Çok karışık duygular içerisinde olduğumu söyleyebiliriz. Hayatımızın normale dönme ihtimali 30 Ağustos günü yayınlanan bir haber ile beklenmeyen bir artış gösterdi. Haberi önce çok ifadesiz bir şekilde karşıladım. Öyle ki Bay Nerd'ün annesinin heyecanını çok soğuk bir şekilde paylaştım. Ama onun ardından gerçekleşen her telefon konuşmasında bu soğukluğum biraz daha kırıldı, biraz daha kırıldı ve en sonunda Bay Nerd ile aynı durumda olan iş arkadaşının eşi ile konuşmamda ağlamaya başladım. Ama bunun sebebi mutluluk değildi. Daha çok korku hakimdi. Yaşanan yeni gelişmenin başımıza daha başka felaketler getireceğinden korkuttuğumu anladım. Çünkü "Sistem"e karşı hiç ama hiç güvenim kalmamıştı! Sistem, bizim başımıza iyi bir şey gelmesine izin vermezdi. Biz onun çarkları altında ezilen bir güruha dahildik. O yüzden gerçek suçlunun yakalanmış olması suçsuz olan Bay Nerd'ün çıkacağı anlamına gelmiyordu, benim gözümde.
Bir sonraki telefon konuşması ile Bay Nerd ile oldu.
Ne korku kaldı, ne ümitsizlik, ne de Sistem! Bay Nerd mutluydu, ben mutluydum ve başımıza güzel bir şeylerin gelme ihtimali vardı! İşte o zaman gerçekten mutluluktan ağlamaya başladım. Çok uzun zamandır istediğiniz bir şeyi elde etmeye çok yaklaştığınızı hissettiğinizde inanılmaz bir heyecan ve mutluluk duyuyorsunuz. Tam olarak tecrübe ettiğim şey buydu. Ve bu insan da çok farklı şeyleri tetikliyor. Bir yandan gülerken bir yandan gözlerinizden yaşlar akıyor, burnunuz akıyor ve bir yandan elleriniz titriyor.
Tabii telefon kapandıktan yaklaşık bir saat sonra ise başka bir ruh haline büründüm. Bu sefer de beklediğimiz güzel şeyin olmama ihtimali aklıma geldi. O mutlu olduğumuz anın gürültüyle, bir jenga kulesi gibi yıkılacağını düşünmeye başladım. Elinde değildi. İnanılmaz bir tedirginlik hakim oluyordu bu sefer. Ne yerimde oturabiliyordum, ne düşünebiliyordum ne de hayal kurabiliyordum.
Bu biraz fırtına bulutlarını görmekten korkarak ufka bakmak gibi. Size doğru çok tatlı bir ruzgar esiyor ama bunun serinletici bir meltem mi yoksa bir fırtınanın başlangıcı mı olduğuna emin olamıyorsunuz. Çünkü paranoyaksınız. Çünkü güvensizsiniz. Çünkü her türlü saçmalığın yaşandığı bir sahildesiniz.
30 Ağustos'tan beri uyuyamıyorum. İçimde tuhaf bir sıkıntı var. Bir tarafım böyle olmamasını, mutlu olmamı ve umutlanmamı istiyor. Ama diğer tarafım da o kadar temkinli ki Bay Nerd'ü bile sakinleştirmek, heyecanlanmamasını söylemek istiyor. Ne düşüneceğimi bilmiyorum. Vücudumun içi boş gibi geliyor. Uzaktan bir şeyler yaptığını izler gibiyim. Ama asla içinde olamıyorum.
Acaba gerçekten bir şeylerin sonuna yaklaşıyor muyuz? Gerçekten hepimizin hayal ettiği kutlamaları yapacak zaman geliyor mu?
Üzelerek içimde bu konuya dair bir cevabın olmadığını görüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder