Başımı Bay Nerd'ün göğsüne gömüp saatlerce ağlamak istiyorum.
Geçen haftadan beri içimde inanılmaz bir huzursuzluk var Bay Nerd ile alakalı. Bunların bazı çok açık sebepleri var:
Neredeyse 3 haftadır kendisinden mektup alamadım. Hem yazdığım mektuplara verdiği cevapları merak ediyorum hem de ona dair bir şeyler okuyarak ruh hali hakkında bir fikir edinmek için büyük bir açlık duyuyorum.
Diğer bir sebep geçen hafta görüşe gitmemiş olmam. Yoksunluk krizi gibi bir şey yaşıyor olabilirim. Her hafta onu mutlaka görüyordum, mutlaka konuşuyorduk, mutlaka nasıl hissettiğine, nasıl göründüğüne dair net fikrim oluyordu. Şimdi ise sadece annesinin bana anlattıkları var ki o da çok bir şey anlatmadı. O yüzden tam bir bilinmezlik içerisindeyim.
Üçüncü bir sebep bu aralar çok tek başıma kaldım. Aslında tek başına kalmaktan hoşlanan bir insanım ama sahip olduğum psikoloji ve hayatımın boktanlığı nedeniyle tek başıma kalmak kendimle ettiğim diyalogları daha da karanlık bir hale getirmeye başladı. Bunun sonucunda da gece yatağa yattığımda tavana bakarak bütün bunları neden yaşadığımı sorgularken buluyorum kendimi. Sorguladığım şey o kadar yanlış ki bunun için harcadığım saatlerin hiçbir anlamı olmuyor. Ertesi güne ekstra yorgun başlamama sebep oluyor, başka bir şeye değil.
Hiçbir şekilde, hiçbir etkimin olmadığı bir dönem yaşıyorum. Ne Bay Nerd'e bir etkim oluyor, ne avukata, ne hakime, ne davaya, ne de hayatımın gidişatına. Bir seneyi aşkın bir süredir başka insanların verdiği kararlar ile hayatıma devam ediyorum. Sözümün geçtiği tek yer akşam ne yiyeceğim oluyor. Son zamanlarda bu hissiyat kendini fazla gösterdiği için huzursuzluk seviyemin arttığını düşünüyorum.
Acaba içeride olan ben olsaydım nasıl hissedecektim? Bunu da merak etmeden duramıyorum. Özgürlüklerim kısıtlanmış, tanımadığım ve muhtemelen hiç alışkın olmadığım bir çevrede kalmak zorunda olmak nasıl bir bunalım yaşatırdı? Mesela benim için haftada bir telefon görüşmesinin ve ayda 4 kere yüzyüze görüşmelerin olması acayip heyecanlandırıcı bir şey. Acaba Bay Nerd'e nasıl geliyor? İçinde bulunduğumuz şartların birbirinden bu kadar farklı olduğunu düşününce aynı şeyleri hissediyor olma ihtimalimiz çok düşük gözüküyor gözüme. E o zaman benim heyecanıma ayak uyduramıyor olması da çok normal değil mi? Ama bunu farketmek kendimi yapayalnız hissetmeme engel olamıyor.
Ama farkında mısın Bayan Kene, Bay Nerd akşam ne yiyeceğine de karar veremiyor...
Bunun yanında onun da tek yapması gereken şey beklemek. Faturalarla, işle, ilişkilerle, aileyle, hayatla baş etmek zorunda değil. İstese de yapamaz.
Bozuk zihnimde bu şu an inanılmaz bir lüks gibi gözüküyor bana.
Çarşamba günü Bay Nerd'le konuşunca belki bozuk zihnim biraz düzelir. Zira bu gidişatla bir yere varamayacağım.
Neden kendimi Bay Nerd'le karşılaştırıyorum ki? Bence bu da bozuk zihnimin bir diğer çıktısı. İkimizde tam anlamıyla bir madalyonun farklı yüzleriyiz.
Vay be, bu benzetmeyi kullanacağım hiç aklıma gelmezdi. Gerçekten, kulağa geldiği kadar da klişeymiş ayrıca. Kullandığım için utanç duydum.
Ama içinde bulunduğumuz durumu da net bir şekilde açıklıyor. Bay Nerd kesinlikle benim nelerle, ne şartlar altında, nasıl bir zihin ile üstesinden gelmeye çalıştığım konusunda bir fikir sahibi olamaz. Ve ben de onun içinde bulunduğu ortam, aklından geçenler, yaşadıkları hakkında bir fikre sahip olamam.
Evet, vardığım bu sonucu Bay Nerd'e yazacağım. Belki böylece birbirimize karşı daha doğru şekilde yaklaşabiliriz. Sonuçta hissettiğimiz şeyleri bilmemiz imkansız ise o zaman ne istediğimizi söylememiz gerekiyor demektir. Birbirimizi dinlemeye açık olmalıyız. Böylece çok daha...
Off Bayan Kene, kafayı yemiş bir yazıcı gibi, devamlı aynı şeyleri çıkarıp duruyorsun, farkında mısın?
Bu benzetme ile gurur duydum, bunu da belirtmek isterim. Bence beni çok güzel anlatıyor.
O zaman kağıdımız bitsin artık. Daha fazla ziyan etmeye gerek yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder