yazık olmuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazık olmuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2021 Cumartesi

Veranda da kafası karışık bir kadın

Normalde başlıklarımdaki kelimelerin baş harfinin büyük harf olmasına dikkat ederim ama şu an çok farklı bir noktadayım.

Keşke Mükemmel Çevirmen şu an bu satırları okusa... Ama okusa benden tiksinir. Daha önce tiksinmişliği var. Özellikle "Okumaya dayanamadım!" dediği bazı yazılarım bile var. Bence bu da bir başarı!!

Kaç tane içtin? Görüşme nasıl geçti? Madem görüşme böyle iyi geçti neden 6 tane bira içiyorsun?

11 Şubat 2013 Pazartesi

Shame

Öncelikle belirtmek isterim ki, bir film yorumu ile geri dönüş yapmak benim açımdan pek çok anlama geliyor. Uzun bir zamandır ortalıklarda yoktum. Bu seferkinin belirgin bir sebebi yok. Pek çok bahane sıralayabilirim ama gerek duymuyorum. En doğru ve yalın haliyle içimden gelmedi ve yazmadım. Bu arada pek çok film izledim, pek çok yazı yazdım Defter’e ama anlatmak istemedim nedense. Ama şimdi, geçen gün izlediğim film ile hem yazma isteğim kabardı hem de deliler gibi film izleme isteğim. Bu nedenle yazıma filmin içeriklerinden ve özelliklerinden tamamen ayrı olarak, bende bu istekleri uyandırdığı için  Shame’e teşekkür ederek başlıyorum. En azından bu teşekkürü hakediyor. 

Gelelim Shame’in bir film olarak değerlendirilmesine...
Hani bazı filmler vardır, basit bir konuyu o kadar güzel kurgulayarak anlatırlarki filmden kopamazsın. Konusu ne hakkında olursa olsun film bittiğinde mutlusundur çünkü gerçekten “güzel bir film” tanımı nı hakeden bir iş izlemişsindir. Little Miss Sunshine gibi. Konu itibari ile ilgi çekici birşey yoktur ama film o kadar ayarında gider ki bir anda favori filmlerinizden biri olur. İşte Shame, tamamiyle bütün bu dediklerimin tam tersine sahip olan bir filmdi bence.
Konuyu aşağı yukarı biliyorsunuz ama gene de ufaktan değinelim. Orta yaşlarında seks bağımlısı bir şehir sakini var filmin odağında.
İlk terslik burada ortaya çıkıyor ve basit bir karakterin yerine karmaşık ve merak uyandırıcı birini anlatıyor. Güzel. Bu adamımızın hayatına ani bir giriş yapan depresif ve intihara meyilli kız kardeşinin olduğu söyleniyor bize filmin konusu olarak. Bu da konuyu ilginç, karışık ve dramatik bir hale getiriyor. Bunlar da güzel. Merak uyandırıyor ve izliyorsun filmi. İşte ikinci terslikte burada oluyor ve görüyorsun ki konunun ilginç olmasına rağmen film seni resmen sarmıyor. Kendini kaptırmaya çalışıyorsun, yani benim yaptığım oydu, ama bir türlü olmuyor. Oyunculuk başarılı, sahneler güzel, estetik, göze hitap eden cinsten ama konu o kadar kötü kurgulanmış ki... Hatta kurgulanmamış bile denilebilir. Öyle ki film bittiğinde “Ee, ne oldu ki şimdi?” diyorsun.
Tamam, karakterlerin içinde bulunduğu duygulardır vesairedir oyunculuklarla güzel anlatılmış ama kaçırılan nokta neden sorusunun tamamen cevapsız kalması. Ve hayal kırıklığına uğruyorsun. Çünkü ortada ilginç bir konu, iyi bir oyunculuk, özen gösterilmiş sahneler var ama konunun gittiği bir yer yok. Yazık olmuş bence.
 Ha, izlediğimden beri düşünüyorum, konu nereye gidebilir, neler olabilirdi, diye ve bulamıyorum. Belki de yönetmenin de sıkıntısı bu olmuştur. O nedenle yönetmenin hemen diğer bir filmini de izlemeye karar verdim. Gene aynı oyuncu ile çalıştığı ve İrlanda’da açlık grevi yapan bir mahkumun anlatıldığı filmini buldum. Bakalım, Shame’deki gibi hayal kırıklığına uğrayacak mıyım.
Zaman geçtikçe bir şeyi daha farkettim ki,film üzerine konuştukça daha da üzülüyorum. Geçen Gökçe ile tartıştık mesela. O konu da bile herhangi bir ilginçlik görmemiş hatta konunun ne olduğu hakkında bir fikri yokmuş. Depresif kız kardeşin bile filmde 3-4 kere gözüktüğünü söyledi. O konuda haklıydı ama sonra farkettim ki zaten kız kardeşinin devamlı ortalıkta gözükmesinin bir anlamı olmazdı. Hikaye adamın hikayesi, yaşadığı problem de gizli saklı yaşadığı ve içten içe böyle biri olduğu için utanç duyduğu, hayatına kız kardeşinin dahil olmasının yarattığı sıkıntı. Böyle düşündükçe filmdeki bazı şeyleri bir mantığa oturtabiliyorsun ama bu filmin gittiği yeri anlamlaştırmıyor ne yazık ki... Ciddi ciddi bir şeyleri mi kaçırdım, diye düşünüyorum.

