13 Kasım 2020 Cuma

İlk Haftayı Geride Bıraktık

Sonunda ilk elden fizik tedavi egzersizlerini tecrübe etmiş bulunmaktayım. 

İlk seansta dizime uygulanan yoğun bakımın aynısı 2.seansta da uygulandı ve hemen akabinde egzersizlere geçildi. 

Egzersiz yapmak için sizi başka bir bölüme alıyorlar. Bir rampa, bir merdiven, pedaldan oluşan bir alet, paralel barların arasında yürüdüğünüz bir bölüm, bir adet koşu bandı, bir adet bisiklet ve iki yatağın bulunduğu bir alan burası. Bir duvar boydan boya ayna ve önünde de tutunabileceğiniz bir bar var. Aslında bir nevi spor salonlarında bulunan egzersiz alanı gibi. 

Tedirgin bir şekilde topal topal egzersiz alanına geçerken, cezamı kesecek olan fizyoterapist beni karşıladı. Elinde dizimin mevcut durumunun yazıldığı bir kağıt vardı. Şöyle bir göz attıktan sonra "Pedal çevirmekle başlayalım." dedi. 

Hemen alanın girişinde bulunan sadece tek bir pedaldan oluşan aletin önüne bir koltuk çekti. Ayaklarımı pedala geçirdikten sonra "Çeviremezseniz bile ileri geri hareket yapın." dedi. Çevirme hareketini kendime bir "challange" edindim ve denedim. Dostum, imkansız! Diz kapağımın sağ tarafı daha pedalı en tepe noktasına çıkaramadan bana engel oldu. Sanki orada bir duvar var ve kırmam imkansızmış gibi hissettim. Söz konusu "challange"ı tamamlamak için önümde daha çok ama çok uzun bir yol olduğunu anlayınca, sefil sefil ileri geri hareketler yaparak ağrıya katlanabildiğim kadar zorladım kendimi. 

Üstüne 3-4 hareket daha yaptırdılar ama zannımca hiçbiri o lanet pedallar kadar sıkıntı değil. Hayır, basit bir pedalı çeviremiyor olmak da insana çok fena koyuyor! 

Fizik tedavinin ikinci gününü geride bırakırken fizyoterapistler yürüyüşün yasak olduğunu, evde fazla egzersiz yapmamamı ve mümkünse bir gün ara vererek randevu almamı söylediler. Kaslarımın güçsüzlüğü nedeni ile dengem iyi değilmiş ve fazla zorlamamam gerekiyormuş. Aldığım talimatlarla beraber fizik tedavinin çok da kötü olmadığını düşünerek 2.seansı geride bıraktım.

Bu gün 3.seansa girdim. Söyledikleri randevu değişikliğini haftaya yapacağım. O nedenle bu gün üstü üste fizik tedavi almış oldum. 

ÇıtıPıtı Tekniker'im beni karşıladı, dizime ultrason uyguladı, kaslarımı elektriklendirdi ve kapanışı da sıcak havlu ile yaptı. Bu kısım, özellikle en sevdiğim bölüm haline geldi. Güzellik salonuna gitmişsiniz gibi hem daha seviyeli hem daha mesafeli. Ayrıca kendi başıma geçirdiğim bir 40dk var ki kitap okumak için çok ideal. 

Bu harika bölüm bitmek üzereyken tüylerimi diken diken eden o haykırışı duydum!

"Yeter, yeter!" 

Resmen bir anda dünyam karardı. Fizik tedavinin o kadar da kötü olmadığına dair düşüncelerim iskambil kağıdından bir kulenin yıkılışı gibi dağıldı. Ne yapıyorlardı ki?! Bana da yapacaklar mıydı? 

Sıcak havlu süresinin bittiğini haber veren alarm çaldı. Soğukkanlılığımı koruyarak ÇıtıPıtı Tekniker'i bekledim. Az önce kimse bağırmamışçasına sakin bir şekilde içeri girdi, "Geçmiş olsun, egzersiz bölümüne geçebilirsiniz." dedi. 

İlk girişimden daha tedirgin bir şekilde alana girdim ve kimin bağırdığını anlamaya çalıştım. 

Bir sandalyede elinde bastonla oturan yaşlıca bir teyze, bir sandalyede ondan daha genç başka bir teyze ve bir amca ile karşılaştım. Az önceki isyan eden ses onlardan birine ait olamazdı. Daha genç birinin sesiydi. Kapalı perdeler ardında bir şeyler dönmüştü demek ki... Bu düşünce nedense rahatlattı beni. Demek ki çığlığın sebebi egzersiz değildi! Yalnız etrafta benimle ilgilenecek herhangi bir fizyoterapist göremedim. Herkes kendi halinde takılıyordu. Amca bir o tarafa bir bu tarafa yürüyor, nispeten daha genç olan teyze elindeki delikli alete parmaklarını geçirip, sıkıp bırakıyor, bastonlu teyze ise aynen benim gibi etrafa bakıyordu. Amaçsız bir şekilde ortalarında durmuş onlara bakarken odanın en ücra köşesine yerleştirilmiş olan masadan benimle ilgilenen fizyoterapist çıktı. "Dünkü egzersizlerin aynısını yapacaksınız." dedi. "Pedalla başlayın."

İkinci karşılaşmamızda da pedal kazandı. Hatta niyeyse kendimi dünkünden daha kötü bir seviyede gibi hissettim. Sanki dün daha fazla kaldırabiliyordum dizimi. Moralim bozuldu ve hırsla çalışmaya devam ettim. Elbet bana bir sonraki egzersize geçmemi söyleyeceklerdi. Bende o zamana kadar pedala bir nebze haddini bildiririm, diye düşündüm. Ama gel gör ki kimse beni dürtmedi. Artık sol bacağım tir tir titremeye başladığı zaman bir şeyleri yanlış yaptığımı düşünmeye başladım. Daha fazla pedal çevirecek gücüm kalmadığı gibi yürüyebileceğimden bile emin değildim. Arkamda bastonlu teyze ile ilgilenen diğer bir fizyoterapiste "Bir sonraki egzersize geçeyim mi?" diye sordu. Kafasını sallayarak bana cevap veren terapistin adının Lalettan Fizyoterapist olduğunu bu şekilde öğrendim. 

Son egzersizi yaparken benimle ilk ilgilenen fizyoterapist egzersiz alanına girdi. Fırsat bu fırsat diyerek sorumu yapıştırdım.

"Bu hareketleri ne kadar süre tekrarlamam lazım?" Böylece kendimi gereğinden fazla hırpalamadan daha anlamlı bir seans geçirebilmem için ihtiyacım olan bilgiyi almış oldum.

Dünden çok daha yorgun ve verimsiz bir şekilde kalan egzersizlerimi tamamladığımda dizlerimde derman kalmadı diyebilirim. Ama itiraf etmem lazım, yataktan inip asansöre yürürken dünden çok daha rahat adım attığımı hissediyordum. 

Gene de hayal gücümün çok da uçuk olmadığına şahit olmak beni gerdi. Ne yapıyorlardı ki o kadına?!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder