Korku filmleri resmen benim manam!
Vaktizamanında Diablo II diye bir oyun vardı. Ortaokul zamanındaki koca bir yazımı, ki pek çok ergen için yaz tatilini geçirmenin çok daha eğlenceli yolları varken, kendimi odama kapatıp bu oyunu oynayarak geçirmiştim. Basketbol kulübünden arkadaşım Şimdi Kayıp Bayan ile kahvaltıdan hemen sonra buluşur, bize gider, akşam yemeği saatine kadar kendimizi, bir bilgisayar ekranındaki patlayan iskeletlere, atılan alev toplarına ve zehirli oklara adardık. Sanırım geçirdiğim en harika yaz diyebilirim.
Diablo II'nin aklıma kazınan pek çok repliğinden en favorim, "Stay a while and listen." (Sevgili Decard Cane, kalbimizdesin), en nefret ettiğim replik ise "Not enough mana!" idi. Tam büyüyü zombinin kafasında patlatacaksınız, karakteriniz mouseun sağ tuşuna basmanızdan şikayet ederek çığırırdı, "I need mana!". Siz de, boşalmış küre güzelim mavi sıvıyla doluncaya kadar topuklar ya da kıyıp, bir şişe manayı midenize indirerek kürenizi hızlı bir şekilde doldururdunuz. Mana önemliydi, mana candı! Manasız Diablo II'de hayatta kalamazdınız. Mana rejenerasyonu önemliydi. Yenilenme hızınızı arttıracak her türlü alet edevata ihtiyacınız vardı!
Bu sabah ben de, bu "yaşam" dediğimiz süper gerçek oyundaki manamın korku filmleri sayesinde yenilendiğini anladım.
Kasvetli bir sabaha uyandım. Hava kapalı, ev soğuk ve yatak sıcak. Gözlerimde hala uyku varken kalkıp hayvanlar alemini doyurmak, çıkarmak ve kahve yapmak için üstün bir çaba göstermem gereken bir gün. O yüzden gıcık uyandım. İnsanın böyle bir güne başlaması zor iken bir de bu günün haftanın başı olması kadar korkunç bir şey olamazdı. Hemen hayatı ileri sarıp cumaya gidesim geldi. Buna rağmen sabah rutinimi gerçekleştirecek kuvveti buldum. Ama günün geri kalanını geçirmemi sağlayacak enerjim kalmamıştı.
Elimde kahvem ile kendimi bilgisayar başına attım. Kafam da Diablo II oyunundan başka bir replik yankılanıyordu; "I'm over burdened!" . Üzerimdeki ağırlığı boşaltacak bir şeye ihtiyacım vardı. Bir büyü çakmalıydım ama "Not enough mana!" ...
Ve o haberi gördüm; "40 yönetmenin favori korku filmleri" ! Başlığı okur okumaz mana rejenerasyonumun başladığını hissettim. Sayfayı açtım ve kendimi yüzmekten inanılmaz zevk aldığım engin bir denizde buldum. Tanımadığım yönetmenleri öğrendiğim gibi pek çok da yeni korku filmi buldum! Sevdiğim filmlerinin yönetmenlerinin kim olduğunu öğrendiğim gibi onların başka filmlerine de eriştim! O kadar mutluydum ki internet tarayıcımda bir sürü başka sayfa açmış, bir o filme bir o yönetmene bakıyor, oradan başka bir filme geçip başka bir yönetmeni buluyordum. Bir kenara da Bay Nerd'e hitaben bir mail yazmaya başladım. Mailın içeriği sadece izlenecek filmlerdi! Her yeni film buldukça mana kürem biraz daha doldu, doldu, doldu...
Listenin sonuna geldiğim de 14 tane korku filmim olmuş ve ben haftayı geçirmemi sağlayacak büyüm için yeterli manaya kavuşmuştum!
Yataktan yeni kalkmış Bay Nerd'ün "Kahve var mı?" sorusuna "Korku filmi dönemi başlasın!" şeklinde yüksek desibelden bir karşılık verip, kendisine mail attığımı, pek çok film bulduğumu anlatarak ona bir sersemletme büyüsü çakabildim. Ama mana rejenerasyon hızım inanılmazdı. Hayvanlar alemine ve Bay Nerd'e onları sevgiye boğacak bir büyü yaptıktan sonra hemen ardından kendime hızımı arttıracak bir büyü yaptım ve evden çıktım.
Şu an kafedeyim. Korku filmleri sayesinde kendime çaktığım diriltme büyüm halen etkisini gösteriyor. Mana seviyem yüksek, büyülerim cepte! Değil bu günü bütün haftayı göğüslemeye hazır hissediyorum kendimi. Kapalı havaya, soğuya ve kafedeki yalnızlığıma rağmen evde beni bekleyen heyecanlı, gergin, kanlı, çığlıklı sahneleri, ani seslerin ve görüntülerin beni yerimden sıçratacağını düşündükçe ve kalbimin nasıl çarpacağının hayalini kurdukça mana kürem hızla doluyor.
Bütün bunlara dandik bir haber sitesindeki foto haber ile ulaşmak da benim süper gücüm olsa gerek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder