İstanbul'dan döndüm.
Kendi çöplüğümde, kafemdeyim. Havaalanında gerçidiğim uzun saatler sonunda anladım ki Sabiha Gökçen'de bir nevi evim oldu. Nerede daha ucuz karnım doyar, tatlı ihityacımı en uygun neresi giderir, uçağa bineceğim olası kapılara göre en uygun bekleme yeri neresidir, gibi türlü sorulara cevabım var artık. Bir iki kere daha gidip geldikten sonra özellikle Pegasus çalışanları ile kaynaşmaya başlayacağımı düşünüyorum.
Ayrıca sık sık havaalanına gidip gelmem de kafamda farklı sorular yarattı. Mesela bir boarding görevlisi olmak için ne gibi nitelikler gerekiyor? Ne olarak işe başvuruyorsun? Aynı zamanda hostes olabiliyor musun, yoksa bu başka bir meslek mi oluyor? Ayrıca körüğü yaklaştıran, uçağa yapıştıran görevliler ne olarak işe giriyor, onların iş tanımı ne ve ne gibi niteliklere sahip olmak gerekiyor? Günde kaç saat çalışıyorlar? Ne kadar maaş alıyorlar? Mesai saatleri nasıl? Kaç vardiya çalışılıyor?
Bu arada, uçaklarda koridor tarafındaki koltukların, koridor tarafındaki koltuk kollarının kalkabildiğini biliyor muydunuz? Bir hostesi bunu yaparken yakalım ve ben de yapmaya çalıştım ama nereye dokununca serbest kaldığını bulamadım. Sonra bütün gidiş gelişlerimde bunu keşfetmeye çalıştım ve en sonunda en azından bir tip uçak için koltuk kollarının nasıl kalktığını buldum!
Son zamanlarda kafamı taktığım diğer bir nokta ise uçak kazaları istatistiği. Neticede istatiksiksel olarak belirli bir oranda uçak kazası ihtimalı var. Acaba ben bu oranın neresindeyim? Bu zamana kadar 15 aydır İstanbul'a gidip geliyorum. Ortalama olarak her ay 3 kere gidip döndüğümü varsayarsak ayda 6 defa uçağa biniyorum demektir. 15 aydan, bu zamana kadar 90 defa uçak yolculuğu yapmışım. Nedense aklımda uçak kazalarının 1000'de 1 gibi bir sıklıkla olduğu kalmış. Hala bu oranın çok gerisindeyim. Bu beni baya rahatlattı.
Haftaya İstanbul'a gitmeyeceğim. Kendime bir haftalık izin verdim. Her ne kadar evimin ve Dalyan'ın anlamı Bay Nerd olmadan tam kapasiteye sahip olmasa da burada daha fazla vakit geçirmek istediğimi fark ettim. Ayrıca Ağustos ayının açık görüşü baya heyecanlı ve hareketli geçebilir. Kendimi o maceraya hazırlamam için zamana ihtiyacım var.
Vay be... Bloga görüş sayısı daha tek basamaklarda iken yazdığım zamanları hatırlıyorum da... 15 ay... ayda 4 görüşten 60 görüş ediyor... Ortalama görüş zamanımızın da 40 dakika olduğunu düşünürsek, Bay Nerd ile toplamda 2400 dakika görüşmüşüz. Sevdiceğini 15 ay içinde sadece 2400 dakika görmek sinir bozucu. Bu da tam olarak 10bin 800 saatin sadece 40 saatini Bay Nerd ile geçirmiş olduğumu gösteriyor. Bu da %0,37lik bir dilime denk geliyor.
Sonra Bayan Kene neden huysuz, neden mutsuz, neden dengesiz... Hep rakamlar yüzünden!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder