20 Ekim 2022 Perşembe

Sanırım Bir Molaya İhtiyacım Var

Prozac'ın dozunu arttırdığım bu günlerde gördüğüm rüyalar pek acayip, pek düşündürücü. Bence hepsinin senaryosu 1buçuk saatlik bir film ama kendi beynime bu kadar iltifatı fazla görüyorum. Neyse, arkada Katatonia çalarken dün gece gördüğüm rüyayı anlatmaya başlayayım...

Ben küçükken kalabalık aile toplantılarımız olurdu. Kuzenler, amcalar, halalar bir evde toplaşır yemek yerdik. Yine öyle bir ortamdayım ama bu sefer bir düğün kutlaması yapıyoruz. Benden bir yaş küçük olan kuzenim Çiroz evlenecekmiş (Ufak bir dipnot; Çiroz gerçek hayatta evli ve çocuklu). Biz de bir kutlama yemeği yapıyoruz. Herkes düzgün giyinmiş, sanki kutlama yemeği değil de nikahın kendisi gibi. Çiroz'un eşi, uzun boylu, ince, sarışın bir kadın. Kutlamanın bir noktasında Çiroz uzaklara dalıyor ve bir anda kafasının sağ tarafından kan fışkırmaya başlıyor. Korku ve telaş içinde hastaneye gidiyoruz. Çiroz'un öleceğini söylüyorlar. Yapılacak bir şey yokmuş, vücudu eriyerek, çürüyerek ölecekmiş. Çiroz'un korktuğunu görüyorum. Yanına gidiyorum. Dudaklarını sıkıyor ağlamamak için. Korkma, diyorum. Hiçbir şey olmayacak, korkacak bir şey yok, yanındayız, diyorum. Dakikalar geçtikçe Çiroz'un vücudunda değişiklikler oluyor. Bir noktada doktor kafasına bir şırınga saplanması gerektiğini, bunun ona iyi geleceğini söylüyor. Ama Çiroz'u tutmamız gerektiğini söylüyor. Ben bir kolunu tutuyorum, bir kolunu da ya abisi ya da amcam tutuyor. Doktor uzun, ince bir iğneyi Çiroz'un alnına saplıyor. Çiroz'un gözleri kocaman oluyor, yaşla doluyor, bütün vücudu titriyor ve ben gözlerinin içine bakıp, tamam, geçti, diyorum. Daha iyi olacaksın. Sonra onunla vakit geçirmek için hepimiz bir şeyler yapıyoruz. Ben eskiden dinlediğimiz müzikleri açıyorum ona. Yanında olmam lazım, onu rahatlatmam lazım. O yüzden hiç yanından ayrılmıyorum. Normalde o kadar yakın değilizdir Çiroz ile. Sadece yaşıt olduğumuz için beraber oyunlar oynadık, daha çok vakit geçirdik. Ama şimdi yanında birinin olmasına ihtiyacı var. Ara ara sevgilisi geliyor yanına. O zaman yalnız bırakıyorum onları. Ölen amcam da orada. Hep beraber eski görüntülerimizi izliyoruz. Beraber yaptığımız piknikler, yemekler vs. Çiroz'a izletirken biz de izliyoruz. Bir anda sevgilisi de hasta olmaya başlıyor. Kusuyor. Onu da aynı odaya yatırıyorlar. Doktor onun da öleceğini söylüyor. Çiroz bir yanımdaki yatakta yatıyor, öbür yanımda da sevgilisi. Ama sevgilisi Çiroz'dan çok daha hızlı kötülüyor. O kadar zayıflıyor ki kemikleri ortaya çıkıyor. O kadar zayıflıyor ki kemikleri kırılmaya başlıyor. Yatakta adeta bir iskelet torbasına dönüşüyor. Bir ara boğuluyor gibi oluyor, yataktan kalkmaya çalışıyor ama ağzına giren boru yüzünden kalkamıyor. Kardeşim boruyu tutmaya çalışıyor, kız boruyu çıkarmak istiyor. Kardeşim boruyu ittiriyor. O sırada kızın incelmiş dersinin altında boruyu görüyorum. Çürümüş karnında hareket ettiğini görüyorum. En sonunda çıkarıyorlar boruyu. Kız kusuyor. Kusması iyi değil, diyor halamın doktor olan eşi, ölüyor diyor. Kız yatakta yatıyor. Morarmış yüzü o kadar zayıflamış ki gözleri kocaman kalmış. Kocaman gözleri kapalı, dudaklarını kıpırdatarak bir şeyler mırıldanıyor. Beraber olacağız, diyor. Seni bekleyeceğim. Bedeni içi boş bir kukla gibi. Kafasını bir hemşire tutuyor. Öldü, diye düşünüyorum. Bırak artık kafasını. Ama hemşire kızın gözünü açıyor parmakları ile ve bana bakıyor. Hemşire gözlerimin içine bakıyor. Sanki özellikle bana gösteriyor o gözlerdeki boşluğu. Bu yaptığını çok insanlık dışı buluyorum. O vücudu artık rahat bırakması lazım. Bu arada Çiroz gittikçe kötüleşiyor. Vücudu o kadar erimiş ki metal bir masada sadece kafası kalmış, vücudu gerçekten sıcakta eriyen bir buz misali eriyor, dağılıyor, kolları, gövdesi yok oluyor. Metal masanın kenarlarından akıyor ama o hala konuşuyor. Ben de konuşuyorum onunla. Sakin ol, kötü bir şey olmayacak, diyorum. O sırada onun da ağzında bir boru var ama eriyen parçaları yüzünden ağzından kayıyor, öksürmeye başlıyor, boruyu yerine yerleştirmeye çalışıyoruz. Bu sırada daha çok eriyor. Kafası da dağılmaya başlıyor. Birkaç şey söylemeye çalışıyor ama ya ne olduğunu anlayamıyorum ya da şu anda hatırlamıyorum. Sadece bütün süre zarfın boyunca ne kadar soğukkanlı kaldığımı düşünüyorum. Annem bile arada kendini tutamadı, odadan ağlayarak çıktı. Ben ise Çiroz'un yanında devamlı soğukkanlı ve güçlü oldum. Önemli olan da buydu, diye düşünüyorum. Ve uyandım. 

Bu gibi ölüm konulu pek çok rüya görmüştüm. Özellikle üniversite zamanı Doktor Civanım ile görüşürken annemin öldüğü, dayımın öldüğü, kardeşimin öldüğü pek çok rüya gördüm. Ve hepsinde deliler gibi ağladım, isyan ettim, öfkelendim. Bazısından ağlayarak uyandım. Ama şimdi, Çiroz ve sevgilisinin adım adım ölüme gittiği, hatta çirkin bir ölüme gittiği bu rüyadan hiçbir şey hissetmeyerek uyanıyorum. Bir sürü yatakta bunu düşündüm. Hala kafamda ne kadar soğukkanlı olduğum vardı. Ölümden ne kadar korksam da Çiroz'a kötü bir şey olmadığını söyleyişimi, her şeyin yoluna gireceğini söyleyişimi hatırladım. Bir yanım büyüdüğümü söyledi. Eskisinden çok daha güçlü olduğumu söyledi. Bir tarafım ise bunun pek normal olmadığını, duygusuz birine dönüştüğümü söyledi.

Ve tabii ki hemşireyi çok net hatırlıyordum. Ölmek üzere olan kızın göz kapağını açıp bana gösterirmiş gibi tuttuğunu ve hemşirenin gözlerimin içine baktığını... 

Rüya güzel bir zamana denk gelmişti çünkü Beyaz Fonlu Uzman ile seansım vardı. Tabii ki bu rüyayı anlattım. Bariz olanı ikimizde görüyorduk. Çiroz aslında Bayan Nerd idi ve sevgilisi de Bayan Kene. Peki ben kimdim rüyada? Biraz bunun üzerine düşündüm ve ölen Bayan Kene'nin duygularının vücut bulmuş hali olabileceğine karar verdim. Ve o Bayan Kene ile ilgilenen kimse yoktu. Kardeşim ve hemşire dışında kimse yoktu. Beyaz Fonlu Uzman hemşirenin kim olabileceğini sordu. Aklıma kimse gelmiyor, dedim. Sizce ben olabilir miyim, dedi. Sizinle geçirdiğim zamanda bana hiç insanlık dışı gelen bir şey yapmadınız, dedim, hiç öyle düşünmedim. Kime gösteriyordu hemşire, diye sordu. Bana gösteriyordu, dedim. Ne gösteriyordu hemşire size, diye sordu. Kızın gözündeki boşluğu görmemi istiyordu, dedim. Ve böylece hemşirenin Beyaz Fonlu Uzman olma olasılığı yükseldi. Ben, bana gösterdiğini görmek istemediğim için onun yaptığını insanlık dışı bulmuştum. Sadece ölen Bayan Kene'yi değil, buna şahit olan Bayan Kene'yi de rahat bırakmasını istemiştim hemşireden. Sanki ne kadar ölü olduğumu görmek istemiyor gibi... 

Kendi duygularınızı dışarıda bırakıp başkalarının yanında olmaya odaklanmış durumda olduğunu anlatıyorsunuz, dedi. Evet, aynen öyle, dedim. Bir süre düşündüm. Ama zaten başka türlü olmaz ki bu senaryoda, dedim. Benim yerimde kim olsa aynı şekilde ilerleyecek, aynı şekilde oynayacak, aynı yere gelecek. Başka bir yolu olmadığını mı söylüyorsunuz, dedi. Evet, dedim, başka bir yolu yok, bu yüzden de bu senaryodan çıkmak istiyorum, dedim. Bu hayattan gitmek, başka bir senaryoya dahil olmak istiyorum. Ailenizin, eşinizin farklı mı olmasını isterdiniz, diye sordu. Düşündüm. Başka bir senaryoda olmak için böyle olması lazım ama bu onlardan bıktığım için değil, onların içinde olduğu senaryoda artık olamıyorum, dedim. Bay Nerd'ü seviyorum, ailemi seviyorum ama yaşadığım bu hayatı sevmiyorum. 

Peki, dedi, şimdilik burada bırakalım, süremiz doldu, haftaya devam edelim.

Peki, dedim. Görüşmeyi sonlandırdık.

Keşke şu anı da böyle sonlandırabilsem. Önceden uzun bir uykuya yatmayı ve bütün sorunlar çözüldüğü zaman uyanmayı istiyordum. Şimdi ise bunun gerçek olamayacağını anlayacak kadar büyüdüğümü görüyorum ve sadece bir anlığına, bir süreliğine bütün dünyanın durmasını istiyorum. Zamanın durduğu yerde tek başıma olmak istiyorum. Biraz nefes almak, dolaşmak, farklı bir yere gitmek, dinlenmek istiyorum. Sonra tekrar kaldığım yerden devam edebilirim. Yeter ki bir süre dünya dursun.

Buradan, bu evden, bu kafeden, bu insanlardan gitmek benim için bir yol. Belki bu yüzden saçmalıklar yapıyorum, belki bu yüzden çok içiyor ve bir başkası olmaya çalışıyorum. Daha sosyal, daha eğlenceli, daha umursamaz... 

Biraz da bunun üzerine düşüneceğim...

Bu arada artık netleştirdim, "I am nothing" Katatonia'nın en sevdiğim şarkısı, kayıtlara geçsin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder