Görüş atlamak çok sık yaptığım bir şey değil. İçinde bulunduğum bu huzursuzluğun da bu hafta atladığım görüşten kaynaklandığını düşünüyorum.
Bu gün görüş günüydü ve ben dün gece pek tatsız bir uyku uyudum. Sabah hasta hissederek kalktım. Hatta kalkamadım. Yataktan ayrılmam için gerçekten 2 saat harcamam gerekti. Gün içinde yatay pozisyona geçmemek içinse insan üstü bir efor sarfettim diyebiliriz.
Tabii bütün bunların tek sebebi görüşe gidememiş olmak değildi. Görüşe Bay Nerd'ün annesinin gitmiş olmasaydı. Aynı zamanda bu gün tutukluluk değerlendirmesinin yapılacak olmasıydı.
İçten içe şunu düşündüğümü itiraf etmem lazım; bu hafta ben sana gelmedim, belki de böylece sen bana gelirsin... Evet, tuhaf totemler, dilekler, inançlar geliştirdim bu süreçte ve bu da onlardan biri oldu. Ve tabii ki diğerleri gibi, bu da işe yaramadı. Değerlendirme dosya üzerinden yapıldı. Bu da demek oluyor ki dosyaya bakan nöbetçi mahkeme duruşma yapmadı, en son verilen kararın aynısını tekrarladı. Çünkü bizim adalet sistemimizde hiçbir nöbetçi mahkeme davaya bakan mahkemenin verdiği karardan farklı bir karar verme yoluna gitmiyormuş. Kararın ne olduğu önemli değilmiş. Ne karar verildiyse onu çakıp geçiyormuş. "Sistem" böyleymiş. Bu başımıza 15 ay içerisinde pek çok defa geldi ama insan hala sindiremiyor. Sanırım asla da sindiremeyeceğim. Zaten böyle bir şeyi sindirebiliyorsan miden her türlü şeyi kaldırır, demektir.
Neyse, içimi darlayan konulardan biri de buydu işte. Sonra Bay Nerd'ün annesi ile konuşunca içim daha da darlandı.
Bay Nerd ile avukatın hiçbir şey yapmadığına, doğru düzgün savunmadığına, bilirkişi işini çok uzattığına, işleri biraz daha yakından takip etmeye karar vermişler. Mutabık kalacakları konu buymuş anlaşılan zira başka bir şeyden bahsetmedi Bay Nerd'ün annesi. Avukatın "safsatmasına" sinirlendiklerini, bir sonraki duruşmaya daha hazır bir şekilde gidilmesi gerektiğini konuşmuşlar. Benim anladığım yeteri kadar çaba harcanmadığı konusunda birbirlerini gaza getirmişler.
Burada beni sinirlendiren nokta bu zamana kadar hiçbir şeyin yapılmadığını düşünmeleri! "Biz elimizden geleni yapmalıyız." Bay Nerd'ün annesi devamlı bunu tekrarlıyor.
Pekala, yap o zaman. Çünkü benden bu kadar. Senin ve Bay Nerd'ün bana daha fazlasını yapmamız gerektiğini söylemenizden gerçekten çok sıkıldım. Hukukçu değilim. Bana kalsa sadece avukat değil, biz de kalkıp konuşmalıyız, ne kadar kötü durumda olduğumuzu anlatmalıyız ama işler bana kalmıyor! Lanet "Sistem" böyle işlemiyor. Kıçımızı ne kadar yırtarsak yırtalım eylül ayındaki o duruşmada verilecek karara bir etkimiz olmayacak.
Sen de gör artık bunu Bay Nerd. Avukattan şikayet etmenin sebebi şikayet edebileceğin tek şeyin o olması. Yoksa ortada şikayet edilecek bir şey yok. Sen de anla artık, saçma sapan bir bok çukurunun içine girmişsin. Ve o çukurdan çıkmanı sağlayacak şey de belli başlı bazı insanların "Tamam, daha uzatmaya gerek yok." demesi.
Çok merak ediyorum, rolleri değişsek mesela, sen benim yerimde olsan ne yapabilirdin? Ona buna bağırırdın muhtemelen. Evet, belki daha uygun bir bilirkişi bulmak konusunda daha başarılı olurdun. Çünkü konuya hakimsin. Ve ben değilim. Ve bu yüzden de elimden bu kadar geliyor. Anca avukatı arayıp darlıyorum, yardımcı olmak isteyen arkadaşlarına hesap numarası veriyorum.
Bizim hatamız bu işten kolayca çıkacağımızı düşünmemiz oldu. Senin karamsar tahminlerin bile "Sistem"in gerçekten işleyiş şeklinin yanında iyimser kaldı. Nasıl büyük ve pis bir çukurun içine düştüğümüzü göremedik. Ne kadar işlevsiz bir "Sistem"in içinde olduğumuzu göremedik. Daha doğru bir şekilde anlatmamız gerekirse, bizim için ne kadar işlevsiz olduğunu göremedik.
Yoruldum. Senin özgürlüğün için, kendim için, ailem ve ailen için düşünmekten gerçekten yoruldum. Diyalog kurmaktan da yoruldum. Seninle diyalog kurmaktan, ailemle ve ailenle diyalog kurmaktan yoruldum. Moral bozukluğunu, karamsarlığını yaşamaktan da yoruldum. Empati değilmiş sahip olduğum şey, bundan çok daha fazlasıymış. Ve insanı çok yoruyormuş.
İlk defa haftaya geleceğim açık görüş için heyecanlanamıyorum. Çünkü nasıl geçeceğini görüyorum. Sen yine kızgın, mutsuz, karamsar olacaksın. "Ben buradan bir şey yapamıyorum, senin ilgilenmen gerekecek." diyeceksin. Hiçbir şey değişmediği için şikayet edeceksin. Çıkışı göremiyorum, diyeceksin. Ve benim dediklerimi de gerçekten dinlemeyeceksin.
Belki de ben hatalıyım. Belki de ben senden daha karamsarım ve daha çabuk pes ettim. O da olabilir.
Neyse, biraz uzanacağım. Sıcak bastı, boğazım kaşınıyor ve kendimi gerçekten yorgun hissediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder