hoşgeldin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hoşgeldin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2021 Pazartesi

Beni Özledin mi?

İş amaçlı yazma aktivitemi geri bıraktığım için artık kendi çöplüğümde istediğim gibi, umarsızca, anlamsızca ve çokça yazabilirim! 

O zaman iyi haftalar!

Aslında araya RadyoBeyin girmek istedi ama engel oldum. Öncelik benim. Öncelik her zaman Bayan Kene'nin!

29 Nisan 2020 Çarşamba

RadyoBeyin Tekrar Aramızda!

Uzun bir aradan sonra tekrar dinleyicilerimiz ile buluşmak büyük bir mutluluk!

Yayın hayatına 2010'larda başlayan RadyoBeyin, teknik sıkıntılar ve ilham yetersizliklerinden ötürü siz sevgili dinleyicilerinden uzunca bir süre uzak kaldı. Ama şimdi, yeni yüzü, yeni bilgileri ve müzikleri ile tekrar aranızda!

Beyninizin içinde, bir sabah ansızın, hiç durmadan dönüp duran o ritimlerin, müziklerin yegane kaynağı RadyoBeyin, dönüşüne yakışır bir müzik ile açıyor yeni dönemini! The xx'den geliyor, Intro.

Sanırım, bütün bu yazma furyasının, blogu düzenleme furyasının ve yeni bir başlangıç yapma isteğinin çıkış noktası, bisikletle giderken, random bir müzik çalma listesinden karşıma bu parçanın çıkması oldu. Eskilerden, unuttuğum bir melodi şimdimi değiştirdi.

RadyoBeyin, gururla sunuyor ve bir sonraki şarkıyı heyecanla bekliyor! Yay!!

27 Nisan 2020 Pazartesi

Evine Hoşgeldin

İlk defa, Dalyan'daki evimin verandasına kurulmuş, laptopumu kucağıma almış, yazıyorum. Bunun ilk defa yaşanmasının sebebi evde ilk defa yazacak ilhamı almış olmam değil. O çok daha dramatik bir hava verirdi belki ama bunun sebebi gerekli teknolojik şartlara ulaşmış olmam.

Konuya açıklık getirmek adına bir iki şeyden bahsetmek istiyorum. Öncelikle masaüstü bilgisayarda yazmayı sevmiyorum. Klavyem çok gürültülü (ve aslında bu hoşlandığım bir şey ama oyun oynarken). Kendimi tokmakla deliklerden çıkan kafalara vurduğun oyun makinelerinin başında hissediyorum. Ayrıca masaüstü bilgisayarda yazmayı ne kadar sevmiyorsam laptopumda yazı yazmayı da o kadar çok seviyorum. Sanki benim bir parçam gibi. Çok uzun süre boyunca bu laptopa sahibim ve benim için gerçekten değeri büyük ve özel. Bu nedenle yazı yazmak gibi benim için ayrı bir değeri ve önemi olan bir eylemi laptopta gerçekleştirmek beni daha çok mutlu ediyor.

Laptop yazma takıntımı açıkladıktan sonra neden bu zamana kadar laptopta evimden yazamadığım konusuna değineceğim. Bu zamana kadar sevgilimi laptopumun ölü bir pili olmasından dolayı kendisi dizüstü bilgisayar özelliğini kaybederek bir masaüstü bilgisayar durumuna geçmişti. Uzunca bir süre ilgilenmemem ve Cafe'de beni oylaması ayrıca müzik, hesap gibi işlerde kullanmam açısından elverişli olacağını düşündüğüm (aynı zamanda içten içe Cafe'de yazmak istersem laptopumu kullanmak için) kendisini Cafe'ye taşıdım. Oranın masaüstü bilgisayarı olarak uzunca bir süre iş gördü ama soğuk kış aylarında sırtıma soğuk soğuk bir duvarın önünde yazı yazmaya çalışmak beni hem durumdan hem de yazı yazmaktan soğuttu. (Ne kadar üşüten bir cümle ama!) Gittikçe laptopumdan ve yazmaktan uzaklaşmaya başladım. Bunun beni içten içe ne kadar üzdüğünü ve içimi sıkan bir hal aldığını zamanla artan depresyon hallerim ve agresifleşen hareketlerim sayesinde fark ettim. Hemen bir gerekenler yapılmalı ve ben laptopuma kavuşmalıydım!

Ve mutlu son! Yeni pil geldi, laptopumun sırtında yük haline gelmiş saçma dosyalar ve programlar silindi. Resmen silkinip kendine geldi. Ve işte şimdi, evimde, kucağımda, klavyesinin yumuşak tuşlarının çıkardığı sevimli çıtırtıların eşliğinde ilk yazımı yazdım.

Artık kutlama kısmını geçtiğimize göre, biraz biberleyelim ha!..