Şu anda bu satırları yazarken saat 11.22 ve ben yarım saat sonra Fethiye'ye gitme hazırlığı yapmak zorunda değilim!
Evet, doğru okudunuz, Bayan Kene bir devri kapattı! Artık haftanın değerli 3 gününü fizik tedaviye ayırmak zorunda değil. Peki durumlar nasıl?
Harika olduğunu söyleyemem. Hala yüzüstü yatarken tedirginliğim, çömelirken bir noktadan sonra ağrım ve hafif tempo koşarken dizimde ekstra bir ağırlık ve doluluk hissi var. Ama dikkat ederseniz bu cümleyi okurken aslında bu hareketleri yaptığımı da görüyorsunuz! Evet, hareketleri yapıyorum. Sağlıklı bir dizin performansıyla değil ama ittire kaktıra çalışan bir dize sahibim artık. Zaten eski haline kavuşmasının 6 ay alacağını söyledikleri zaman olayı anlamıştım. Dandik hafızamın sakatlık geçirdiğini unutması, iyileşmek için kilit noktaymış. Sonuçta 3 ay iyileşme süreci geçirmiş bağ dokum ile 6 ay süre geçirmiş bağ dokum arasında nasıl bir fark olabilir ki? Tek farkın dandik hafızam olduğu çok açık! Yaza doğru bu travma daha geride kalacak, hafızam bu travmanın üstüne başka kayıtlar açacak ve artık dizime dair korkularım beynimdeki raflarda bir toz halini alacak ve unutulup gidecek. Ben de muhtemelen kaykay çalışmalarıma geri döneceğim.
Ama ilk adım bisiklet!
Lalettan'a, son seans, bisiklete binip binemeyeceğimi sordum. Binebilirsin ama inerken dikkat et, düşme, dedi.
Uyarı için teşekkürler!
Evet, şu anda en çok korktuğum şey düşmek ve zaten bisiklete binmek konusunda tek endişem de, olur da düşersem ne olacağı, idi. Lalettan "olur da düşersem" ihtimalinin olmaması üzerine parmak basarak beni daha da endişelendirmiş oldu. Gene de bir şekilde bu korkunun üstesinden gelmem gerektiğinin bilincindeyim.
Neyse ki bisikletim kafede. Yani daha düz bir ortamda, daha rahat bir şekilde binmeyi deneyebilirim. Hazır, Dalyan sokaklarında da in cin top oynarken, caddeden geçen tek şey, vahşi batı misali, birbirine dolanmış çalılardan oluşan bir topak iken, bisiklete binmeyi denemek uygun. Bisiklet evde olsaydı, muhtemelen caddeye gidene kadar yanımda yürütür, toprak yokuşu çıkıp asfalta ayak bastığım anda bisiklete binmeyi denerdim.
Yarın belki ilk denememi yaparım. Eğer yağmur yağmazsa. Eğer Dalyan'ın hava koşulları biraz daha insani kıvama gelirse, eğer 60km/sa hızla rüzgar esmezse...
Evet, iki gün önce afete 2 kala gibi bir durum yaşadık. Bu civarda yaşayan herkes iki gece önce yatağında yatıp çatının uçup uçmayacağını düşündü.
Bir Zamanlar Sıkıntılı Bey, olası bir çatı uçması durumunda kendisini, eşi Tatlı Sert Hanım'ın üzerine atarak onu koruyup sonra da sırtlayarak aşağı kata inme planını gözden geçirmiş.
Bayan Kene, evin etrafında devasa bir makinenin çalıştığı ve Dünyalar Savaşı'ndan bir sahne gibi, kocaman bir pençenin çatıyı kaldırarak karanlık göğü ve makinenin göz kamaştıran ışıklarını göreceğini düşünmüş.
Bayan Mavi, çaresiz bir şekilde balkonunda uçan sandalye, minder ve terliklerini izleyerek çaresiz olmanın yarattığı sinir krizi ile tırnaklarını yemiş.
Bayan Goth, kendisinde sara olmadığını anlamış, birbirini ardına çakan şimşekleri izlerken.
İki gece önce civar çevrede yaşayan herkes yorgunluğu atacak bir uykudan başka her şeyi yaşamış. Bu nedenle ertesi günü hepimiz çok şaşkındık. Başımıza bir iş gelmeden evimizden çıkabildiğimiz için mutlu ama adeta dışarıda rüzgara birebir maruz kalmış gibi dağınık bir haldeydik.
Şimdi ise bahardan kalma bir gün yaşıyoruz.
Buranın çok kendine özgü bir iklimi var bence. Pasif agresif. Hiç beklemediğin bir anda, neden olduğunu anlamadığın bir şekilde o kadar sinirleniyor ki, o kadar esip gürlüyor ki sen sadece oraya buraya fırlattığı terliği, yastığı toplayarak soğuk kanlılığını korumaya çalışıyorsun. Sonra krizi geçiyor, sakinleşiyor ve sana gülümseyerek "Günaydın." diyor. Dilinin ucuna kadar geliyor, "Ne diye o kadar esip gürledin gece gece?!" diye çıkışmak istiyorsun ama o şiddeti tetiklemekten çekindiğin için "Günaydın." karşılığı vererek konuyu açmıyorsun.
Bazen Bay Nerd'un benimle ilgili şikayetlerini düşününce Dalyan İklimi ile benzeştiğimi görüyor ve kendime gıcık oluyorum. Ama şiddet seviyelerimiz çok farklı! Benim pasif agresiflik şiddetim 5 ise Dalyan İklimi'nin 25-30!
Neticede, eğer sevgili Dalyan İklimi yarın güne sinirli başlamaz, o güzel ve yumuşak yüzünü bize göstererek "Günaydın." der ise bisiklete binmeyi deneyeceğim. Şimdiden stres olmaya başladım ama bir noktada da yapmam lazım. Lalettan'da, büyük patron fizyoterapistte, bisiklet lafını duyunca, sanki bunu çok daha önceden yapmam gerekiyormuş gibi bir tavır sergilediler. Belli ki benim dizime benden daha çok güveniyorlar.
Ne ayıp, Bayan Kene! Silkelen ve kendine gel!
Ama çok da gelme. Sakın gaza gelme...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder