyoruz. 21 dakikalık belgesel boyunca Hayano ormanın geçmişinden ,şimdiki durumundan ve yetkililerin gösterdiği çabalardan bahsediliyor.
Fuji Dağı’nın yamaçlarında yer alan Aokigahara Ormanı, diğer bir adı ile Ağaç Denizi (Sea of Trees), pek tatsız bir hikayeye sahip. Japonya’nın lanetli ormanı diye bilinen bu pek güzel yer, kayıtlara göre 1988’den beri insanların intihar etmek için tercih etmesi ile “lanetli” ünvanını almış.
Ufak bir bilgi, dünya üzerinde en çok intihar olaylarının yaşandığı ikinci yermiş. İlki Golden Gate köprüsü. Dediğim gibi ufak bir bilgi.
Fuji Dağı’nın yamaçlarında yer alan Aokigahara Ormanı, diğer bir adı ile Ağaç Denizi (Sea of Trees), pek tatsız bir hikayeye sahip. Japonya’nın lanetli ormanı diye bilinen bu pek güzel yer, kayıtlara göre 1988’den beri insanların intihar etmek için tercih etmesi ile “lanetli” ünvanını almış.
Ufak bir bilgi, dünya üzerinde en çok intihar olaylarının yaşandığı ikinci yermiş. İlki Golden Gate köprüsü. Dediğim gibi ufak bir bilgi.
Anladığım kadarı ile Japonya bu meseleyi gerçekten ciddiye almakta. Öyleki Orman’ın girişinde insanları uyarmak adına bir tabela bile konulmuş. Ama bu basit bir uyarı tabelasından çok daha fazla. Yazılı bir psikolojik yardım gibi adeta. "Ne kadar ağır yükleriniz olursa olsun, hayatınız son verilmeyecek kadar değerlidir," diyor. Yalnız değilsiniz, sorunlarınızı paylaşmaktan kaçınmayın, ölmek bir kurtuluş değildir... Bir an aklıma bunun bizim ülkemizde olduğu düşüncesi geldi. Belki vardır, bilmiyorum ama eğer varsa eminim uyarı tabelasında “İntihar etmek tehlikeli ve yasaktır.”dan daha öte bir şey yazmayacaktır. Altında polisin numarası veya şanslıysak kendimizi biraz daha özel hissettirecek bir “yardım kurumunun” numarası olacaktır. Bu da bir şey ama...
Belgesel ilerledikçe Hayano’nun da bir görevi olduğunu görüyoruz. Orman’da gezi rehberi olarak çalışan Hayano, yaptığı gezilerde rastladığı kamp kurmuş insanları uyarıyor, iyi olup olmadıklarını soruyor ve hayatın ne kadar değerli olduğundan bahsediyor. Tıpkı uyarı tabelasının bahsettiği gibi. Kampçının onaylayan cevaplarını aldıktan sonra kampçıyı yalnız bırakırken omuzlarını silkiyor Hayano ve “Yapabileceğim daha fazla birşey yok.” diyor. Üzgün olduğunu, muhtemelen böyle pek çok insanı uyardığını ve hüsranla sonuçlandığını gördüğünü anlıyorsunuz. Gezi rehberi sonuçta ve gezilmesi kamp kurulması yasak yerlerde dolaşması, kimsenin olup olmadığını kontrol etmesi gerekiyor. Yani muhtemelen polisi arayıp pek çok ihbarı yapan kişi Hayano. Siz düşünün artık... Wikipedia’dan aldığım bilgiye göre Hayano gibi pek çok gönüllü insan çalışıyormuş 1970’den beri. Hem cesetleri aramada hem de ziyaretçilere uyarılarda bulunup yardım etmek için çalışıyorlarmış.
Belgesel öyle çok “gore” görüntüler içermiyor (Google’dan aratırsanız pek çok resme rastlarsınız ama tabii ki tavsiye etmiyorum.). Başındaki uyarı bir iki sahne için konulmuş belli ki ama uyarmak lazım. İnsan ne kadar hazırlıklı olursa olsun, olayın gerçekliğini ve ağırlığını farkedince asla hazır olmadığını anlıyor. Terk edilmiş kamplar, polisin şerit çektiği alanları görüyorsunuz. Belki fazla bir şey göstermiyor ama Orman’ın arasında gezerken bir yandan da Hayano’nun anlattıklarını dinlerken, tedirgin bir şekilde sahnelerde bir hareket, bir eşya arar vaziyette buluyorsunuz kendinizi. Geriyor, üzüyor ve herşeyden çok yapılabilecek birşey olmadığını gösteriyor.
Kısa bir belgesel olması açısından, Orman’ın gerçekten görülesi bir orman olması açısından ve anlattığı üzücü hikayeden ötürü izlenir bir belgesel olmuş. Tek bir kişi tanıyorsunuz o orman’da çalışan ama yetiyor işte. Daha size kim ne anlatsın ki...
Belgesel yazı dizisinin üçüncü bölümünde crack bağımlılarının anlattıldığı bir belgeselden bahsedeceğim. Çok yakın bir zamanda olmaz, araya pek çok film girdi ama yazacağım. Kararlıyım.

.jpg)





