Normalde haftasonu sabah 8 de kalkıyor olmak beni olabildiğince huysuz ve mutsuz yapar ama parasını verdiğim, izlemek istediğim bir filme gitmek adına yapılan bu fedakarlık beni her türlü huysuzluktan uzak bir ruh hali içine soktu bu gün.
Sabah ki filmimin ilk dakikaları beni zorlamadı diyemem. Geç yatmanın ve filme adapte olamamanın getirdiği tatlı uyku halleri ile baya bi savaştım. Ama savaşı kazandım. Bunda filmin gidişatının hızlamasının etkisini de düşünmek lazım.
Gelelim daha detaylı film görüşüne. Lars Von Trier'in bütün filmlerini izlemedim. Ama bir yönetmen olarak farklı anlatım şekillerini, sosyal hayatın problemlerine değinmeyi tercih eden biri olduğunu biliyordum. Bu bilgi ışığında çektiği ilk filme gittim. Eraserhead'in beni ne kadar rahatsız ettiği düşünülecek olursa sanırım ondan sonraki sırayı bu film alabilir. Bir cinayet üzerinden ilgili dedektifin türlü psikolojik sorunları, ilişkisi ve bütün bunların gerçekten rahatsız edici bir ütopik bir dünyada geçtiğibir filmdi. Filmde gerçekten anlamadığım tek nokta bunun "Avrupa" ya nasıl bir gönderme olduğu. Ayrıca o bancicamping tadında atlayan adamlar neydi? Sanırım en eğlenceli karakter Kramer'di ama böyle bir filmdeki herhangi bir karakter için eğlenceli demek sanırım hiç doğru olmaz. Neticede beni gayet zorlayan bir film ile başladım festivale.
Günün yorumu yanımda oturan adama ait:
(filmin sonuna doğru filmden bir replik)"Bütün hikayen bu kadar mı yani?"
(yanımda oturan adamın verdiği tepki)"Hakikaten hikayen bu mu yani?!!"
İkinci filmim ise tekrardan irlandalılara saygı ve sevgi duymamı sağlayan, basit bir mafya borcu hikayesinin yerinde güzel müziklerle anlatıldığı bir filmdi. Cillian Murphy' e de aynı şekilde bir kere daha saygı ve sevgi duydum. İrlandalılar kesinlikle çok eğlenceli insanlar. En azından filmleri ile öyle bir etki bırakıyorlar. Ve o konuştukları ingilizce var ya... O bile adama yetiyor. Ama bunların dışında biraz daha objektif yaklaşırsak, basit bir konu etrafında dönen basit bir film diyebilirim. Diyalogları güzeldi. Ama maalesef çeviri bence korkunçtu. Buradan iksv yi ayıpladım. "I'm dying." cümlesini, "Vadem doldu." şeklinde çevirmeleri çok abes geldi. Özellikle bunu söyleyen bir irlandalı ise. Buna rağmen gayet eğlenceliydi. Irish rulz!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder