FluTv sayesinde hayatımdaki bir gizemi daha çözdüm.
Her şey, Olmaz Öyle Saçma Şey programının David Lynch hakkındaki bölümü ile başladı.
David Lynch ile aramızdaki sıkıntı çok eskiye dayanıyor. Dönemimin çok konuşulan ve "cool" kesimin fanı olduğu bu yönetmeni, ben de merak etmiştim. "cool" kesime katılmak adına filmlerini izlemeye karar verdim. Lost Highway ve Mulholland Drive filmleri bende kafa karışıklığından başka hiçbir şey yaratmadı. İlk uzun metraj filmi Eraserhead ise beni o kadar rahatsız etmişti ki şimdi yazarken bile tüylerim diken diken oluyor. Son bir şans için Twin Peaks'i izledim. Beğendim ama içimdeki huzursuzluktan, anlayamamanın yarattığı yetersizlik hissinden kurtulamadım.
Tatsız ve kafa karıştıran tecrübelerime rağmen David Lynch bende merak uyandırmaya devam etti. Filmlerine bir anlam verme ihtiyacı hissediyordum. Hatta ufak sinema kulübümüzde dile getirmiştim ama pek üstünde durulmadı. Ve zaman geçtikçe ben de unuttum.
Sonra Olmaz Öyle Saçma Şey'in David Lynch bölümü çıktı ve bende bir fitili ateşledi. Dün ki boş günümü tamamen David Lynch'e ayırdım. Resmen hazırlık yaptım. Önce videoyu izledim, sonra bu taze bilgilerin üstüne hemen Mulholland Drive'ı açtım.
Nasıl bir mutluluk, nasıl bir tatmin!.. Filmdeki her sahne kafamda oturdu. Kendi aydınlanmamı yaşadım ve huzura erdim! Ve hatta küstahça "İlk izlediğimde nasıl bunu görememişim ki?!" bile dedim.
Ama nedenini biliyorum. Filmi izlediğim dönem çok daha doğal akışı olan filmlere aşina olduğum, ekranda gördüğümü, gördüğüm sırayla kabul ettiğim ve aslında üstüne çok düşünmediğim dönemlerdi. Yani Mulholland Drive için uygun değildim.
Şu anda, espressoyu ağzından çıkaran adamdan tut, "This is the girl." diyaloğunun tekrarlarından, mavi kutudan tut, lokantanın arkasındaki korkunç surata kadar her şeyi açıklayabilirim. Buna vakıf olmanın mutluluğunu ise anlatamam!
Tabii ki bu açıklamalarım kendi küçük dünyamın gördüğü kadar. Eminim bundan çok daha derin okumalar vardır ama ben yaptığım okumadan çok memnunum.
İzlemeyenler için çok fazla spoiler vermek istemem ama birazcık rüyalar, rüyaların bize gösterdikleri ve bizi o rüyayı görmeye iten nedenler üzerine düşünüyorsanız bence siz de filmdeki her şeyi açıklayabilirsiniz.
Ve rüyalara düşkün bir insan olduğum için de filmden acayip zevk aldım. Her ince detayı, müzikleri, diyalogları ve çekimleri ile beni son derece memnun eden bir film oldu. Artık Mulholland Drive'ı sevdiğim filmler listesine gönül rahatlığı ile ekleyebilirim.
Lost Highway'e bir şans daha vermeye karar verdim. İzlemediğim Wild at Heart filmini de izlenecekler listesine ekledim. Ha, kesinlikle dönüp Erasderhead'i bir daha izlemem. O kırmızı çizgim...
Sonra Mulholnad Drive'dan aldığım gaz ile David Lynch'in Youtube kanalına baktım. Her gün bir kavanozdan numara çektiği 1 dakikalık videolar koyduğunu gördüm ve korktum. Neden çektiğini, ne yapacağını, devam edip etmeyeceğini söylemiyor. Sadece kameranın karşısına geçiyor. Kafasında kovboy şapkası gözünde güneş gözlüğü. O günün tarihini söyleyip o günün numarasını cam bir kavanozdan çekiyor. Ve "Bakalım yarının numarası ne olacak." diyerek videoyu bitiriyor. Huzursuz ediyor. Aynı huzursuzluğu Lost dizisinde numara girdiklerini gördüğümde de hissetmiştim. Garip bir hava yarattı bende. Sanki eğer o günün numarasını çekmezse dünya tepetaklak olacakmış hissi uyandırdı. Bunu bu kadar basit bir video ile yapabiliyorsa sanırım adamla tanışmak istemiyorum...
Kanalını biraz daha inceledim ve Rabbits diye bir serisini buldum. Ufak bir sahne, bir apartman dairesi dekoru ve 3 oyuncu. 3 tane tavşan kostümü giymiş oyuncu. Videonun girişindeki ufak bilgiye göre oyuncuların üçü de Mulholland Drive kadrosundan, Naomi Watts, Laura Harring ve Scott Coffey. 2002'de yaptığı bir mini seri imiş. 15 dakikalık ufak skeci ile gene içime bir rahatsızlık tohumu ekmeyi başardı.
Evet, Mulholland Drive'a bir anlam vermiş olmanın yarattığı tatmin duygusu günün sonunda uçup gitmişti. Zira Today's Number Is ve Rabbits, David Lynch konusunda bana çok çömez ve çok uzak olduğumu hissettirdi. Olsun, ufak zaferime hiçbir şeyin gölge düşürmesine izin vermeyeceğim!
Bay Nerd'ün "Her anlamsız şeyi rüya diye tanımlıyorsun." şikayeti bile moralimi bozamaz. Çünkü tanımlarım tutarlı ve doğru!
Bu huzura erişmemi FluTv'ye ve İlker Canikligil'e borçlu olduğumu söyleyebilirim. Kendilerine teşekkür ederim. Kendi çapında anlam karmaşası yaşayıp bunalımlara giren bir şahsın aydınlanmasına vesile oldunuz. Teşekkürler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder