18 Ekim 2020 Pazar

Doğum Günü Heyecanının Sıkıntılı Sonucu

 Ehe, Yaşasın Doğum Günü! başlıklı yazımın artık trajik bir havası var. 

Bay Nerd ile başbaşa yemek kutlaması ile bitmesi gereken gece, bacağımda bir alçı ile eve dönmemiz ile sonuçlanarak Yaşasın Doğum Günü! yazımı biraz hüzünlü bir şekilde anmama sebep oldu. 

Heyecanımın sonucuna bakıyorum şu anda, yattığım yerden. O da bana bakıyor, siyah cırt cırtlı bantların arkasından şişmiş derisi ile. 

3 hafta sonra gideceğim muayenenin türlü türlü sonuçlarını kuruyorum kafamda ve beni korkutmaya devam ediyorlar ama bir yandan da içimde böyle bir şeyi tecrübe etmenin garip bir tatmini de var. Hala Bay Nerd'e "Şu rampadan da kayayım sonra gideriz." lafım içimi burkuyor. 

O son adımı atmayacaktın Bayan Kene!

Ama attım ve yapacak bir şey yok. Heyecanımın, çocukluğumun ve muhtemelen yaşımın bir sonucu ile karşı karşıyayım şu anda. En azından Bay Bir Zamanlar Sıkıntı'nın çocuğuna anlatacak bir hikayem daha oldu. Motor kazasının ardından bir da kaykay kazası. Ben bu hikayelerin üzerine biraz düşüneyim de daha havalı hale getirerek anlatayım yeğenime. Böylece ne kadar "badass" bir halası olduğunu düşünür.

Küçükkende kolunda, bacağında alçısı olan tiplere özenirdim. Var mı gariplik sanırım. 

Cuma günü hastaneden çıktığım sırada da içimdeki korkular olmasaydı, etrafa karşı ne kadar "cool" gözüktüğümü düşünürdüm. Ama onun yerine, korku ve endişelere yenik düşüp hıçkıra hıçkıra ağlamak yerine sadece bir iki göz yaşının süzülmesine izin veren, gözleri kızarık, bacağı sakat bir kız olarak hastaneden çıktım. Bir süre Bay Nerd'ü arayamadım. Çünkü konuşmaya başlarsam bütün kontrolü kaybedecek ve Hastalık Kral'ını paniğe sürükleyecek bir ağlama krizine girecektim. Ama bunlar olmadı. Bayan Kene kendine mukayet oldu, ufak ses titremeleri ve yanaklardan süzülen bir iki damla ile dramayı atlattı. 

Gece ise bu üstün kontrolünün sebep olduğu bir baş ağrısı ile mücadele etti. 

Of, ağlayamamanın acısı sonra çok pis çıkıyor. 

Bu gün daha iyi kalktım ama. Hala içimde korkular var ama etrafımdaki insanlar sayesinde kendimi daha iyi hissediyorum. Ayrıca önümde evde geçireceğim koskoca bir 3 hafta var! Yarım kalan oyunlarımı bitirip, amigurumi projelerimi tamamlayıp, dizi, film ve kitap konusunda ilerlemeler kaydedebilirim.

En çok üzüldüğüm şeylerden biri evimin balkonunu çiçeklendirme projesini yapamayacak olmam. Bacağımın akibetinden başka içimi burkan bir diğer şey de budur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder