Sabah bıraktığım yerde duruyordu. Planım, olur da kendimde Dalyan'a gidecek gücü bulursam gidip dileğimi kanal bırakmak. Bayan Mavi'nin talimatları bu şekilde. "Eğer sabah rüzgardan uçmamışsa dileğini akan bir suya bırak."
Bayan Mavi inançlı biri. Ama sevdiğim bir inanç şekli var. Kendini mutlu eden şeylere, mutlu etme ihtimali olan şeylere inanıyor. Karma'ya da inanıyor. Eden bulur, inancını da seviyorum. Zira bu da O'nu mutlu ediyor.
Benim bir inancım yok. Refleks haline gelmiş kelimeler ve ağız alışkanlıkları, içinde bulunduğum toplumun bir sonucu. Rastlantıların, kimyanın, biyolojinin ürünü olan kocaman bir evrenin içinde küçük ama çok küçük bir parça olduğumuzu düşünüyorum. İnanıyorum diyemem buna. Çünkü düşüncelerimi değiştirecek şeyler olabilir. Ama inanç öyle bir şey değil. Ne olursa olsun, inandığı şeyden vazgeçmiyor insan. Bunun tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Bir tür takıntı gibi. O yüzden olabildiğinden mesafeli durmaya çalışıyorum.
Ama Hıdırellez'i seviyorum. Ezelden beri eski toplumların kutladıkları bir yenilenmenin habercisi. Hoşuma gidiyor. Sanki bahar gerçekten gelmiş gibi hissettiriyor insana. Halbuki, muhtelemen uzun bir süre ekin alamayan bir toplumun, sürdüğü topraktan çıkan ilk yeşili gördüğü andan öte bir gün değil. Ama onların mutluluğu yüzyıllar sonra paylaşıyor olmak, özellikle doğadan uzaklaştığımız bu çağda, insanın kendini bir nebze daha yakın hissetmesini sağlıyor.
Ayrıca dilek dilemeyi de seviyorum. Evet, kara kedinin şanssızlık getireceği düşüncesinden hiçbir farkı yok teoride ama pratikteki kullanımı daha hoşuma gidiyor. Doğum günümde, yıldız kaydığına şahit olduğumda ve Hıdırellez gecesinde mutlaka dilek dilerim (ama kara kedilere herhangi bir garezim yok). Dilek dilemek, pek kişinin düşündüğünün aksine, insana bir hedef koymasını sağlıyor. Kafan karışıksa, içinden pek çok şey dilemek geliyor ama tek bir dilek hakkın varsa, işte o zaman en çok neyin gerçekleşmesini istediğini anlıyorsun. Aklında daha sağlam bir yeri oluyor o hayalin ve yapacakların için bir amaç belirlemiş oluyorsun. Kazandığın parayı nereye harcayacağını ya da paran varsa nasıl değerlendireceğini, sağlıklı ya da mutlu olmak için çaba harcamanı sağlıyor. Motive ediyor seni.
İşte tam bu yüzden, dün gece, alelacele ufak bir kağıtla dileğimi diledim. Toprağa bıraktım. Toprağına bıraktığım gülün yapraklarını sevdim ve tomurcuklarını farkettim. Bir sürü tomurcuğu vardı. Gün içinde önünden en az iki kere geçtiğim ama hiç dikkat etmediğim tomurcuklarını Hıdırellez aktivitesi sayesinde farkettim.
Yatmadan önce Bay Nerd'e sordum.
"Bu gece Hıdırellez. Var mı bir dileğin?"
"Dileğim... dileğim..." bir yandan telefonunu şarja takmaya çalışıyor bir yandan kendisine çok uzak olan bu konuya nasıl dahil olabileceğini düşünüyordu. "Dileğim, insanların batıl inançlardan vazgeçmesi." dedi.
Aynı anda hem kendiyle çatıştı, hem cevabından memnun kaldı hem de beni cevapsız bırakmadı. Kendine yakışanı giymiş olmanın mutluluğu ile yanıma kıvrıldı. Ben de Hıdırellez'i kaçırmamış olmanın mutluluğu ile O'na katıldım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder