RadyoBeyin'in sürprizinin ne kadar hoşuma gittiğini anlatamam!
Yazılarımın gittikçe daha şizofrenik bir hal aldığı da gözümden kaçmıyor. Yani demek ki gidişatın farkındayım, yani demek ki durum daha o kadar ciddi değil. O zaman, hala bilinçli bir vaziyette olduğumu belirttikten sonra konumuza geri dönebiliriz.
Doğum günleri benim için önemli. Sadece kendi doğum günümden bahsetmiyorum. O kadar bencil ve şımarık bir insan değilim. Sadece, kendi radyo kanalından kendi doğum gününe şarkı gönderecek kadar şımarık bir insanım. Her neyse...
Sevdiğim insanların da doğum günleri benim için önemli. Bunun kutlamanın heyecanı, sürprizi ya da parti aşkı ile hiç alakası yok. Daha soyut bir seviyede önem taşıyor.
Yaşadığımız hayatın önemi ben çok düşündüren, yeri geldiğinde geren ve yeri geldiğinde coşku ile dolduran bir konu. Bu, doğal olarak hayata başladığımız tarihi de benim için çok önemli kılıyor.
Vakti zamanında Düşünür Veggie Hanım'la yaptığım bir yürüyüş sırasında konu özgür irade kavramına geldi ve bana yönelttiği "Sence özgür irade var mı?" sorusuna büyük bir güç ve güvenle "Tabii ki var." demiştim. Sorunun aslında ne olduğunu çok düşünmeden, hür bir kadın olarak, bana yakışan cevabın bu olduğuna yoğun bir şekilde inanarak yapıştırmıştım cevabı. Ama Düşünür Veggie Hanım, konuyu biraz daha deşip, şehirden kasabaya yerleşme kararımın nedenlerini sorgulamaya beni itmiş, ardından seçtiğim meslekten, etrafımdaki arkadaş çevresine kadar verdiğim kararların özgür iradeden ziyade bir özgür irade illüzyonu altındaki, özünde kaçınılmaz olan kararı verip vermediğimi düşündürtmüştü.
Doğumumdan şu anda geldiğim yaşa kadar, Bayan Kene'yi Bayan Kene yapan her olayın, düşüncenin, kişinin bir sonucu olup olmadığımı sorgulamaya böyle başladım.
İlk etapta bu beni rahatsız etti. Sonra neden rahatsız ettiği üzerine biraz düşününce bunun "Tabii ki!" cevabını yapıştırırken ki hür kadın imajımın sarsılmasından kaynaklandığı farkedip, saçmalığı gördüm. Özgür irade illüzyonunun beni rahatsız eden tarafı cevabıma ters düşüyor olmasıydı ve bu çok saçmaydı.
Şu anda bu illüzyonu kabul ediyorum. Ha, Düşünür Veggie Hanım, işleri bir tık daha ileri götürerek, doğumdan itibaren aynı etkilere maruz bırakılan iki farklı insanın hayatta aynı noktada olacaklarını düşündüğünü söyledi. Bu düşünceye o kadar katılmıyorum çünkü genetiğimizin üzerimizde büyük bir söz hakkı olduğunu düşünüyorum. Bazı karakteristik özelliklerimizi bize verdiği bir gerçek, kimimiz daha agresif, kimimiz daha meraklı, kimimiz daha sakin oluyoruz ve bu özelliklere anne karnından çıktığımız anda sahibiz. Mizacımız, olduğumuz insan konusunda büyük bir etkiye sahip. Ve tabii ki bu da aslında özgür irade illüzyonunu destekliyor. O an yaptığımız bir seçimin arkasında, genetiğimiz, ailemiz ve çevremiz bizi zaten o seçimi yapacak şekilde yapılandırmış. 29 yaşına gelmiş Bayan Kene'nin sahip olduğu şartlar altında Dalyan'a gelme kararı almasında aslında hiçbir radikallik yok. Bu zaten tanıdığımız, bildiğimiz Bayan Kene'nin vereceği bir karardı. Ortada hür bir kadının aldığı bir karar var ama o kararı zaten o hür kadını oluşturan parçalar ortaya çıkardı.
Ve işte tam bu noktada hayat benim için çok daha değerli hale geliyor. Çünkü başımıza gelen olaylar, karşılaştığımız insanlar, genlerimizde yazılı olan kodlar... Biz hepsinin karışımıyız ve birindeki tek bir değişiklik hayatımıza yön veren kararları etkiliyor. Ama tabii aynı zamanda bu, bundan sonra vereceğimiz kararların da kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Özünde tahmin edilebilir yaratıklarınız. Gelişmiş bir A.I.'a genetik kodumuzu ve ailemizin genetik kodunu versek, hayata başladığımız dünyanın, içine doğduğumuz şartların datalarını versek belki de önümüze bir hayat planı çıkarabilir. Ama hesap çok karmaşık, aslında deterministik olan çok fazla eleman içeriyor. Bu da bizde özgür irade illüzyonunu yaratıyor.
Konuyu fazla uzattım sanki... Özünde, inançlı biri olmayarak, özgür irade illüzyonunun aslında, bize özel bir hayatı yaşadığımızı kanıtladığını düşünüyorum. O yüzden dünyaya geldiğimiz günün de anlamı büyük. O yüzden doğum günlerini seviyorum.
Ha, her sevdiğim insanın doğum gününü hatırlamıyorum tabii ki ama zaten doğum günlerini seviyorum, dedim, bu konuda üstün bir özveri gösterdiğimi iddia etmedim.
Doğum günü kutlanması gereken bir gün, önemli bir gün. Nasıl, ne şekilde kutlandığı önemli değil. Hediyeler, sürprizler gerekli değil. Kendi radyo kanalınızdan kendinize bir şarkı bile gönderseniz bilr yeter, bence! Yanındaki ekstra kutlamalar tat katan baharatlar gibi...
O zaman mutlu yıllar bana!
PS: Özgür irade illüzyonu konusuna bir ara daha derin bir şekilde gireceğim, çünkü konunun dallandığı çok farklı kollar var. Üzerine düşünmesi eğlenceli.
Düşünür Veggie Hanım doğumdan itibaren aynı etkilere maruz bırakılan iki farklı insanın hayatta aynı noktada olacakları konusunda biraz yanılıyor, zira elimde çok net bir deney var. Bayan Commandante ile çok uzak noktalarda olmasak da bakış açısı ve kendine olan duruşlarımız arasındaki farka bakınca pek de aynı noktada olduğumuz da söylenemez. Özgür irade illüzyonu ile özgür irade arasında ne fark var tam olarak onu da bilemiyorum. Bu durumda bizim özgür irademiz var, illüzyondan kurtulduk diyebilir miyiz? Veya aynı noktadan kasıt ne kadar bir aynılık? Aynı evde olmak, aynı şeyleri yemek aynılık mı, bireysel seçimlerimizin farklı olması bizi yeterince ayırıyor mu?
YanıtlaSilBinaenaleyh, özgür irademle söylemek isterim ki, iyi ki doğmuşsun, öperim.