müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2013 Pazartesi

Biraz 80'ler Synthpop

Müzik konusunda pek yeni gruplara bulaşmışlığım yok bu aralar. Ama yeni loop’a aldığım şarkılar var.

Geçenlerde bir arkadaş tavsiyesi ile karşıma çıkan eskilerden, bir New Order şarkısı beni resmen kendisine tutsak etmiş durumda. New Order dinlemem çok, Joy Division’dan sonra aynı ağır havaya sahip olmadıklarını gördüğümde hayal kırıklığına uğramış ve dinlememiştim. Ama gel gör ki kendilerini Joy Division’dan ayrı olarak değerlendirmem gerektiğini suratıma çok güzel bir şarkı ile vurdular.

Bir seksenler şarkısı olmasından dolayı, seksenler klibine sahip. O yüzden siz en iyisi play’e basıp internette gezinmeye devam edin. Vidyoya takılırsanız şarkıya odaklanamazsınız.



Akabinde ben de, başka bir şarkı ile tavsiyede bulunmak isterim. Muhtemelen duymuşsunuzdur eskilerden. Belki filmden... Eminim tanıdıktır size melodi. Çünkü bana da aynı şey oldu. Talk Talk’dan habersiz bir insandım ama Such a Shame’den haberim vardı. Biraz ayıp oluyor tabi. Bu ayıbımı gidermek için Talk Talk’ın albümlerini indirip dinleme görevini üstlendim. Hakediyorlar. Nasıl New Order tekrar değerlendirilmeyi hakediyorsa...

Such A Shame’de bir 80’ler şarkısı ve klibide göreceğiniz üzere baştan aşağı 80’ler. Ama bu klip hoşuma gidiyor. Adam da hoşuma gidiyor, Mark Hollis.



Dinleyin, 80’lerden tınılar dinlemek iyi geliyor adama. 70’ler kadar iyi olmasa da :)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

OneLove' dan kısa kısa

OneLove'a gittik, gördük, dinledik ve döndük.

Öncelikle bence, festivale uzun elbise, etek ile, beyaz olan her türlü şort, pantolon ile, dolgu olsun normal olsun topuklu olan herhangi bir ayakkabı ile gelinmez. Sıkıntıdan başka bir şey yaratmaz, seni de üzer yanındakileri de üzer. Yapma etme, giy güzelinden bir şort üstüne de bir askılıdır, tişörttür herhangi bir zıkkım, ayağına geçir bir lastik ayakkabı ya da haydi benden olsun, bir sandalet, salına salına gel, rahat rahat uzan çimlere, seril, müziğe dayanamadığın zaman da güzel güzel hopla zıpla. Şimdi böyle eğlenceli bir manzaranın içinde yer almak varken ne diye her yaptığın hareketten sonra oranı buranı düzeltmene sebep olacak giysiler giyip, en az 2 saat ayakta kalmanın ayağına işkence etmesine sebep olacak ayakkabılar geçirip sıkıntı içerisinde konser izliyorsun? Ben bunu anlamıyorum. Bu geçen iki günde de hiçbir şekilde anlamadım.

Arkadaş amma çok şu kalın çerçeveli güneş gözlüklerden takan var! Zilyon tane! Marjinal olmaktır, orjinal olmaktır ya da farklı bir havaya sahip olmaktır -veya bunların hepsi aynı anlamdadır- artık bu gözlüklerle imkansız. Herkes birbirinin aynı oluyor o gözlüklerle. Başka bir şey bulmak lazım artık. Ya da bulmaları lazım. Bir dahaki OneLove'a...

Manic Street Preachers'ın seveni çokmuş bu bahsettiğim kesimde. Sahip olduğu bu popülerlik gruba antipati duymama neden oldu. Aslında hakikaten bu popüler olana tavır alma huyumdan hiç hoşlanmıyorum ama bir gerçek. Hoş değil,biliyorum.

Happy Mondays diye bir grup varmış, eğlenceliymiş de... OneLove bana bir şey kazandırdıysa o da Happy Mondays. Dans bile ettirdiler bana.

Editors... Şaşırdım... Kulaklıktan pek bir soğuk, pek bir yerinde çalıp söyleyen grup havası veriyordun. Ama dünya gözüyle -bu da ne demekse?!- izledim ve öyle olmadığını gördüm. Meğersem pek bir hareketli, pek bir sıcakkanlıymışsın. Sahip olduğum yanlış ön görüden dolayı özür dilerim. Bir de Papillion, canlı haliyle daha güzel geliyor kulağa.

Gelelim gecenin son adamı Suede'e... Eski, yaşını almış vs... Ama ben onlardan daha gençlerinin iki adım atamadığını biliyorum, bilmekle de kalmıyor hatta görüyorum. Öyle olunca karşımda hoplayıp zıplayan, giydiği mavi gömleği terden laciverte döndüren bu beyefendiye diyecek lafım kalmıyor, saygıda kesinlikle kusur etmiyorum. Seyirci ile pek bir diyalog kurmamalarını -hatta hiç kurmamalarını- yaşlarının getirdiği huysuzluğa veriyor ve gösterdikleri dinç performanslarından dolayı kendilerini tebrik ediyorum. Ama Suede'in şarkılarına genel olarak hakim olmadığımı görmek beni üzdü ve utandırdı. Ama iş işten geçmişti, bende rtime ayak uydurup salım salım salındım, yeri geldi zıpırdadım.

Genel olarak OneLove indie jikslerin daha çok katılım gösterdiği, "dar alanda kısa paslaşmalar" anlayışına sahip bir festival düzeninin olduğu ama ses sisteminin gayet temiz olduğu bir festivaldi. Ve anlamamı sağladı ki, geçen seneki Sonisphere'in üstüne zor festival yapılır.

Ahh ahh... Özledim be...