28 Mart 2021 Pazar

Bir Pazar Günü

Bayan Kene nicedir kendi hakkında yazmıyor. Kendini düşünecek zaman bulamadığından olabilir. Eli kalabalık bu aralar. Zevk veren şeyler oyalıyor kendisini. O yüzden de kendini dinlemeye ve anlatmaya pek fırsat bulamıyor. 

Bir haftadır kendini bahar temizliğine verdi, Bayan Kene. Nesnelere olan takıntısı üzerine yoğunlaştı ve eline almadığı, dönüp bakmadığı, üstüne geçirmediği, ayağına giymediği her eşyayı atma işine girişti. Bu yoğun çalışmanın sonunda, hafifleyen bir gardırobu, can alıcı kırmızı renge sahip iki kapaklı bir ayakkabılığı ve daha derli toplu rafları oldu.

Ayrıca çiçek işine de girişti. Şimdi 4 sukülenti haricinde, artık 5 tane daha bitkisi var. İkisi kırmızı ayakkabılığın üzerinde pek güzel duruyor. Diğerleri terasta yerini aldı. İyi ve memnun gözüküyorlar. Bayan Kene her sabah evden çıkarken hepsinin hatırını soruyor. Bu hem Dominantlar Kraliçe'ni anma şekli hem de bitkilerle konuşmanın fantastikliğine inanmayı seviyor.

Bayan Kene bu aralar defterini yanında gezdiriyor. Laptopundan uzaklaştı biraz. Elle yazmayı özledi. Kalem tutmanın nostaljik havasını seviyor. Parmakları acıyor biraz (çok düzgün kalem tutamıyor olabilir) ama ortaya çıkan paragraflardan memnun kalıyor. Güzel bir şey yazmanın karşılığı gibi geliyor belki o sızı. 

Film izleme işi yazma hızından daha hızlı ilerliyor. Bu nedenle, ilgili filmin yazısını yazacağı sırada üstüne 2 film daha izlemiş oluyor. Bu durum canını sıkıyor ama elbet yetişeceğine inanıyor. Bu film yoğunluğunun böyle devam etmeyeceğini biliyor. Sadece oyun oynadığım akşamların gelmesi yakın, diye düşünüyor. 

Miyuki, epoksi ve amigurumi hobileri ise sekteye uğradı. Bu aralar yazmak çok vaktini alıyor. Laptoptan uzaklaşmak istemesinin bir sebebi de bu. Onun yerine boncuklarını alıp kafede biraz miyuki yapmayı düşünüyor. Yarın öyle bir gün olabilir mesela.

Saatler ilerliyor, bir pazar günü daha geride kalıyor. Bayan Kene yarın çalacak olan saatini düşünmemeye çalışıyor. Pazarın son saatlerini ne gibi bir şey yaparak daha iyi değerlendirebileceğini düşünüyor. Belki de hiç yazmaya oturmamalıydı, belki de televizyon karşısında miyuki yapmalıydı. Belki de açıp oyun oynamalıydı. Ya da belki de, bir haber, iki blog yazısı yazarak pazarını gayet iyi değerlendirdiğini düşünmeli. Bundan iyisi Şam'da kayısı... 

Bayan Kene eskiden bu lafın "Bundan iyisi çamda kayısı." olduğunu zannederdi ve anlam veremezdi. Öğrendikten sonra hayatında yaşadığı ufak bir aydınlanmalara bir yenisini daha ekledi ve mutlu oldu.

Geçen gece rüyası da eskiyi hatırlattı, Bayan Kene'ye. Eskiden çok sık dişlerinin döküldüğü, yarım diş parçalarının ağzının içinde kalıp dilini çizdiğini görürdü. Lavabonun başında, durmadan kırık diş tükürüp dururdu. Bu bahar temizliği, beyninde eski kutuları açmış olacak ki dün gece rüyasında dişleri kırıldı. Bu sefer ağrı hissetti ama. Eski rüyalarında hiç ağrı sızı hissetmez, dişlerinin sallandığını fark eder ve tükürmeye başlardı. Bu rüyasında canı yandı, dişlerini sıktı ve kırıldıklarını hissetti. Ağzı acıdı, dişlerini tükürmek için ağzını açtı. Birden diş etinden kan fışkırmaya, yere ve duvarlara ince lekeler bırakmaya başladı. Fışkıran kanın sesini bile duyuyordu. Bu arada da kırılan ama hala ağzının içinde kalan dişlerini de tükürmeye çalışıyordu. Dudağı ile diş eti arasına bir pamuk tıkadı ve dişçiye gitti. Cımbız gibi bir aletle kırık parçaları topladı dişçi. Topladıklarını Bayan Kene'nin eline bıraktı. Elindekini yığına hayretle baktı Bayan Kene. Ağzında bu kadar diş olamazdı. Bitmek bilmiyordu. Dilini dişlerinin arasında dolaştırdı, tıpkı daha önceki rüyalarında yaptığı gibi. Dili acıdı. Elindeki yığınla, ağzındaki kırık dişlerle, nasıl bu hale geldiğini düşündü Bayan Kene. Yattığı yere gidip baktı ve yastığında kan gördü. Yastığını ısırmaktan dişlerinin kırıldığı sonucuna vardı. O zaman bunun rüya mı yoksa gerçek mi olup olmadığını sorgulamaya başladı. O ana kadar rüya olduğundan emindi ama yastık ve kanlı diş izi daha önce görmediği şeylerdi. Tekrar dilini dişleri arasında gezdirmek istedi ve uyandı. Uyandığında çenesi ağrıyordu sanki. Uyku sersemliğinden emin olamadı ve tekrar uykuya daldı.

Eski nesnelerle uğraştıktan sonra eski bir rüyayı anan beynini uzun uzun andı Bayan Kene ertesi gün. Görmekten haz etmediği bir rüyayı tozlu raflarından çıkarıp onu izleten beyninin garip bir espri anlayışı vardı. Kendine özgü bir espri anlayışı. 

Neyse ki Bayan Kene kara komediyi seviyor da geçinip gidiyorlar beyni ile. Yoksa pek çekilmez bir birliktelikleri olabilirdi.

Akşam yemeği vakti geliyor. Bayan Kene yemek işine girişmeden bir iki oyun oynamanın pazarı verimli geçirmek adına uygun bir hareket olacağına karar veriyor ve "play" e basıyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder