O kadar akşamdan kalmayım ki ancak o kadar olur. Belki de ilk defa, uzun akşamdan kalmalarımdan sonra ilk defa, evden, yataktan çıkmayı istemedim. Uyandım ve önümdeki günü nasıl bitireceğimi düşündüm bir süre. Ve anladım ki düşünerek bitmeyecek. Aksiyona girmek şart.
Aksiyona da girdim. Kalktım ve geldim. Resmen işimin başında dikiliyorum. Ancak bunu yapabiliyorum. Ha, bir yandan da mandalina yiyor ve soda içiyorum. Akşamdan kalmalığa hangisi iyi gelir bilemedim, ben de hepsini deneyeyim dedim. En kötü kusarım ve o da çok korkunç değil. Hatta şu anda düşününce rahatlatıcı bile geliyor. Tabii müşteri yokken...
Yaşlanmışım. Eskiden olsa böyle bir akşamdan sonra sabah 7'de kalkıp 8buçukta ofiste olurdum. Şimdi ise 11'de zor dikildim kafenin kapısında.
Zor.
Yapman gerekenleri yapmak bazen çok zor.
Bu gün Dalyan'da efsane bir rüzgar var. İnsanın kapılıp gidesi geliyor. Böyle zamanlarda başında durmam gereken bir kafem olduğu için mutsuz hissediyorum.
Rüzgara rağmen hava soğuk değil. Hatta kafe bu mevsimde hiç bu kadar sıcak olmamıştı. "Fırtına öncesi sessizlik"i değiştirip "fırtına öncesi sıcak basması" yapmak lazım. Çünkü şu anda gerçekten o var havada.
Bugünü kafayı kaldırıp gökyüzüne bakma günü ilan ediyorum. İnsana kendini küçücük hissettiren harika bulutlarla kaplı gökyüzü. Bir bulutun sizi küçük hissettirmesi çok acayipmiş. Az önce deneyimledim. Tavsiye ederim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder