Ne olmuş buralara böyle?! Beş karış toz kaplamış rafları, halıların üstünde gezindikçe bir bulut kalkıp havada asılı kalıyor! Hava bile ağırlaşmış, çökmüş bütün eşyaların üstüne. Masaların, kağıtların, tuşların ve kelimelerin üstüne çökmüş.
Ne olmuş yahu buralara?
Aslında ne olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü sebebi benim. Çıkıp gittim buradan, sanki hiç varolmamışçasına. Bakamadım. Pek mecalim yoktu. İsteğim de yoktu, açıkçası. Çünkü tek bir istek sarmıştı bütün beynimi. Sadece ona odaklanmış, ona yazmış, ona anlatmıştım. Ama niyeyse bu gün, bir değişiklik yapmak istedi beynim.Belki uyanmak istedi.
Belki de baharın gelişi ile o da bir silkinip kendine gelmek istedi.
Belki de sırtımdaki yumrudan kurtulmanın verdiği mutlulukla biraz daha umut kapladı içimi, sanki başka şeylerden kurtulacağımızın bir habercisi.
Sebebi ne olursa olsun, işte buradayım Charlie.
Ha, ama elimde bir süpürge yok tozları, kirleri temizlemek için. Öyle bir niyetim olsa çok daha somut şeylerden başlar ve evimi temizlerim! O gücü kendimde bulduktan sonra buraları bal dök yala yaparım! Ama önce eve sinmiş pislikten kurtulmam lazım.
Eve sinmiş pislik derken sadece tozdan, çöpten, kirden bahsetmiyorum. Mesela bu gün, dün kullandığım kahvaltı tabağını bir kere daha kullandım. Bu işlerin kötüye gittiğinin en belirgin işareti oldu benim için. Bu sabah aydınlanma yaşamamı bu sağladı, diyebilirim. Eğer böyle devam edersem kullandığım kahve bardağını da tekrar kullanacağımı fark ettim. Ve sırf işlerin kötüye gitmediğini kendime kanıtlamak için, hiçbir manası yokken, mutfak lavabosunu temizledim.
İyi oldu ama. Sinek yapmaya iki kaldığını hissediyordum.
İşin kötü tarafı da bu! Hala hissediyor olmak. Böyle giderse sineklerin geleceğini hissediyorum. Süpürgeyi elime almazsam örümcek ağlarının birikeceğini hissediyorum. Çamaşır yıkamazsam koktuğumu hissediyorum. Ve bu histen tiksiniyorum. Aslında tiksinmesem, her şey daha kolay olacak. Benim için daha kolay olacak. Çevrem için ise tehlikeli bir organik atık kıvamına geleceğim.
İşte bu noktada da "Kimin umurunda?" demek isterdim ama bu da zaten işlerin kötüye gittiğinin bir sonraki göstergesi.
Ama umudumu kaybetmedim. Bir gün evimi temizleyeceğim konusunda ümitliyim. Evimin düzenli olacağı, temiz olacağı konusunda ümitliyim. Yapabilirim ve bir noktada yapacağım. Her hafta kendime "Bu salı yapacağım!" diyorum ama çiçeklere su vermek bile angarya geliyor. Sonra bir bakmışsın evden çıkmam gerekmiş! Hay allah...
Kendimize ne kadar kolay bahaneler buluyoruz. Ama bence benim bahanem esaslı! Bu kadar da iddialıyım.
Evet, Charlie... Evimdeki durum böyle iken beynimi temizlemeye girişmem pek de mümkün gözükmüyor. Aynı kahvaltı tabağını iki üç kere kullanıyorsam toz içinde kalmış beyin raflarım arasında kendime bir köşe bulup kirli ve pis kelimeleri kullanarak bir yazı yazmaktan da çekinmem. O yüzden hiç "yeni ve temiz bir sayfa açma" geyiklerine girmeyeceğim. Şu ara temiz demek bile üzerimde eğreti duruyor. İki üç boy büyük geliyor.
Yine de bence sevinmeliyiz. Zira bütün bunları rağmen yanına gelip bir iki satır karaladım. İçimde bir yazma isteği de var. Çıkacaklardan emin değilim. Beraber göreceğiz. Zaten hep öyle olmadı mı?
Benim sevgili arkadaşım Charlie... Kirden oluşan bu sisin içerisinde seni görmek, bulmak gerçekten iyi oldu. Kaldığımız yerden devam etmenin garantisini veremem ama ara ara bir çay içmek için uğrayacağım gibi gözüküyor. O yüzden şimdilik ufak barakımızın ocağındaki tozlardan kurtulsak yeter. Sen çaydanlığa suyu koy, çayı ben getireceğim!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder