11 Kasım 2020 Çarşamba

Seanslar Başlasın

 Dizimle ilgili gelişmeler pek muallak.

"Bence ön çapraz bağ yırtık." ifadesini bir doktora yakıştıramadım ama dizimin halen şiş olması ve 3 aylık düz tutma sürecinden sonra çok az kıvrılması sebebi ile düzgün bir teşhis koyulamamasını da anlıyorum. Ben de ekstra işleri zorlaştırdım; Doktor Panzer'in en ufak bacağıma dokunuşunda viyakladım. Baya saçmalamış olacağım ki en son adam "Herhangi bir müdahalede bulunmadım." deme gereği duydu. Ben işi şakaya vurarak "Keh keh, biraz hassasım da, içim kötü oluyor." dedim. Buna karşılık Doktor Panzer doğal olarak "Bu şekilde yaparsan ne olduğunu anlayamam ve düzgün teşhis koyamam." dedi. 

Dediği de oldu. Benim yüzümden düzgün teşhis koyamadı.

5 Kasım 2020 Perşembe

RadyoBeyin'de Folk Müziği Zamanı

Beyin dediğin organın çalışma şekli, kup kuru bir süngerin ufak bir temasla koca bir su birikintisini bünyesine çekmesi olarak tanımlanabilir. Tek bir görüntü, tek bir hareket ya da RadyoBeyin'in ilgi alanı olan, tek bir melodi göz açıp kapayıncaya kadar beyninizin bütün kıvrımları arasına dolmuş olabilir. 

Geçenlerde Bayan Kene'nin izlediği Dolly Parton : Here I Am belgeseli sayesinde, RadyoBeyin folk müziğine doydu. Bundan mütevellit, artık yaydığımız FM dalgalarına banjonun o garip tınısı hakim. 

Yan Komşum Keçi İle Muhabbet Denemesi

Geçen gün Yan Komşum Keçi'ye cevap verdim. 

Bay Nerd'le ara ara yaptığımız absürt muhabbetin verdiği mutluluk ve heyecanla dayanamadım ve karşılık verdim. Zaten kendisi de uzunca bir süre muhabbete dahil olmak adına evin içine içine laf atıyordu. Hem saçma zevkli sohbetimize katılmasından ne kadar mutlu olacağımızı söylemek hem de keçicemi geliştirmek adına, nispeten doğru olduğuna inandığım bir telaffuz ile cevap verdim.

1 Kasım 2020 Pazar

Kasım Kasveti

Kasım hep bana kasvetli gelmiştir. Kelime olarak çağrıştırıyor olsa gerek zira kasım aylarına dair hatırımda kalan iç karartıcı ya da hüzünlendirici anılara sahip değilim. Ama kasımın kasvetli bir ay olduğu konusunda da hiç şüphem yok.

Maalesef Ekim ayı hiç hayal ettiğim gibi geçmedi. Bu içimi çok burkuyor. Daha kötü geçme ihtimali  koltukta film izleyip kitap okuyarak geçirdiğim zamanları tabii ki benim için daha değerli kılıyor, şikayet edemem. Ama bir yandan da Ekim ayı hayallerimi gerçekleştirememiş olmanın inanılmaz mutsuzluğu içerisindeyim. 

Sevgili bacağım ile aramızdaki ilişki çok temkinli ve dolayısıyla da çok yavaş gelişiyor. Artık kapı eşiğine tutunup azar azar üstüne yük vermekten koltuk değnekleri ile evin içinde dolaşarak yük verme aşamasına geçtik. Ufak ufak ağrı ve sızılarla bana durumdan ne kadar şikayetçi olduğunu iletiyor ama umursamıyorum. Ben de ondan şikayetçiyim. Dizimi bükememekten, tabutta uyuyan vampir modunda yatıyor olmaktan, tedirgin olmadan yürüyüş yapamamaktan dolayı ben de ondan şikayetçiyim. Gene de bence ilişkimizi adım adım telafi ediyor olmamız iyi. Sadece bu ilerleme hızının yeterli yavaşlıkta olup olmadığı konusunda sıkıntılarım var. 

29 Ekim 2020 Perşembe

Disclosure ve Üzen Boys Don't Cry Detayı

Belgesel, kendi naçizane görüşüme göre, insanlık için en faydalı sinema formatı. En basit konudan en karmaşık konuya kadar, insanı aydınlatma gücüne sahip başka bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. Göz ve kulağımıza aynı anda hitap ederek pek çok bilgiyi aklımıza kolayca yerleştirmemize yardımcı oluyor. Bir konuda hakkında kendinizi yetersiz hissediyorsanız hemen ilgili bir belgesel izleyin. İyi bir belgesel olmasa bile sizi daha derine inmek konusunda teşvik edeceği, şüphe duyduğunuz şeyleri doğrulamak için sizi dürteceği bir gerçek. Ama bir de güzel bir belgesel bulursanız... Tadından yenmez... Tükettiğiniz gibi başkalarına da bu aydınlatıcı virüsü bulaştırmak için can atarsınız... 

Salgın zamanını düşünürsek tatsız bir benzetme sanki ama ne yapalım, içimize işlediği su götürmez bir gerçek.

Disclosure da izledikten sonra beni düşünmeye iten, paylaşma ihtiyacı hissettiren bir belgesel. Özellikle son zamanlarda, dünyaca tanınan yazarların dahil olduğu trans bireyler konusu sosyal medya gündemine oturmuşken, sinema tarihinde trans bireyler ile ilgili bir belgesel bulmuş olmak beni çok mutlu etti. 

27 Ekim 2020 Salı

Yan Komşum Bir Keçi

Tabii, Bayan Kene olarak yan komşumun bir keçi olmasını çok garip karşılamayabilirsiniz. Ama garip... 

Halen bir bacağını aktif bir şekilde kullanamayan biri olarak, koltukta tek bir yere oturabiliyorum. Oturduğum yer öyle bir hal aldı ki Bayan Kene'nin kıçından başka bir kıç değse alarmlar çalmaya başlayabilir. Birbirimizi o kadar kanıksadık. 

Oturduğum tarafta, evden çıkamadığım bu süreç zarfında gerçek dış dünyayı seyretmemi sağlayan bir adet pencere bulunmakta. Böylece yağmurun yağıp yağmadığından, havanın soğumaya başlayıp başlamadığına kadar pek çok hava durumu olayına ilk elden tanık olabiliyorum. Ayrıca ev sahibimizin günlük tavuk besleme rutinini de takip edebiliyorum. Bazen bu rutin, pür dikkat bir vaziyette televizyon izlerken ya da laptop ile farklı bir dünyaya bağlanmışken beni yanı başımdaki gerçek hayata öyle ani döndürüyor ki yüreğim ağzıma geliyor. Ama alıştım. Hem ara ara insanın kalp atışını hızlandırması da iyi bir şey. Gençleştirir...

25 Ekim 2020 Pazar

Bir Akşam Gezmesi 3/3 (Kısa Hikaye)

Beyaz ışığın altında renklerini kaybeden otların arasında bir çift siyah göz görüyorum. Yüreğimden bir çığlık fırlamak için ağzıma doğru ilerlerken gözlerim biraz daha detay arıyor ve siyah gözlerin altında ince bir burun görüyor. Sivri bir suratın gerisinde ışığın rengini bozduğu dikenleri algılıyor gözlerim. Çığlığı gerisin geri yutuyorum. Bize dikkatli bir şekilde bakan kirpinin verdiği rahatlık bütün vücudumu sarıyor. 

Benim gevşeyen vücuduma nazaran Sonya’nın vücudu hala gergin ama benim rahatlamış olmam onu da sakinleştiriyor. Zira tüylü kuyruğunu yelpaze misali sallamaya başlıyor.

Az önce yükselen adrenaline, beynimden akan korku filmi sahnelerine ve bir kirpi yüzünden çığlık atmama ramak kalmasına gülüyorum.