Neyse, netice itibari ile bence yazık olmuş bir film. Yazık olmuş bir oyunculuk. Yönetmenin Hunger filmi beni nerelere götürecek, heyecanla bekliyorum.

8 Temmuz 2011 Cuma

Naked Lunch

Kitabı uzun bir süreçte bitirebilmiştim. Okuması ve takip etmesi zor bir kitaptı. Ayrıca anlattığı konular ve anlatış tarzı ile kolay kolay okunabilecek -katlanılabilicek demek daha doğru olabilir- türden değildi. Ama tabii, yazarın yoğun ve pek çok türden uyuşturucu etkisinde kalarak yazdığı parça parça hikayelerin daha sonra, yazarın arkadaşları tarafından birleştirilmesi ile ortaya çıkan bir kitabın rahat rahat okunacağını düşünmek de hata olur. Herneyse...

Kitap bir şekilde bitti ve son kısımdaki yazarın notları, açıklamaları ve son baskıyı toparlayan ekibin açıklamaları ile daha bir anlam kazandı. Verilen bilgiler ışığında hikayeler aydınlandı bile denilebilir. Neticede farklı bir kitaptı, çok farklı hikayelerdi. Beat kuşağının bir eseriydi.

Peki ya film?

Kitaptaki hikayelerden ziyade daha çok yazarın yaşadıklarına yoğunlaşmıştı sanki. Hoş hikayelerin çıkış notkası da burası ama çok daha fantastik bir dünya yaratıyordu. Film o dünyaları yaratmamış da yazarın halisülasyonları üzerinden anlatmıştı. Ve kabul edelim, ilerleyiş açısından sıkıcıydı. Başına gayet hakimdim aslında. Hatta gelişme kısımlarına bile tutunabildim bir yere kadar. Ama bir yerden sonra beni kaybetti ve bu nedenle de sonuna nasıl geldiğini anlamadım. Belki ileri de bir kere daha izlerim -neticede film bir Eraserhead değil!!-, belki ikinci bir şansı hakeden bir filmdir.

David Cronenberg'in The Fly filmini izlemiş ve hatta burada da filmden bahsetmiştim. Naked Lunch' da beni The Fly'daki gibi etkileyen sahneler olmadı. Ama efektleri The Fly'dan daha başarılıydı bence. Özellikle Mugwump'ların tasarımını baya sevdim. Kitabı okurken ben daha şişko ve iğrenç düşünmüştüm ama filmde sempatik bile denilebilirdi onlar için.

Imdb'den 6.9 almış. Bence kitaba yazık olmuş. Daha iyi nasıl uyarlanabilirdi bilmiyorum, ama kesinlikle filmi izleneceğine kitabı okunmalı.