Neredeyse 2 aydır yazmıyorum ama bunun çok mantıklı bir sebebi var. Belki de ilk defa yazamıyor oluşumun bu kadar mantıklı bir sebebi var.
Hâlâ bu sebebi başından sonuna kadar anlatacak gücü kendimde bulamıyorum. Belki de henüz bir sona ulaşamadığı için olabilir bu. Ama ihtimaller üzerine düşünmek mevcut durumu değiştirmiyor. Ve mevcut durum benim hâlâ 23 Nisan'da başlayan kaosu anlatmaya halimin olmayışı.
Gene de kısa, ruh halimi en basit haliyle anlatan bir yazı yazarak geri dönmeyi başardım. Çok kaliteli bir geri dönüş olmadı, farkındayım. Ama zaten hayatımda şu ara kalite aramıyorum.
Şu ara aradığım şey beni odaklayacak, zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağımı sağlayacak bir uğraş. Ama sanırım yeni bir uğraş. Çünkü eski uğraşlarımın hiçbirine elim gitmiyor. Buna, yapmayı en çok sevdiğim şey, oyun oynamak da dahil. Bayan Kene için çok tuhaf bir dönem, anlayacağınız. Belki de daha zamanı gelmemiştir. Ya da size daha güzel bir ihtimalden bahsedeyim mi? Belki de geleceği zamanı beklememe gerek kalmaz! Çok basit bir haberle aradığım şeyi bulmama gerek kalmayabilir.
İnsanın kendini tek bir özneye, göreve, fikre bağlı olmamasını savunmuşumdur. Bu hayatta deneyeceğimiz, göreceğimiz ya da konuşacağımız o kadar şey varken tek bir şeye tutunmanın anlamsız olduğunu düşünmüşümdür. Ama elinizde var olduğunu sandığınız şeyin bir sabah apar topar koparılıp götürülmesi bütün her şeyi değiştiriyormuş. Onu anladım.
Aslında sanırım aradığım şey bir kum torbası. Filmlerde gördüğümüz, gerçek bir kum torbası değil. Gerçek bir kum torbasının önüne geçsem, kıçımdan ter akıncaya kadar yumruklar, günün sonunda ne kolumda ne de bacaklarımda derman kalır ama içimdeki öfke geçmez gibime geliyor. O zaman da bu öfkenin nasıl geçeceğini merak etmeye başlıyorum. Ya da hiç geçecek mi?
İnsanın hayatında kırılma anları olduğuna inanırım. Bir iki kırılma anım oldu ve o anlardan sonra aldığım kararlar beni çok daha iyi bir noktaya getirdi. Bknz. Dalyan'a taşınmak. Ama şu an yaşadığım kırılma anının sonuçlarını öngöremiyorum. Zira bende ve bizde neyi kırdığını tam olarak söyleyemiyorum. Galiba bunu Bay Nerd geldikten sonra anlayacağım. Muhtemelen beraber anlayacağız.
Bugün kısacık bir hikaye yazdım. Biraz daha üstünde çalışmam gerekiyor. Niyetim Bay Nerd'e göndermek. Normalde ona hikayelerimi pek okutmam. Sert eleştirilerini kaldıramayacak kadar hassassım yazdıklarım konusunda. Ama iki aydan beri aralıksız gönderdiğim sayfalarca mektuptan sonra Bay Nerd'le ilişkimizin bir adım daha ilerlediğini söyleyebilirim. Yani sanırım artık sert eleştirilerini kendimi geliştirmek için kullanabilirim. Neyse, bunu hikayemi gönderdikten ve onun yorumlarını okuduktan sonra anlayacağım.
Espri anlayışım hâlâ çok iyi değil. O nedenle Dalyan Gastesi'ne yazacak bir konu aklıma gelse bile içine koyacak komiklikler ya da absürtlükler bulamıyorum. O konuda sıkıntılarım devam ediyor.
Odaklanma problemi de yaşıyorum. Bu problemin en büyük nedeni de devamlı Bay Nerd ile ilgili yeni bir gelişme olmasını beklemekten kaynaklanıyor. Her ne kadar ülkenin gerçekleri ve bu gerçekleri en açık hali ile gören yetkili insanlar bana yakın zamanda bir değişiklik olmayacağını söylese de, mantığım da aslında onların doğru bir çıkarım yaptığını görse de kelimenin tam anlamı ile yüreğim bunu kabul etmiyor. Resmen içine almıyor bunu. Ne zaman kabullenmeye çalışsam göğsüme bir ağrı giriyor, midem bulanıyor, gözlerim yanıyor. Ne yüksek ihtimalle olması beklenen şeyi kabul edebiliyorum ne de düşük ihtimalli seçeneğe içim rahat bir şekilde inanabiliyorum. Arada kalıyor, boğuluyor ve bunun sonucunda kendimi hep aynı düşüncelerin içinde tekrar eder halde buluyorum. Odaklanamıyorum.
Ve bütün bunlara rağmen bloguma geri dönebildim. Buna da ayrıca hayret ediyorum. Geri dönmenin nedenleri arasında sanırım olan olayları kayıtlara geçirme isteği de var. Ama mesela Defter'e bahsedemedim bunları daha. Kim bilir Defter hangi günde kaldı? Belki de en son Bay Nerd'le yaptığımız hafta sonu kaçamağında kalmıştır. Çoko'nun inek kovaladığı, benim Bay Nerd ile birbirimizden uzaklaştığımızı hissedip korkmaya başladığımı kendisine söylediğim günde. O güne dönmeyi çok isterdim. Ama bir yandan da o güne dönmek şu anda bulunduğumuz yeri değiştirmezdi muhtemelen. O yüzden çok anlamsız bir dilek olur. Vazgeçtim...
Zaten geçmişe gitmek istemiyorum ki! Mümkünse zamanda ileriye doğru atlama yapmak istiyorum.
Sanırım artık bitirsem iyi olur. Uykum geldi. Biraz şiir okuyup Bay Nerd'e gönderecek bir şeyler bulacağım. Bay Nerd'ün şiir sevdiğini biliyor muydunuz? Ben de bilmiyordum! Bu da bu saçma dönemin artılar haznesine yazacağım bir şey. Eksiler hanesini hiç konuşmayalım. Ya da bir gün salya sümük konuşuruz. Bilmiyorum. Bazen kimse ile paylaşamayacağım hıçkırıklar atmak çok anlamsız geliyor. Bazen ise kimsenin duymaması için özen gösteriyorum. Bu da arada kaldığım diğer bir konu.
Bütün yazma enerjimi Bay Nerd için harcadığımı düşünürken bloga bir yazı yazmış olmak beni mutlu etti. Arkası gelirse daha da mutlu olurum. Ama yarın mini hikayem üzerinde çalışacağım. Göndermem lazım!
Bu arada zaman makinesi konusunda fikri olan varsa, paylaşırsa sevinirim! Zira ben çok bir ilerleme kaydedemedim!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder