Gerçekten pek çok hafta sonu bir şeyler yaptığım olmuştu. Ama hiç dün ki kadar yoğun bir şekilde çalıştığımı hatırlamıyorum. Halim olsa idi bu yazıyı dün gece yazacaktım ve tamamlanmış bir iş daha ekleyecektim ama gözlerim yorulmuştu. O yüzden yazıyı bu sabaha bıraktım.
Aslında dün istediğimden daha geç kalkmış, günün verimli geçebilecek iki saatini yatakta yemiştim ve mutsuzdum. Ama sonrasında Bay Nerd ile birlikte epoksi dökme macerasına atılarak bütün mutsuzluğumu geride bıraktım. Kalıplara koyacağımız ufak zımbırtıları bir gece önceden boyayıp hazırlamıştık. Sabah epoksi karışımını hazırlayıp özenle minik kalıplara dökümü yaptık. Bu döküm işlemi nereden baksan bir buçuk saatimizi aldı. İlk dökümden sonra dört saat bekletmek istediğim için güneşin altına koyduk ve ben hemen miyuki işine giriştim.
Cuma yarım kalan bir figürü bitirdikten sonra onu minik bir küpe kıvamına getirip eserimle gurur duyduğum fotoğraflar çektim. DIY ışık kutumda çekmedim, daha ürün çekimlerine geçmediğimiz için şimdilik eşe dosta gönderilecek bir fotoğraf çektikten sonra bir sonraki figüre başladım. Çok fazla boncuk gittiği, büyük olduğu ve benim sevdiğim bir karakter olduğu için bunu tamamen kendime yaptım. Karmaşık bir desene sahip bu şekli bitirmem neredeyse bütün bir günümü aldı. Ama zaferim çok güzel oldu! Günün sonunda hem elim baya alışmış, hem karşılaşacağım problemlerin üstesinden nasıl geleceğimi öğrenmiş hem de ortaya gayet güzel bir şey çıkarmış oldum.
Çok gizemli konuştuğumun farkındayım ama şimdi burada bahsettiğim figürlerin oyun karakterleri olmasından ya da hangi oyun karakteri olduğundan söz etmem gereksiz bir detay bence. Ayrıca ilerde satmaya niyetim olan şeyleri satışa sunmadan sergilemek de bence pazarlama açısından çok stratejik bir hareket değil.
Her neyse... Bu arada ben miyuki ile uğraşırken kalıplar ikindi döküm için hazır hale geldi. Günün iki saatini de ikinci katı dökmekle, düzenlemekle ve süslemekle harcadıktan sonra epoksileri tamamen kurumaları için bıraktık. Artık sonucu görmek için 24 ile 48 saat beklememiz gerekecek. Umarım her şey yolunda gitmiştir de elle tutulur bir şey elde edebilmişizdir.
Arada bu epoksi için zımpara, cila malzemeleri sipariş edip, içindeki baloncuklardan kurtulmanın yollarını araştırdık. DIY bir yol bulduktan sonra onun için gereken siparişleri verdik. İstediğim şeyler haftaya gelirse, bir sonraki hafta sonu çok daha başarılı epoksiler üretebileceğimizi düşünüyorum.
Ayrıca renklerimizin gelmesi şart! Şu anda sadece şeffaf ve simli çalışabiliyoruz. Hayatımıza renk katmamız lazım! Eyy, Çinli arkadaşlarım, duyun sesimi! Pigmentlerimi gönderin bana!
Akşam yemeği olarak da gerçek bir yaramazlık yaparak evde bol hardallı sosisli sandviç ve patates kızartması yedik, doyduk ve işlerimize geri döndük, zira miyukim halen bitmemişti. Bay Nerd'de kısır görevini hallettikten sonra bilgisayarını adam etme işine girişti.
Nasıl çalışkan bir çiftiz yahu?!
Akşam saat 10'a doğru miyukim bitti, ipleri kesildi, yakıldı, eşe dosta gönderilecek fotoğrafı çekildi. Yorgundum ama bir şeyler daha yapmak istiyordum. Hazır, Bay Nerd'de kendi işlerine gömülmüş iken, o zaman bir film patlatayım, dedim. Ne zamandır izlemek istediğim, Murder on the Orient Express filmini açtım.
Gayet memnun kaldım! Agatha Christie'nin bu zamana kadar iki romanını okumuştum gençken. Dominantlar Kraliçesi pek severdi ve bana tavsiye etmişti. On küçük Zenci ve Doğu Ekspresinde Cinayet'i okumuştum ve acayip zevk almıştım. E tabii, bu gibi filmlerde kimin ne zaman ne şekilde öleceğini bilince çok sürpriz yaşamıyorsunuz ama film gene de kendini izlettiriyor. Oyunculuklar güzel, karakterler eğlenceli, konu da ben de eskiye dair güzel anıları hatırlattığı için pek keyif aldım. Üzerimde battaniye, yanımda yatan Çoko, karşımda Hercule Pariot'un saçma bıyıkları ile güzel bir gece geçirdim diyebilirim. Filminin sonunda çalan parçayı Michelle Pfeiffer'ın söyleyip söylemediği üzerine bahse girdim ve jeneriğin bitmesini bekledim. En sonda çıkan şarkı listesinde şarkının sözlerini Kenneth Branagh'ın yazdığını ve Michelle Pfeiffe'ın söylediğini görünce gün içinde kazandığım zaferlere bir yenisini daha eklemiş oldum! Artık geceyi kapatabilirdim.
Yatağa yattığım vakit bir de bloga yazsam tam olur, diye geçirdim aklımdan ama artık her şey için çok geç idi. Yatağa yatmış, üzerime yorganı çekmiştim.
Bu nedenle ilk işim uyanır uyanmaz, kahvemi bitirir bitirmez bilgisayar başına geçmek oldu! Hafta sonu başarılarıma bir yenisini daha eklemiş olmanın gururunu yaşıyorum. Niyetim ilerleyen saatlerde bir miyuki projesine daha başlamak. Bugün Bayan Goth ve Düşünür Veggie ile yürüyüş planımız da var. Hazır hafta sonunu iyi değerlendirmeye başlamışken bitinceye kadar devam etsem iyi olabilir. Zira bu gibi aktif günleri çok sık yaşamıyorum. Benim için genellikle tembellik anlamına gelen tatil günlerini böyle geçirmek pek sıra dışı bir durum. İçimdeki heyecanın yerini miskinlik almadan bir iki bir şey daha yaparsam harika olur sanki... Ya da çok zorlamasam mı? Tadında mı bıraksam?...
Miskinlik ele geçirmeye başladı bile!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder