Bu, evden çıkmadan yazı yazma işi hoşuma gitti. Bu sefer daha kısıtlı bir zamanım var ama kısa kısa notlar düşebilirim.
Gene saçma bir rüya gördüm. Bu seferkini çok net hatırlamıyorum şu anda. Ama içinde 1.30m'lik kesitler vardı. Çizmem gereken grafikler. Ve sanırım bunların ayrı sayfalarda olmaması gerekiyordu. Bilemiyorum, hatırlayamıyorum ama uyandığımda rahatlamış hissettim kendimi. Yani tahminim pek de hoş bir rüya olmadığı yönünde.
Anlatacak iki üç rüyam daha var. Onları göreli de çok olmadı, üzerinden daha fazla zaman geçmeden anlatmam lazım. Doktor Civan ile görüşmem 3 ağustosda. Daha çok zaman var ama kendimi biliyorum. Eğer o zamana kadar oturup yazmazsam 2 ağustos günü kıçım tutuşmuş bir vaziyette aklımda kalan kırıntıları süsleyerek yazmaya çalışacağım. Yazık olur. Hem rüyalarıma hem de yazılarıma.
Bu gün kendimden memnuniyetsiz miyim, bilmiyorum. Sanırım dışarı çıktığım zaman anlayacağım bunu.
Artık güneş gözlüğü takmaya çekinmiyorum. Acaba çekinmeyecek kadar olgunlaştım mı, yoksa güneş artık çekincelerimi bir kenara fırlatacağım kadar bunaltıcı mı?
Birbirimizi iyi tanıyoruz. Bu soruya cevap dahi vermeyeceğim.
Yazı yazabildiğim tek zamanın, evden çıkma ile kahvaltı arasındaki 15 dakika olması da komik. Komik olduğu kadar da üzücü.
Neyse buna da şükretmek lazım. En azından artık buraları sessiz değil. Sen de yalnız değilsin Charlie.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder