sıcak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sıcak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2020 Pazar

Eylül! Kendine Gel!

Eylül ayına girmemizle ortasına ulaşmamız arasını sanki ışık hızıyla aldık. 

Kendimi Eylül ayına fena şartlamışım. Bu yazın sıcaklarından o kadar bunaldım ki Eylül sanki serinliğin habercisi olacaktı benim için. Muhtemelen bu konuda yaşadığım hayal kırıklığı sebebi ile sanki zamanda ışık hızıyla yol almışız gibi geliyor bana. Zira Eylül ortasına doğru ilerlerken evde cıbıl bir şekilde oturmuş, vantilatörü son seviyede çalıştırmış vaziyette yazı yazmaya çalışıyorum. Çalışıyorum, diyorum çünkü resmen sıcak yüzünden odaklanma problemi yaşıyorum. 

Bunun sebebi yanımdaki taze kahvenin de sıcaklığı olabilir ama kahveye laf yok. Kahve güzel.

Ne diyorlar, "hararet alır." mı? Yoksa onu sadece çay için mi kullanıyoruz? Çok saçma, kahvenin çaydan eksiği yok fazlası var, müdürüm çok afedersin. 

Bay Nerd, bu sıcaklarda kahveyi soğuk içmeyi tercih ediyor. Ben O'nun kadar sabırlı değilim. Zira sıcak kahvenin içine buz atıyor ve bekliyor... Bekliyor... Bekliyor... Bu arada ben dumanlar tüten kahvemin yarısını içmiş oluyorum. Yani, hiç bana göre değil.

Neyse, ne diyorduk? Evet, Eylül ayı ve ışık hızıyla ilerleyişimiz...

Eylül ayına kadar bu hızda ilerlemiyordu zaman, bence. Çünkü koca bir yazı bekleyerek geçirdiğimizi düşünüyorum. Sokağa çıkma yasağını bekleyerek, yasağın kaldırılmasını bekleyerek, dükkanların açılmasını bekleyerek, müşteri gelmesini bekleyerek, tatile gitmeyi bekleyerek...

Sanki bu sene diğer senelere nazaran daha çok bekledik. Daha doğrusu benim hayatım beklemedeydi, belki. O yüzden de zaman çok yavaş aktı. Ama bu akış içimi karartmadı ya da beni daraltmadı. Verimli geçtiğine ve hala da verimli olduğuna inanıyorum. Önümde hala çeşitli kaykay numaralarını becerme, Yılbaşına oyuncak örme ve hatta oyuncakları satabileceğim bir platform açma gibi uğraşlar var. Daha yeni bir koli kitap geldi, ve bir önceki kitap siparişinde hala okmadıklarım var! Yani biraz daha bekleme moduna geçmek benim için sıkıntı olmayacak gibi hissediyorum. Yani, zaman biraz daha yavaş aksa sanki daha iyi olur, diyorum. Ama kime diyorum... 

Eylül ayı şimdilik son sürat ilerlemesine devam ediyor. Örgü açısından yoğun, kitap açısından dolu, kaykay açısından da acılı bir şekilde yolu yarıladım ve bir süre daha böyle devam edecek gibi gözüküyor. Bence sorun yok.

Sorun ne biliyor musunuz? Sıcak! Eylül ayının hemen, şimdi, kendine bir çeki düzen vermesi lazım. Sonbaharın hafif serinliğini sadece akşamları değil, gündüzleri de hissetmemiz lazım. Artık elektrik faturasının azalmaya başlaması lazım! Nasıl ışık hızıyla Eylül'ün ortasına geldiysek aynı hız ile de Eylül'ün serinlemesi lazım!

27 Haziran 2010 Pazar

Gene rüya...

Rüyamda sarhoştum.
Rüyamda konserdeydim.
Rüyamda annemle telefonda konuşuyor, konuşurken uzun boylu esmer pis bir herifin bana bakarak eline plastik ameliyat eldivenlerinden geçirdiğini görüyordum. Anneme son sölediğim şey birinin beni takip ettiği oluyordu.
Rüyamda o pis, eldivenli heriften kaçıyordum.
Kaçarken ilkokul arkadaşıma rastlıyor ve beni korumasını istiyordum. Neyseki beni çok güzel koruyordu. Sanırım kollarının altına almak ifadesi bu kadar yerinde kullanılabilirdi.
Rüyamda kendi evim diye bambaşka bir evdeydim. Ve bu habersiz değişiklikten son derece rahatsızdım.
Rüyamda Umay ve Saadet bir boyut kapısından geçip kırmızımsı bir dünyaya geçiyordu. Yase ve ben ise arkada kalıyorduk. Daha önemli işlerimiz vardı ama hatırlayamıyorum.
Ve son olarakda artık kaçıncı defa bilmiyorum ama gene dişlerim kırılıyordu. Ağzımda dişlerimden kalan parçaların olduğunu, dilimi üstlerinde gezdirdikçe ağzımın kan içinde kaldığını, dilimin çizik çizik olduğunu hissediyordum.
Sıkıldım. Yeter artık. En çok da kovalanmaktan ve uyanmadan önce son gördüğüm şeyin avcumun içindeki diş parçaları olmasından sıkıldım.
Bir de... bütün olan bu şeylerin tek bir rüyada olmasından, tüm olayların birbirini takip ediyor olmasından sıkıldım.
Sıcağına koyayım.