Buraları ne zamandır sessiz, farkındayım.
Mantıklı sebeplerimin yanında bir adet de çok da anlamlı olmayan ama garip bir şekilde en çok aklımı kurcalayan başka bir neden var. Önce mantıklı olanlardan başlayacağım.
Bayan Kene, arkadaşları Bayan Goth ve Düşünür Veggie ile pek eğlenceli bir maceraya atıldı. Yazma aktivitesi üzerine kurulu olan bu macera, pazartesi günü ufak çaptaki çevresine açılacak ve daha geniş kitlelere ulaşmak için çabalayacak. Ortaya çıkanın ne kadar takip edileceğini bize zaman gösterecek ama ben umutluyum. Ayrıca Bayan Goth'un kendi deyimi ile "kanallarını açık hissediyor" olması bana da gaz veriyor. Eğlenceli bir iş yapıyoruz, eğlenceli olmayan kısımlarını paylaşıyoruz. Bayan Kene, o kısımlardan kaçmak için her yolu deniyor ve Bayan Goth onu çok güzel yönlendirerek gene o paylaşımın içinde tutuyor. Bayan Goth'u takdir ediyoruz. Tembel Bayan Kene'yi hizada tutmak önemli. Pazartesi günü yakın çevremi bu çıktığımız maceradan haberdar edeceğim ve bir anda milyonlar olmasa bile en azından bir düzine insanın yazdıklarımı okuduğu anksiyetesine gireceğim.
Yazmayı sevip okunmaktan bu kadar çekinmek saçma Bayan Kene. At artık şunu üstünden!
Evet, son bir haftadır üçümüzün de kafasını kurcalayan bu çalışmanın sonucu olarak yazmak ufak çaplı bir işe dönüştü ve her işin yarattığı etkiyi yaratarak beni yazma hobimden uzaklaştırdı. Bu mantıklı sebep. Bunun gibi başka mantıklı sebeplerim de var, tıpkı herkesin yapmak istediği ama yapmasına engel olan zaman, imkan, sağlık gibi sorunlar. Hepsi kabul edilebilir, tek tek incelemeye gerek yok çünkü mühim olan diğeri. Anlamsız olan...
Bayan Kene, yazmaya ortaokul civarlarında başladı. İlk kısa öyküsünü ortaya çıkardığında son derece mutlu idi. Bunu bir alışkanlık haline getirebilir hatta bunu bir meslek olarak edinebilirdi. Güzel hayallerdi ama sonu çabuk geldi. Çünkü Bayan Kene o yazdığı kısa hikayeden sonra hiçbir şey çıkaramadı. Bir gece Bayan Mavi'ye ağlayarak, "Sanki bütün yeteneğimi bir hikayede harcadım. Yazamıyorum." diye serzenişte bulunmuştu. Halbuki bu çok doğal bir şeydi ama o zaman ki Bayan Kene'nin "yazar tıkanması"ndan hiç haberi yoktu.
Tıkanmayı atlatıp başka kısa öyküler yazdı. Lise ve üniversite hayatı boyunca 6-7 tane kısa öykü çıkardı. Kendisi hepsinden memnundu. Çevresi de hepsinden memnundu ama kendi çevresiydi, kendi çöplüğüydü ve çevresi koca bir kuzgun, o da bir kuzgun yavrusuydu. Üniversitede yazdığı son kısa hikayesi, Bayan Kene'nin adeta "masterpeice"i idi. Yani, en azından Bayan Kene için. Buradan aldığı gazla, geç de olsa bunu meslek edineceğini düşünmeye başladı. Hayallerin sonu gene çabuk geldi. Bilgisayar başına her oturuşu hüsran, her oturuşu hayal kırıklığı idi. Ve tıpkı ortaokulda olduğu gibi, Bayan Kene artık "yazar tıkanması"nın bilincinde de olsa, beceri barının tamamen boşaldığı sonucuna vardı. Sözüm onu "masterpeice"i için kendini tüketmişti.
Küstü. Hikaye yazmaya küstü. Günlük tutuyor, ufak kağıtlara ufak notlar alıyor, oraya buraya içini boşaltan yazılar yazıyordu. Ama hikaye yazmaya oturmadı. Çünkü artık öyle bir becerisi yoktu. Buna gönülden inanıyordu.
Dalyan'a yerleştikten sonra da uzunca bir süre "yazmak" için bilgisayar başına oturmadı. İnanmazsın Blog ama o zamanlar buraları çok daha sessizdi. Sonra kim ya da ne, nasıl tetikledi bilinmiyor ama Bayan Kene üstünden ölü toprağını attı. Hatta Blog'un uzun süren sessizliğinden sonraki ilk postun başlığı da bu oldu. Böylece musluk açıldı ve Bayan Kene düzenli yazmaya başladığı gibi üstüne bir de kısa hikaye koydu. Bu arada bu noktaya dikkat çekmek isterim ki, bu zamana kadar ki kısa hikayeleri asla online bir platformda değildi. Bu ilk ve tekti, bu nedenle de bir dönüm noktasıydı.
Hikayenin arkası başka hikayelerle gelmedi ama Bayan Kene becerisinin tükendiğini hissetmiyordu. Sadece içinden gelmiyordu, yazacak bir konu bulamıyordu. Konuyu bulduğu anda oturup yazabilir gibi hissediyordu. Keyfi yerindeydi, Blog'una düzenli yazıyordu, yazdıklarından memnundu.
Neticede geldiği nokta, Bayan Goth ve Düşünür Veggie ile bir sitede yazar olmak oldu. Fikir ilk oluştuğundan, elle tutulur bir hale gelinceye kadar geçen hazırlık sürecinde aklına gelenleri ilgi çekici, okunacak hale getirmek için uğraştı. Her şey güzel gidiyordu ki bu haftanın sonunda Bayan Kene beceri barının tükendiğini hissetmeye başladı. Yazar tıkanması konusunda pek çok şey okumuş, duymuş ve kendi de tecrübe etmiş olmasına rağmen hala o ortaokuldaki Bayan Kene gibi, yazma becerisini kaybettiğini hissediyor. Bundan sonra ürettiği hiçbir şey öncekiler kadar iyi olmayacak.
Ha, ürettiği şeylerin iyi olup olmaması tartışılır tabii ki! Burada kendini bilmez bir üstüncülük yok! Ama boktan yazdığı şeylerin bu becerisini tükettiği düşüncesindense yazdığı başarılı şeylerin tükettiğini düşünmek kabul edilebilir bir tercih bence. Bu kadarına da hakkım olduğunu düşünüyorum!
Ve işte, kendini bir bilgisayar oyunundaki tek kullanımlık silahı olan bir karakter gibi hissettiği, silahını kullandığı ve bir daha artık o kadar güçlü olmayacağını düşündüğü için buralar biraz sessiz kaldı. Diğer kabul edilebilir sebepler, bu gerçek dışı ve tamamen kurgu olan nedenin yanında bir devenin kulağı boyutunda kalıyor, maalesef.
Neyse ki Bayan Kene tecrübeli! Bu tecrübesine dayanarak bunu gidişatın kırılmasının tek yolunun "yazmak"tan geçtiğini biliyor. Konu ne olursa olsun, anlatımı nasıl olursa olsun, musluğun açmanın yolunun zorlamaktan geçtiğini anladı.
Sonuç olarak ortaya, yaklaşık 800 kelimelik, tam olarak ne anlattığı çok belli olmayan ama neden yazıldığı aşikar olan bu yazı çıktı. Okurken zevk alıp almadığını bilmiyorum. Senin için tamamen bir zaman kaybı da olabilir. En azından benim için önemli bir yazı olduğunu bil. Beceri barımın geri dolmasına katkıda bulunduğunu düşünebilirsin. Belki bu okuduğun yazıya biraz daha hoşgörülü yaklaşmanı sağlar.
Teşekkürler ve daha iyilerinde görüşmek üzere!
Not: Bayan Kene, bunu hala bir "yazar tıkanması" olduğunu düşünmüyor. Zira o kim ki yazar tıkanması yaşasın?! Yazar tıkanmasını yazarlar yaşar, adı üstünde!
ayol bu yazar tıkanmasıysa buna can kurban. mis gibi yazıyon işte. okurken zevk alıyom, zamanımı kaliteli geçirdiğimi hissediyom.
YanıtlaSilbir de şu var, çevren kuzgunsa ve sen de kuzgun yavrusuysan, bu senin taş gibi bir kuzgun olduğun ve uçabildiğin ve sonsuza kadar yaşayabileceğin gerçeğini değiştiriyor mu? nope.
dewamke başkan.
Sagol başkan! :)
YanıtlaSil