1 Temmuz 2020 Çarşamba

Yükselen Sıcaklıkların İlk Etkileri

Sıcak!!

Dalyan'ın meşhur sıcakları etkisini hissettirmeye başladı. Ağustosta yaşanacak ve bu günleri aratacak sıcakların haberini alıyoruz şu anda. Bir ufak esintiye kurban keseceğimiz zamanlar yaklaşıyor! Herkes önlemini alsın!

Ama aslında alınacak bir önlem yok. Güneşin kavurucu sıcağının pik yaptığı saatlerde dışarıda dolanmamak dışında gerçekten alınabilecek herhangi bir önlem yok. 

Şu an kendimi ateş üzerine yatırılmayı bekleyen bir et parçası gibi hissediyorum. Asıl yakacak olan sıcaklığı uzaktan uzaktan hissediyor ama kaçamıyorum.

Acıktım mı acaba? Saatler 12.53 gösteriyor. Normal şartlarda acıkmamam lazım. O zaman yeme düşüncelerimi bastırmak adına bir bardak soğuk su içeyim. 

Apır sapır konuşmayı seviyorum. Apır sapır yazdığım yazıları da seviyorum. 

Chuck Palahniuk'u da bu yüzden seviyorum. Apır sapır anlatıyor ama aynı zamanda konuya, kişiye ve olaya bağlı kalmayı başarıyor. Okuduğum ilk kitabı Çarpışma Günlükleri resmen aklımı başımdan almıştı. Bu şekilde bir hikaye anlatımı olacağını hiç düşünmemiştim. Resmen ufkumu açtığını söyleyebilirim. 

Ha, açılan ufuk ile ne yaptın, diye sorabilirsiniz. Sormayın. Bir gün bir şey yapacağım. Bir şeyler yapmak için bir şeyler yapıyorum. Aslında şu yarım kalan kısa hikayemi bir bitirsem... Ah, bir bitirsem... 

Ama bu aralar kendimi yaratıcı hissediyorum. Güzel bir iki iş tamamladım, memnun kaldım. Bu akıntıya kendimi daha çok kaptırmak istiyorum. Tabii bu istek yanında eksilerini de getiriyor. Dünyevi işlerden uzaklaşma isteğimi kabartıyor. Dükkan, para, iş... Kendimi bunlardan soyutlamak için içimde büyük bir istek var ama dinlemiyorum. Dinleyemeyeceğim... Hepsini beraber yürütebilirim. Beraber değil de belki biraz onu ileri sürerim, biraz bunu, sonra geri kalan diğer piyonu oynarım vs... 

Zaten hayat bir satranç oyunu değil mi? 

Korkmayın, özellikle bu klişe cümleyi yazdım. Daha o kadar klişe bir insan olmadım. Olabilirim ama... Uçlarda yaşayan, yaşamayı isteyen bir insan değilim. Öyle yaşayan insanları izleyerek mutlu olan biriyim. 

Bu arada kesin bu klişe cümleye benzer bir söylemi yapan yazar, düşünür, politikacı birileri vardır. Baktım. Ve Bobby Fischer'ın direk yukarıdaki cümlenin sahibi olduğunu gördüm. Bunun yanında Isaac Asimov, Benjamin Franklin ve Albert Einstein'da hayat ve satranç benzetmelerini yapmış. 

Bu konuda da kendimizi bir nebze aydınlatmış olarak yazımızı sonlandırıyoruz. Biraz yüzümüze su çarpalım. Öğle güneşinin gücünü hissetmeye başladığımız şu saatlerde vücudumuzun susuz kalmamasına dikkat edelim. Ben gidip bir bardak su daha içeyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder