Belinin ağrısı dayanılmazdı ama okuldan çıkarken kafasına koymuştu. Hatta Beşiktaş'a inmesinin nedeni de buydu. Bayan Kene okuldan çıktığı anda motora binmeden önce denize nazır bir tane yakmak istemişti. Ve işte buradaydı.
Büfeden alınmış taptaze bir paket ile kalabalığın içinde kendine tenha bir yer buluyor. Bir tane sigara çıkarıp, s.kik çakmağından olabildiğince verim almak adına ellerinin arasına gömülüp yakıyor. Verdiği nefes ile dumanın yanında pek çok şeyi üfleyip uzaklaştırıyor kendisinden. Ya da en azından öyle düşünüyor. Öyle olduğunun hayalini kuruyor. Hemen ardından ikinci nefesini alıyor. Çünkü hala içinde çeşitli artıkların kaldığına inanıyor. Onları da üfledikten sonra daha rahat. Ya da en azından öyle umuyor.
İlerleyen ateşin ardında bıraktığı küllerden kurtarıyor sigarasını. Uçuşan külleri dikkatle izliyor. Sanki nereye gittikleri önemliymişçesine. Ama aslında s.kinde değil. Sadece izlemek istiyor. Kendisiyle alakalı olmayan herhangi birşeyi izlemek istiyor. Tıpkı önünden akıp geçen insanları izlediği gibi.
Genç bir kadın hızlı adımlarla önündeki simitçinin yanına geliyor.
"İlk siftahımı yaptım Osman Abi, bozsana şu elliliği."
Adının Osman Abi olduğu anlaşılan simitçi yanındaki çocukla muhabbetini kesiyor, kadına dönüyor. "Bende de yok be, kızım." diyor. Simitçinin yanındaki çocuk muhtemelen 12, 13 yaşlarında. Suratında hayran bir gülümsemeyle kadını izliyor. Ürkekçe kolunu uzatıyor, elini kadının omzuna atıyor. Cesaret edebildiği kadar ufak bir sıkma hareketi yapıyor. Kadın çocuğa dönüyor, gülümsüyor, "Bir koşu bozuversene şunu." diyor. Kendisine duyulan hayranlıktan faydalanıyor.
Bayan Kene en çok o ürkekçe kol atışı seviyor. Gülümsüyor. Çocuk'un parayı alışını ve bozdurmak için hevesle koşusunu görmeyi bekliyor ki sahneyle arasına güneş gözlüklü biri giriyor.
"Merhaba bir şey sorabilir miyiz?" Muhtemelen Bayan Kene'den bir iki yaş küçük çocuk. Yanında da muhtemelen çocuktan bir iki yaş küçük bir kız var. Bayan Kene yer tarifi vermek için hazırlanıyor.
"Evet?"
"Teşekkürler." diyor çocuk. Durum anlaşılıyor. Ya greenpeace ya da bir başka gönüllü örgütün üyesi vızıldamaya gelmiş. Bayan Kene sigarasından bir nefes daha çekiyor ve dinlemeye koyuluyor.
Güneş gözlüklü çocuk görme engellilerden bahsediyor, kız arkadaşıyla bu işi burs almak adına yaptıklarından ve Bayan Kene, gazetelerinden alırsa kendilerine çok yardımcı olacağından bahsediyor. Bayan Kene ise türlü düşünceler içerisinde çocuğu dinliyormuş gibi yapıyor.
"İyi misiniz?"
İşte bu pek beklenmedik bir soru, diye düşünüyor Bayan Kene. Görme engellilerle bu sorunun ne alakası var. "Efendim?" diyor.
"Eliniz neden titriyor?" diye soruyor çocuk. Bayan Kene bakışlarını sigarayı tutan eline çeviriyor. Parmaklarının arasındaki sigara isterik hareketlerle hafif hafif dans ediyor. Gülüyor. "Bilmiyorum." diyor.
"İyi misiniz?" diye soruyor çocuk tekrar.
"Evet, evet, yok bir şeyim." diyor Bayan Kene.
"Kavga mı ettiniz birisiyle? Siniriniz mi bozuk?"
Bayan Kene çocuğun yavaş yavaş sinirini bozulduğunu düşünüyor. Daha fazla sormaya devam ederse ilk defa birisiyle kavga edecek. "Yok, hayır iyiyim ben, olur böyle." diyor. Gerçekten oluyor böyle arada. "Evet, ne diyordunuz?" diye çocuğun tekrar konuya dönmesini sağlıyor.
