korku filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
korku filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2021 Perşembe

Korku Türünün Nadide Eserlerinden Dead of Night

Korku maratonunda 4. filmi geride bıraktık ve uzun süren hayal kırıklığım sona erdi. Bunu başaran da 1945 yapımı, siyah beyaz bir korku filmi!

Maratona ilham veren listede Edgar Wrigth ismi ile karşılaşılınca karmaşık hafızam, bu isme bir yerde aşina olduğuma dair alarmlar çalmaya başladı. Ben de hemen teknolojinin nimetlerinden yararlanarak hafızamı huzura erdirdim. 

Favori filmlerim arasında yer alan Shaun of The Dead filminin yönetmeni olduğunu görünce hafızamın unutkanlık seviyesinden utanç duydum. Ayrıca yönetmenin aynı zamanda pek beğendiğim Baby Drive filminin de yönetmeni olduğunu görünce, bir daha unutmaması için beynime ufak çaplı bir ayar çektim. Sonra da korku filmi listesine geri dönerek Edgar Wright'ın sevdiği korku filmine baktım.

28 Mart 2021 Pazar

Ahh Shirley Vahh Shirley

Korku maratonumda üçüncü filmi geride bıraktım ve hayal kırıklığına uğradım. 

Öncelikle filmi neden listeye aldığımı gözden geçirelim.

Listede, favori korku filminin Suspiria (2018) olduğunu söyleyen Josephine Decker ismi ile karşılaştım. Suspiria'nın yeni uyarlamasını beğenmiştim. Güzel bir atmosfer yaratılmıştı, oyunculuklar iyiydi ve müzikler şahaneydi. Üstüne bir de, bu filmi beğenen yönetmenin gene bir kadın olması yönetmene olan ilgimi arttırdı. Hemen açıp çektiği filmlere baktım ve Shirley ile karşılaştım. Film konusunda fikir alışverişi yaptığım Türk İşi Jarlaxe'ın önerdiği, benim de nicedir izlemek istediğim bir filmdi, Shirley. Kaldı ki başrolündeki kadını da baya beğeniyorum. Elisabeth Moss ile The Handmaid's Tale'de tanıştım. Sonra Us'da ansızın karşıma çıktı. Feminist yönetmen araştırmamın sonunda karşılaştığım ve pek mükemmel bir dizi olan Top of The Lake'de ise kendisine hayran oldum. Invisible Man filminde de performansını beğendikten sonra Elisabeth Moss'un oynadığı her film ve diziyi bir kenara not etmeye karar verdim. Shirley'de bu notlar arasındaydı. 

Anlayacağınız beklentilerim biraz büyüktü. Kendimi biraz gaza getirmiş olabilirim.

22 Mart 2021 Pazartesi

İki Hayal Kırıklığı Oldu

Korku filmi maratonum yavaş ama emin adımlarla devam ederken ikinci film ile moraller düştü. 

Yönetmeni, meşhur Psycho filminin başrol oyuncusu Anthony Perkins'in oğlu Oz Perkins olan, 2015 yapımı The Blackcoat's Daughter filmi benden anca 3 puan alır. Beş üzerinden alır, ha! O kadar da eli sıkı değilim puan konusunda. 

The Blackcoat's Daughter, aslında çok güzel Rosemary's Baby havasını yakalayabilecek bir film iken, kurgu, senaryodaki boşluklar ve gereksiz sahneleri ile çok ortalama bir korku filmi haline gelmiş. Yazık olmuş. Başarılı oyunculuklar filmi kurtarmaya yetmemiş. Kalbinizi hızlandıran müzikleri atmosferin sürekliliğini sağlamak için yeterli olamamış. Oz Perkins'in diğer filmlerini izlemedim. O yüzden yönetmenin eksikliği gibi haddimi aşan cümleler kurmayacağım. Onun yerine haddimi aşan cümleleri senaryo ve kurguyu eleştirmek için kuruyorum ve senaryoda eksiklikler olduğunu, kurgunun iyi olmadığını iddia ediyorum.

17 Mart 2021 Çarşamba

Bir de Bir!

Geçen gün yaptığım harika listenin ilk filmini izleyerek korku filmi maratonumu resmen başlatmış bulunuyorum. Maraton gergin, ağır ve kesinlikle güzel başladı!

Öncelikle bu film o bahsi geçen listede yer almıyor ama yönetmen yer alıyor. 

Listenin ikinci sırasında yer alan Natalie Erika James, tanımadığım, duymadığım bir yönetmen idi. Orijinal Ring filminin favori filmi olduğunu gördükten sonra kim olduğunu merak ettim ve ufak bir google araştırması yaptım. Ve hiçbir şey bulamadım! Ama 2020'de çektiği Relic filminin Rotten Tomatoes'de 100 üzerinden 91 aldığını görmem filmi izlemek için yeterli bir sebep oldu benim için.

15 Mart 2021 Pazartesi

Haftaya Korkuyla Başlayın!

Korku filmleri resmen benim manam! 

Vaktizamanında Diablo II diye bir oyun vardı. Ortaokul zamanındaki koca bir yazımı, ki pek çok ergen için yaz tatilini geçirmenin çok daha eğlenceli yolları varken, kendimi odama kapatıp bu oyunu oynayarak geçirmiştim. Basketbol kulübünden arkadaşım Şimdi Kayıp Bayan ile kahvaltıdan hemen sonra buluşur, bize gider, akşam yemeği saatine kadar kendimizi, bir bilgisayar ekranındaki patlayan iskeletlere, atılan alev toplarına ve zehirli oklara adardık. Sanırım geçirdiğim en harika yaz diyebilirim.

3 Şubat 2011 Perşembe

In the Mouth of Madness

Nereden, nasıl bulduğumu hatırlayamayacak kadar eski bir zamanda yükledim In the Mouth of Madness'ı.

Dün de izledim. Aslında konu itibari ile Masters of Horror tadını verebiliyor. Basit bir yaratık ya da cehennemden gelen iblis filmlerinden değil. Ama belki eski olduğundan (1994), belki de doğru oyuncuların seçilmemesinden kaynaklı olarak (ohh ohh artistliğe gel yine! Ah, geri döndüm bebek!!) yeterli etkiyi bırakamadı. Halbuki düşününce, gerçekten konu olarak başarılı, giriş gelişme güzel... Maalesef sonuç iyi verilmemiş. İnsanın ağzında belirsiz bir tat bırakıyor. "Boşuna mı izledim?" yoksa "Lan nasıl oldu bu şimdi?!" gibi sorulara sebep oluyor. Ama John Carpenter'a saygı duyuyorum, basit bir cama basit bir elin tıklatmasını bile ürpertici bir şekilde verebiliyor.

Imdb 7 vermiş. Bence bir korku filmi için iyi bir not. The Thing 8.2 almış. Fikir versin diye belirttim.