Sanırım yaklaşık bir aydır Corona virüsü salgını nedeni ile evdeyim. Cafe ve restaurantların geçici bir süreliğine kapatılması kararı ile ben de pek çok işletme sahibi insan gibi dükkanı kapattıp. Mayıs ayının sonunda açılacağına dair söylentiler duymaya yeni başladım. Ve farkettim ki bu söylentiler beni diğer dükkan sahiplerini mutlu ettiği kadar etmedi.
Aslında şaşırtıcı değil. Çünkü evde geçirdiğim bu bir ayın nasıl geçtiğini anlamadım diyebilirim. Resmen kendimi hobilerime verdim ve içlerinde kayboldum. İlk iki hafta amigurumiye verdim ve başarılı 3 Chibi bebeği tamamlayarak ve hatta tariflerini yazarak geçirdim. Çok verimliydi. Sonraki hafta kendimi dizi ve filme verdim. Yarım kalan dizilerim bitirilmesi gereken bir sorumluluk halini almıştı. Onları temizledim üstüne bir de Top of The Lake diye, Twin Peaks tadında bir dizinin ilk sezonunu patlattım (İkinci sezonu da bekliyor). Yoğun bir şekilde film izledim ve Fransız Yeni Akım sineması hakkında detaylı bilgiye sahip olup neden fransız filmlerinden hoşlanmadığımı bir kere daha anladım. Öğretici oldu. Bir sonraki hafta ise içimdeki gamer kontrolü resmen ele aldı ve aralıksız oyun oynadım. Fallout New Vegas'da hackleyemeyeceğim bilgisayar kalmamasına o kadar yakınım ki... Ayrıca iki yeni MMORG'a başladım (sanki biraz fazla) ve Overwatch'da idman yaparak eski performansını yakalamaya bir adım daha yaklaştım. Ahh keşke Overwatch'da bir takımım olsa! Benim kadar asosyal bir insanı takım olma açlığına iten başka bir oyun daha oynamadım diyebilirim. Yorucu ama çok eğlenceli bir hafta oldu.
Bu haftada blogumu adam etmek üzerine yoğunlaşmaya karar verdim. Ergenlik döneminde açılmış olan bu blog dönem gereği çok fazla depresif yazıya sahip ama garip bir şekilde bundan utanmıyorum (utanmalı mıyım?). Sonuçta o dönemler öyle bir insanım ve şimdi de böyle bir insanım. Blogdaki o yazıları silip atmak beni daha iyi, daha olgun ya da daha mükemmel bir insan yapmayacak. Yapamaz çünkü değilim. O yüzden bunun hıncını anılardan, o zamana ait düşüncelerden çıkarmak anlamsız. O yüzden sahip olduğu ergen dönemi ile kalmaya devam edecek ama bu değişmeyeceği anlamına gelmiyor. Çünkü ben değişiyorum. Değişimimden memnunum. Bunu da yazılarıma yansıtarak kendimi biraz pohpohlamak istiyorsam ne var? Şimdi de böyle şımarık bir dönemdeyim diyelim.
Kendimle ve The Nerd'le kaldığım zorunlu ev izolasyonu boyunca farkettim ki bu izolasyonu gereksiz ciddiye almışım ve çünkü bu tür bir soyutlanma hoşuma gidiyormuş. Hayatımda beni bu kadar mutlu eden düzenli bir dönemim olmamış. Sabah yürüyüşü, üstüne sabah sporu üstüne kahve üstüne ilgilenmek istediğim hobi ile geçireceğim koca bir gün.
Tek derdim, gerçekten tek derdim, yemek. Keşke yemek yemeği bu kadar sevmesem ya da keşke yemek yapmak bana daha çok zevk verse. Bu ikilem gün yavaş yavaş ilerleyip akşam yemeği saatine yaklaştığında beni geren tek şey oluyor. Basit çözümlerle üstesinden geldiğimizde harika ama işler karmaşıklaşıp, evde tüketilmesi gereken malzemeleri kullanmak adına sağlıklı bir yemek yapma işine dönüştüğünde... İşte o zaman hayattan soğuma geliyor.
Evet, şimdi hem halen çalışan hem de evde ev işleri ile uğraşan insanların bana sinir, öfke ve küçümser bakışlarını hayal edebiliyorum. "Tek problemin bu mu, ha? Bu mu? Akşam yemeği mi? Gün içinde 3 toplantıya girmiş, çocuğu eğlemiş bir insan olarak ortak bir promlemimiz olması ne kadar güzel! Akşam yemeği! Sana güzel bir tavsiyem var. Bu akşam ne yemek yapacağını ben söyleyeyim! Bu akşamın yemeği!.." sahneyi o kadar iyi görüyorum ki daha fazla tarif etmem gereksiz. Ama haklılar. Gelmiş, burada oturmuş kahvemi yudumlarken, dünyanın içinde bulunduğu bu sıkıntılı durumda, akşam yemeği hakkında şikayet ediyorum. Gene de şu bir gerçek, o insanlarla kulvarlarımız çok farklı. Onlar para kazanıyor. Ben para kazanamıyorum. O insanların sorumlu olduğu başka bireyler var. Benim sorumlu olduğum herhangi bir birey yok. O yüzden de tek derdim, üzgünüm ama akşam yemeği.
Hoş, mesela şimdi saatler öğle yemeğine yaklaşırken gene bir yemek telaşı moduna giriyorum ama neyseki öğle yemeğini kahvaltı şeklinde yaptığımız için ne yiyeceğimiz gayet basit. Gerilmeye gerek yok. Karantina günlerindeki huzurlu saatlerime devam edebilirim. Akşam üstüne kadar...