20 Kasım 2020 Cuma

Yılın Çiftini Açıklıyoruz: Bayan Mavi & Bayan Kene

Ortamlar iyice karıştı. 

Karışıklığın ilk düğümü dün sabah atıldı. Beni ne dürttü hatırlamıyorum ama Bay Hastalık Hastası'nın bel ağrısı hakkında güncelleme almak adına kendisini bir aramak geçti içimden ve telefon ettim. 

"Alo?!" Bay Hastalık Hastası gergin ve sinirli bir şekilde açtı telefonu. 
"Belinin durumu nasıl oldu, baba? Merak ettim seni." dedim. 
"İğne oldum gene ama beni geç, annen düştü asıl!" diyerek bomba haberi patlattı. Gözümün önüne Bayan Mavi'nin ayaklarının havalanması gelirken Hastalık Hastası'ndan daha detaylı bilgi vermesini istedim.
"Dirseğine bir şey oldu." dedi. "Bir Zamanlar Sıkıntılı'yı aradım. Gelip anneni hastaneye götürecek." 

Normal şartlarda, bizim aileden ben ve Bir Zamanlar Sıkıntılı hariç,  kimseyi kolay kolay hastaneye gitmeye ikna edemezsiniz. O yüzden bu haber, durumun ciddiyetini gösteriyordu. 

Tabii ki işler hemen çözülemedi. Bir Zamanlar Sıkıntılı iş yoğunluğundan dolayı annemlere gidemedi. 
Benim de işlevsizliğimden ötürü top Bay Nerd'e atıldı. Bir hışım motoruna atlayan Bay Nerd, hayallerimde, beyaz atlı bir prens gibi annemlere ışık hızıyla vardı, Bayan Mavi'yi kollarına alarak arabaya yerleştirdi ve hastaneye gitti. 

Tabii ki annemi kollarına almadı. Zira, ilk olarak annemin sadece dirseğinde sorun vardı, ikinci olarak Bay Nerd böyle gereksiz bir centilmenlik hareketi ile kendisini sakatlayacak ve daha beter problemlerle uğraşmamıza neden olacak kadar düşüncesiz bir insan değil. Neyse ki!..

Ben, bütün bu oradan oraya koşturma ortamında, salonda oturarak atıllığımın ilk defa farkına vardım. Çok bir şey istemiyordum. Sadece araba kullanabilmek bile kendimi soruna dahil etmeme yetecek ve işe yarıyor olmanın vicdani rahatlığını hissediyor olacaktım. 

Onun yerine evde oturup diz egzersizleri yaptım. 

Bir zaman sonra telefonuma bir röntgen resmi geldi. Şimdiye kadar pek çok röntgene bakma şansım olmuştu. Ailede yaralanmalar çok olunca gereksiz bir röntgen tecrübesi kazanmıştım. Ama asla röntgende bir kırığı görme yetisine ulaşamamıştım. "İşte bilekteki kırığı görebilirsiniz." ifadesi benim için anlamsızdı. Bence her şey gayet yerli yerindeydi.

Ta ki Bayan Mavi'nin dirsek röntgenini görünceye kadar. Önce arada bir parçanın eksik olduğunu düşündüm. Ama bunun imkansızlığının farkında varında, iki parçanın da bir zamanlar tek bir parça olduğunu gayet net bir şekilde görebildim. Benim bile kırık olduğunu anlayacağım temizlikte dirseğinin bir ucunu ayırmayı başarmıştı Bayan Mavi. 

Ertesi günü, yani bu gün, çok sevgili bacağım için bir Fethiye yolculuğu kaçınılmaz olacağından annemi de alarak hastaneye gittik. 

Bence hastaneye girişimiz tam filmlik bir sahneydi. Topallayan Bayan Kene, sağlam kolu ile ona destek olup diğer kolu sargıda olan Bayan Mavi, acilden giriş yapıyor. Açılın, arıza(lı) çift geliyor! 

Benim dizimle ilgilenen doktor izinde olduğu için aynı doktorun karşısına çıkarak ufak bir oyun oynama şansını kaçırdık. Onun yerine diğer ortopedist, bize gayet ciddi bir şekilde, dirseğin ameliyatlık olduğunu, basit bir operasyon olacağını,hastanın bir gece hastanede kalacağını, yarın ameliyat olabileceğini söyleyerek hayatımıza yeni düğümleri atmış oldu. 

Bayan Mavi ile odadan çıktığımızda ikimizde şaşkındık ama gerçekler ortadaydı. Ve ortadaki gerçekleri ben bile net bir şekilde görmüştüm.

Hastanenin içinde biri topal biri çolak bir çift olarak anestezi için tahlilleri yaptırım, formlar doldurup oradan oraya koşturduk. En son anestezi uzmanı ile görüşmeyi beklemek üzere kendimizi standart hastane sandalyesine attık ki işkence saatimin geldiğini fark ettim. Böylece Bayan Mavi'yi hastanenin ilk katında bırakarak bir buçuk saatlik bakım-dayak seansıma gittim. 

Seans boyunca, yarın olacak ameliyat için kaçta yola çıkacağımızdan, yeni sokağa çıkma kısıtlamasının herhangi bir sıkıntı oluşturup oluşturmayacağına, hastanede refakatçi olarak kimin kalabileceğinden, ameliyat sonrası nelerle karşılaşacağımıza dair türlü düşüncelerin içinde boğulup durdum. Sıra, dıştan bir müdahale ile hastanın bağırtılması aşamasına gelindiğinde kafamdaki tek bir düşünce diğerlerinden baskın geldi. Bayan Mavi'de bu süreçten geçecek miydi? 3 hafta boyunca kolunu kullanmaması gerekiyorsa benimle paralel bir süreç geçirme ihtimali yüksekti. Tatsızdı...

Bir seansı daha geride bırakarak Bay Nerd ve Bayan Mavi'ye katılmak üzere hastaneden çıktım. 

"Beni şimdi yatırıyorlar." diyerek Bayan Mavi daha güncel bir düğüm attı ortaya. "Şekerim yüksekmiş, düşüreceklermiş ki yarın ameliyat olayım." 
"Refakatçi?"
"İstemiyorum" dedi. 

Aslında bu haber az önce kafamı kurcalayan pek çok sorunu çözüyordu. Sabah kaçta çıkılacağı daha netti, çünkü ameliyat 1 ile 2 arası yapılacaktı. Sokağa çıkma kısıtlaması ile yaşanacak herhangi bir sorun ihtimali de ortadan kalkıyordu. Ayrıca bir gece önceden annemin hastane kontrolünde olması da iyi bir şey idi zira benim bildiğim Bayan Mavi dirseğindeki kırık ile bu akşam köpekleri beslemeye kalkar, kavanoz açmaya çalışır, evin şeklini değiştirmeye kalkışabilirdi. Bir hastane odasında, tek başına, sahip olduğu dertleri büyütecek herhangi bir işe kalkışması çok daha düşük bir ihtimaldi. Eğer hemşireleri kafalamazsa...

"Böyle daha iyi olmuş, anne." dedim. 
"Bence de." dedi. Bir süre mavi gözlerine baktım. Korkup korkmadığını anlamaya çalıştım. Ben O'nun yerinde olsaydım korkudan tirtir titriyor olurdum. Gülümsedi. "Beni merak etme." dedi.

İki geceyi hastanede geçirmek için ihtiyaç duyduğu şeylerin listesini verdi. Odasının hazır olduğu haberini aldıktan sonra da ayrıldık. 

Şu anda, evde oturmuş, neden bu gece yanında kalmak için ısrar etmediğime kızar haldeyim. Ama olan oldu. Tıpkı o rampadan kendimi aşağı bırakmam gibi... Tıpkı annemin sabah kahvesini balkonda içmek istemesi gibi... Sonuçları büyük etkiler doğuran kararlarımızı dönüp dönüp sorgulamanın alemi yok. Kafamızda devamlı aynı sahneyi oynatıp durmak kendimizi daha kötü hissettirmekten başka bir işe yaramıyor. Keşkelerle ömür geçmiyor, tersine ömür törpüleniyor!..

Ama neyse ki düğümler kendiliğinden çözülüyor bir şekilde! Bir düğümün atılması bazen birkaç düğümü çözebiliyor. Ya da tek bir düğümü çözmek beraberinde başka düğümleri de çözüyor. Öyle ya da böyle, bir şekilde işler yoluna giriyor. 

Şimdi tek yapmam gereken önümdeki düğüm yığınında adım adım ilerlemek. Yumaklarla bebekler yaratan, pek çok düğümle gecelerini geçirmiş biri olarak, eninde sonunda ipin ilik gibi akacağına inancım sonsuz. 

Savulun sizi birbirine geçmiş, kendini bilmez tiftik yığınları! Bayan Kene tek tek haddinizi bildirmeye geliyor!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder