Biraz önce izledim. Kim Ki-duk'un izlediğim beşinci filmi (evet, bunu artistlik olsun diye belirtiyim dedim. Ama aynı zamanda önemli bir ayrıntı).
Açıkçası, adamın filmlerini beğeniyorum. Kullandığı müziklerden tut, görüntülerine kadar. Tamam, az diyalog olması bazen insanı sıkabiliyor ama bence, anlamsız diyaloglar olmasından daha iyi. Aptal salak, her duygunun gereksiz yere sözlerle anlatılmasında herhangi bir mana göremiyorum. Daha rahat izlenmesi için bir yol bence. Bir yandan yemek hazırlarken ya da ne biliyim, internette gezinirken izleyebileceğiniz bir film değil. İzlerken her noktasına dikkat ettiğinizde tatmin olacağınız türden bir film. Yani şimdiye kadar izlediklerim öyleydi (Şimdi de, buraya kadar yaptığım artistliklerin üstünü kapatıyorum ama bu da önemli bir ayrıntı... bence...).
Soom'da, hatunun söylediği her şarkıyı sevdim. Özellikle yaz mevsimini anlatan favorim. Hatunun söyleyişini, söyledikten sonraki utanışını ve her şarkıdan sonra hayatına dair bazı şeyleri paylaşmasını sevdim. Ne kadar saçma gözükse de bazen, bazen neyi neden istediğini bilemesen de sadece istersin. Bir şekilde çeker seni. Filmde olan buydu. Onları ayıran gardiyana rağmen, öpüşmek için birbirlerini çekiyorlardı.
Odun olabilirim ama sanırım bu tip ilişkileri seviyorum. Saçma kaprisler, iltifatlar, yalanlar ya da aptal dokunuşları sevmiyorum.
Hatunun kocasını sevdim. Belki filmdeki tek sevilmeyecek karakter odur. Ama ben sevdim. İlk başta merakını, cesaretini sonra kızgınlığını ve sonunda kabullenişini sevdim. Son olduğu için mi kabul etti, yoksa artık kaybettiğini anladığını için mi, bilmiyorum. Ama elindekine tutunup, gerisini umursamadığı için sevdim. Sonunda karısıyla şarkı söylediği için sevdim.
Uzak doğu filmlerinin bende tuhaf bir etkisi oluyor. Ağlamaklı oluyorum. Tam olarak bunu hissediyorum. Biraz yalnız, biraz da uzak hissediyorum. Belki müzikleridir, belki o müziklerle beraber gördüğün manzaralardır. Ya da sadece, yan yana yatan, dokunmayan, konuşmayan vücutlardır. Neden bilmiyorum, ama bittiklerinde ağlamaklı oluyorum.
Son olarak, son artistliğimi de alenen yapıyıyım diyorum. Bence, kesinlikle uzak doğu filmlerinde şu şiirsellik denilen şeyden var. Hakkaten var. En azından benim şiirsellik tanımımı karşıladığını düşünüyorum.