"Eğer gazetemizden alırsanız seviniriz." diyor çocuk. Gözlerinin hareketi siyah gözlüklerin arkasından gözükmeyebilir ama kafa hareketi ele veriyor çocuğu. Bir Bayan Kene'nin yüzüne bir eline bakıyor.
"Ne kadar?" diye soruyor Bayan Kene. En azından hal hatır sordu, diye düşünüyor. Cebindeki bozuk paralarda ağırlık yapmaya başlamıştı.
"En az üç lira ama içinizden ne kadar vermek gelirse." diyor.
Bayan Kene gülümsüyor. İçimden üç liradan bir kuruş fazla vermek gelmiyor, yavrum, diye düşünüyor. Elini cebine atıyor. Bozuk paraları şıngırdatıyor ve "Bende en fazla üç lira verebilirim." diyor.
Çocuk uğradığı hayal kırıklığını boynunu hafifçe bükerek gösteriyor. Bayan Kene'nin parayı çıkartışını izliyor. Avcundaki bozukluklardan üç tane bir lirayı toplarken nasıl debelendiğini izliyor. "İyisiniz, değil mi?" diye soruyor.
Üçüncü defa mı ama .mına koyıyım, diye isyan ediyor Bayan Kene. Ama isyanı dudaklarına bir gülümseme olarak yansıyor ve uzatıyor.
"Buyrun."
Çocuk parayı alıyor. "Teşekkürler." diyor, Bayan Kene'ye gazeteyi uzatıyor.
Bir maceranın daha sonuna geldiğini düşünüyor Bayan Kene, uzaklaşan çifti izlerken. Ama çocuk son bir atak daha yapıyor.
"Hiç ayağınızı sallar mısınız?" diyor ve gösteriyor. Ayağının ucuyla seri hareketlerle yeri dövüyor.
Bayan Kene hem soruya hem de izlediği gösteriye inanmaz bir vaziyette bir süre çocuğun yeri döven conversini izliyor.
"Hayır." diyor Bayan Kene. Şaşkın ifadeyle bu sefer çocuğun suratına bakıyor.
"Ben çok sallarım." diyor çocuk.
Ahh, öyle mi .mına koduğum, bende merak ediyordum süpriz yumurtadan çıkmış sümsük herifin teki ayağını sallıyor mu sallamıyor mu demek istiyor Bayan Kene ama demiyor. Dudakları gülümseme amaçlı inceliyor. Ama kesinlikle isteksizce.
"Doktor kalp sorunu, dedi." diyor. "Sizde bir kontrol ettirin."
Çizgi filmin asil kahramanı günü kurtarmanın ardından çizgi filmin konseptine uyarak çocuklara önemli bir ders veriyor. "Eğer elleriniz titriyorsa, eğer ayağını sallıyorsanız -işte aynen böyle!-, doktorunuza başvurun çocuklar! Sonra herşey için çok geç olabilir ve ben bile sizi kurtaramam..." Suratında hayranlık uyandırıcı bir gülümseme ile olmayan pelerini savurup, türlü kahramanlıkla kaldırdığı kız arkadaşını yanına olarak ufuğa doğru yol alıyor... Gözden kayboluyor...
Bayan Kene bir elinde parmakları arasına sıkıştırdığı yarısına kadar içilmiş sigarası, diğer elinde görme engelliler için aldığı gazete uzaklaşan çifti izliyor. Bu neydi şimdi anasını satıyım, diye düşünüyor. Süper duyarlı bir kahraman mı yoksa en güçlü silahı duyarlılık olan kötü adam mı?
Bayan Kene kötü adam olduğuna karar veriyor. Çünkü bu seride sadece tek bir kahraman var o da kendisi. Bayan Kene! Gerçek saçmalıkların içinde hayatta kalmaya, sıkıcı gerçekliklere azıcık animasyon katmaya çalışanların dostu ve yardımcısı Bayan Kene!
S.ktiğimin pezevengi, diye geçiriyor içinden Bayan Kene. Bitmek üzere olan sigarasından son bir nefes alıp izmariti atıyor. Tükürürcesine dumanı üflüyor ve aksi istikametteki ufka doğru yol alıyor. Motorlara doğru.
Bu gün uçmayacağım, diyor. Zira belim çok ağrıyor.
Perde akbil sesleriyle iniyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder