Bayan Kene için ağaçtan inmek çıkmak kadar zor değil. Zira yapısı gereği koca kıçını temkinli adımlar atarak, yerçekiminin muazzam gücüne karşı koyarak yavaş yavaş inmek gibi bir derdi yok. Uygun bir yükseklikten o kara vücudunu aşağı bırakması yeterli. Ama uygun bir yükseklik önemli. Zira kıvamını tutturamazsa bu düşüş, bahsi geçen koca kıçı, o küçücük beyniyle beraber minyatür bir karpuz misali yarılarak pekmezinin akmasına neden olabilir ya da çürük bir domatesin güçlü bir çarpma sonucu zeminle bütünleşmesi gibi onu da toprakla bütünleştirebilir. O nedenle uygun yükseklik çok önemli.
Tecrübelerine dayanarak kıvamı tutturmakta artık hiç zorlanmıyor. Yerçekimine karşı koymaya tenezzül etmeden bırakıyor kendini. Boyundan pek büyük işlere kalkıştığını vurgularcasına boyundan pek büyük otların arasına rahat bir iniş yapıyor. Ağrıyan sırtı iniş ne kadar yumuşak olursa olsun şikayet ediyor. Sağdan ikinci bacağıyla ağrıyan kısmı ovuşturuyor biraz. Bu arada da dikkatli gözleri etrafı taramakta.
Ulvi amacını gerçekleştirmek için tee ağaç tepesindeyken gördüğü avını tekrar buluyor gözleri. Gülümsüyor.
Sinsi sinsi yaklaşmak gibi bir derdi yok. Kararlı çünkü. Dosdoğru gidecek, niyetini söyleyecek ve amacına ulaşacak. Sonrası ise... Cennette bir ömür!..
Küçük kafası otlarda ufak titreşimler yaratırken koca kıçı neredeyse yeri göğü inletecek. Normalde Bayan Kene bu durumdan rahatsız olur. Kıçının yarattığı devirici güçten haz etmez ama bu sefer umursamıyor. Tek umursadığı karşısında kutsal bir mabed gibi duran o sedefle kaplı yapı.
Bayan Kene tedirgin ama bir o kadar da heyecanlı. Hem yapacağı konuşmadan hem de elde edeceği sonuçlardan dolayı. Boğazını temizliyor -ağzından çıkan kıskacımsı dişleri seğiriyor- ve sağ ön bacağıyla kabuğu tıklatıyor.
Önce biri sonra diğeri gözüküyor kabuğun altından. Etrafta bir göz gezdirdikten sonra Bayan Kene'yi görüyor. Ama Bayan Kene önce kıçının görüldüğünü biliyor. Belki kafasını görmemiş bile olabilir. Ama şimdi bunun üstüne kafa yorarak dikkatini dağıtmamalı. Tekrar boğazını temizliyor.
Ucunda göz olmayan gözler o zaman farkediyorlar Bayan Kene'nin dikkatli bakan gözlerini, pek hoş hisler uyandırmayan dişlerini ve eciş bücüş gözüken bacaklarını. Ucunda gözler olmayan gözlerin ardından yüzü olmayan bir kafa çıkıyor. Güneşin altında tuhaf bir parlaklığa sahip.
Ağız olmayan ağzından derin bir ses geliyor.
"Buyrun?"
Bayan Kene kibar bir salyangoza rastladığı için şanslı olduğunu düşünüyor.
"İyi günler" diyor. Kendisi de kibar olursa işler daha çabuk hallolur. "Sizden bir şey rica edecektim, eğer vaktiniz varsa." diyor. Tabii ki vakti var, diye geçiriyor içinden. Bir salyangozun ne kadar meşgul bir hayatı olabilir ki...