Filmin yönetmeni Gaspar Noe hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim. Sadece filmleri ile ya fanatiklik derecesinden sevilen ya da yuhalanacak kadar nefret edilen bir yönetmen olduğunu biliyordum. Bu zamana kadar sadece bir filmini izlemiştim.
Irreversible, çıktığı dönemde aynen yukarıda belirttiğim gibi uçlarda yorumlar alan bir filmdi ve meraktan ölmüştüm resmen. İzledim, şok geçirdim ve gerçekten rahatsız eden filmler listemde ilk 5'e soktum. Ama bu filmi beğenmediğim anlamına gelmiyor. Irreversible, gerçekten rahatsız olmanız için yapılan bir film. Amacına ulaşmasının yanında, hikaye anlatımı, sahneleri, oyunculuğu ve kamera çekimleri ile gerçekten beğendiğim bir film oldu.
Climax'i izleyeceğim zaman da beklentim aşağı yukarı Irreversible gibi bir film ile karşılaşacağım yönündeydi. Filmin bu açıdan beklentimin altında kaldığını söyleyebilirim. Ama konu itibari ile zaten Irreversible kadar sert bir film olamazdı. Bir grup dansçının partilediği bir geceyi anlatan bir film olarak sarsıcı bir öyküye sahip değil. Geceye uyuşturucunun dahil olması ve yaşanan "bad trip" ile hikaye rahatsız eden bir noktaya gidiyor. Gene de, hikayenin basitliği ve karakterlerin hissettikleri korkuların öznel olması sebebi ile dışarıda kalıyor olmak, aslında yaşanılan an hakkında bize gerçek fikri veremiyor. Bu nedenle özellikle sonlarına doğru atılan çığlıklar, hareketler ve paranoya seyirciye anlamsız gelmeye başlıyor.
Bu film hakkındaki genel görüşümdü. Ama Climax daha detaylı bir incelemeyi hak ediyor. Açılış sahnesi ile izlediğiniz filmin sonunda çok da normal şeyler görmeyeceğinizi anlıyorsunuz. Sizde merak uyandırıyor. Sonra film yavaş bir tempo ile ilerlemeye başlıyor. Ardından karşınıza çıkan dans sahnesi ise tek kelimeyle mükemmel. Muhtemelen aklımdan gitmeyecek sahneler arasında yer alacak. Kesintisiz, uzun bir dans sahnesi... Sanki film değil de canlı bir dans gösterisi izliyormuşsunuz hissini yaratıyor. Kamera hareketleri ile en iyi açıları yakalayabildiğiniz canlı bir şov. Düşündükçe açıp açıp izleyesim geliyor. Gaspar Noe'nun neden farklı ve isim yapan bir yönetmen olduğunu anlatan bir sahne. Ve o sahnenin bitmesi ile karakterleri, karakterler arasındaki ilişkileri tanıdığımız diyalog bölümüne geçiyoruz. Bence filmin bu kısımları da güzeldi. Geçişler, diyaloglar sıkmıyor insanı. Gecenin nasıl sonlanacağını merak ediyorsunuz. Çünkü işler bir şekilde ilk sahneye bağlanacak...
Gerisini anlatmak spoiler olur ama sadece temponun asla o dans sahnesi kadar yüksek olduğu bir anla karşılaşmadığımı söyleyebilirim. Benim nacizane fikrim "climax"i o sahnede yaşatan bir film olduğu.
Sinemanın kötü çocukları arasında yer alıyormuş Gaspar Noe. Böyle anılmasının sebebinin yaptığı filmlerin korkunç olayları anlatması değil, bence. Bizi rahatsız ettiğini düşündüğümüz şeylerin aslında ne kadar korkunç şeyler olduğu hakkında en ufak bir fikrimizin olmadığı gerçeğini gösterdiği için Noe kötü çocuk. Tabii bu konuda biraz daha net bir fikre sahip olmak adına geri kalan 3 filmini de izlemem lazım. Ama bir yönetmen, yaptığı 5 film ile bu şekilde anılan bir noktaya geldiyse yapmak istediği şeyi gerçekten başardığını söyleyebiliriz.
Climax ile başlayan ve Gaspar Noe ile devam eden araştırmalarım benim New French Extremity sinema akımına götürdü. Gaspar Noe'nun yaptığı 5 filmin 5'ninde yer aldığı 90'larin başında başlayan bu akım seyirciyi irite etmeye yöneliyor. Cinsel çöküş, cinsel şiddet ve rahatsız edici psikozlar akımın genel hatlarını meydana getiren temalar. İnsan vücudu, çıplaklık gibi olgularla bu temaları anlatıyor. New French Extremity içinde yer alan filmlerin çoğu "gore" olarak tanımlanan korku filmleri. Bunların haricinde erotizmi içinde barından gerilim ve sanat filmleri de akım içerisinde yer alıyor. Akım ve Noe hakkında biraz daha fikir sahibi olmak adına Love ve Enter the Void filmini izleyeceğim.
Bakalım kendimi nasıl bir çukurun içine atıyorum, göreceğiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder