Fizik tedavide her şey rutine bindi, artık böyle devam eder ocağın sonuna kadar, diye düşünürken saçma sapan bir egzersizle beni şaşırtmayı başardılar.
Bir buçuk aydır süre gelen seanslarımda hep aynı sıralama ve egzersizler vardı. İlk 40 dakika güzel bir diz bakımı, sonraki 40 dakika da bisiklet, merdiven inip çıkma, squat, tek ayak üstünde durmak, lastik ve top egzersizim vardı. Dizimde gelişme olmasını bu egzersizleri bir tık ileri götürerek sağlıyorlardı. Yok efendim squat pozisyonunda 5 saniye beklemek, yok efendim lastikle biraz daha büyük hareketler yapmak veya bisikletin direncini artırmak. Seansın sonu da hep aynıydı. Germe bükme çalışmaları ile hastayı inletmek, oflatmak, ter su içinde bırakmak.
Bu bahsettiğim egzersizlere pazartesi günü bir yenisini ekledi, Lalettan Fizyoterapist.
Squat sırasında ter dökerken göz göze geldik ve "Yeterli." dedi. Sonra arkasının geleceğine dair ufak bir bakışla doktorların dinlenme odasına gitti, kapıyı arkasından kapattı.
Maskeli başlayan ilişkimizin geliştirdiği "bakışlarla anlaşma" yetimiz sayesinde o kapıdan çıktığında benim için planları olacağını anlamıştım. Ama o kapıdan mini bir trambolinle çıkacağını tahmin edemezdim.
Gözlerim kocaman olmuş bir şekilde kendisini izledim. Trambolini egzersiz yaptığımız bölümün ortasına koydu.
"Çıkın." dedi.
"Emin misin?" dedim.
"Çıkın, çıkın." dedi. "Sağlam, ben üstünde zıplıyorum bile." Lalettan boylu poslu bir arkadaştı ama aynı zamanda ciddiyetsizliği ile de kafamda yer ettiği için güvenmekte zorlanıyordum. "Kendimiz denemediğimiz bir şeyi hastamıza yapmayız." dedi. Böyle bir tıp insanı konuşmasını kendisinin ağzından çok sık duymamıştım. Temkinli bir adımla, sağlam ayağımla tramboline çıktım.
Ortasına doğru ilerleyip yerimi aldığımda ikinci talimat geldi, "Tek ayağınızın üzerinde durun." dedi.
"Ben sağlam bacağımla bunun üzerinde tek ayak duramam ki!" İsyanımın ve gözlerimdeki şaşkınlığın Lalettan'ı eğlendirmeye başladığını görebiliyordum.
Gülerek durabileceğimi ,biraz çalışmamı söyledi.
Bir iki denememi izledikten sonra düşüp bir taraflarımı sakatlamayacağıma güvenmiş olacak ki egzersiz bölümünden çıkıp sohbet muhabbet etmek için uzaklaştı. En azından, beni o durumda bıraktığı için kendisinin sohbet muhabbet gibi, beni gıcık edecek bir iş yapmaya gittiğini düşündüm.
Beceriyordum ama. Öyle ya da böyle, önce 2-3 saniye, çok daha dengesiz bir şekilde dururken bir süre sonra gerçekten alışıp 5 saniye kadar uzun süre dengemi korumayı öğrendim. Dizimle gurur duyduğum gibi bedenimin öğrenme hızı da beni etkiledi.
Bir süre sonra Lalettan geri döndü. Gözlerimi üstünde durduğum ayağımdan ayırmadığım için neyin peşinde olduğunu göremiyordum. Meğerse derdi de buymuş!
"Karşıya bakarak çalışın, top atacağım." dedi. Ciddiyetsizliğinin dalga geçme seviyesine vardığını düşündüm.
"Dalga mı geçiyorsunuz?" dedim, sağlam ayağımı yere bastıktan sonra Lalettan'a bakmak için kaldırdım kafanı.
Elindeki kırmızı topu havaya atıp tuttu, "Hayır." dedi.
Kendimi sirk gösterisine hazırlanan çömez bir akrobat gibi hissettim.
Hala ciddiyetinden şüphelendiğimi göstermek için kafamı "Haydi bakalım, öyle olsun..." manasında hafifçe salladım.
Lalettan ile sözlü iletişim kurmadan anlaşma şeklimizden memnunum. Birbirimizin kafasından geçenleri birbirimize anlattığımız jestlerimiz bence ikimizi de eğlendiriyor.
Gözlerimi elinde tuttuğu kırmızı topa dikerek tek ayak üstünde durmaya başladım. Resmen korku içinde topu atmasını bekledim. Çünkü o an yoğun bir şekilde çalışan nöronlarım bana, attığı topu tutmaya çalışırken dizimin diz kapağımdan istemsiz bir şekilde kıvrılarak kaza anında hissettiğim tatsız acıyı hissedeceğime dair çirkin görüntüler sunup duruyordu.
Topu tutmaya çalışırken sola doğru devriliyor gibi oldum. Dizimde sağlam zamanlardan kalma bir his oluştu. Sağlam uzvunuzun sizi toparlamak için yaptığı çalışma normal şartlarda dikkatinizi hiç çekmez. Tökezlediğiniz zaman aniden dengenizi sağlamak için adım atmanız ya da düşerken kolunuzu aniden uzatarak tutmanız gibi hareketler günde çok sık yaptığınız ve yaparken düşünmediğiniz hareketlerdir. Benim için durum yaklaşık 1 buçuk aydır bundan farklıydı. Dengem bozulduğunda dengemi sağlamaya çalışırken sakat dizimi de kollamaya çalışıyordum. Ayağımı bir yere çarptığımda beynimin ilk sorguladığı sakat bacağımın ayağı olup olmadığı oluyor, vereceği tepki de ona göre oluyordu.
O nedenle, topu tutarken sol tarafa doğru devrilme ve dengemi sakat olan dizimin etrafındaki kaslarla sağlamış olmak bende resmen bir aydınlanma yaşattı! Evet, ilk tepkim ağzımdan saçma bir çığlık çıkması oldu. Ve evet, Lalettan bu durumla çok eğlendi! Ama neticede dizim kendini bana kanıtlamış oldu! O kadar da ölmedik, diyen yan bağlarımın kendilerine karşı duyduğum güvensizlikten dolayı ne kadar kırgın olduklarını görebildim!
Topu geri atmadan önce dengemi toparlamak adına iki ayağımla basıp, sonra tekrar tek ayak üzerinde durup topu Lalettan'a atmaya devam ettim. Dengem çok sık bozuluyordu ve hala dengemi sağlamak adına sol ayağımdaki kasları hareket ettirmektense sağ ayağımı yere koymayı tercih ediyordum ama her top atışımızda bu görevi bacaklarım arasında biraz daha iyi paylaştırdığımı fark ettim. Bu kadar saçma bir egzersizin bu kadar gözümü açması beni çok şaşırttı.
"40 yıl düşünsem böyle bir egzersiz şekli aklıma gelmez." diyerek şaşkınlığımı Lalettan ile paylaştım.
Karşılık vermeyip gülmekle yetindi.
Bir süre sonra dizim yeni doğmuş ceylan kıvamında titremeye başlayınca durdu. "Yeterli." dedi.
Nasıl temkinli adımlarla çıktıysam aynı şekilde temkinli adımlarla indim trambolinin üstünden. Yeni bir şey yapmış olmanın, vücudumun çalışmış olmasının beynimde yarattığı heyecan ve mutlulukla sırıtıyordum.
Lalettan'ın gözünden kaçmadı. Karşılıklı geliştirdiğimiz yeteneğimiz sayesinde gözlerimde gördüğü mutluluğun çok sürmesine izin vermedi. Kafası ile benim için artık bir işkence aleti kıvamını alan basit hasta yatağını gösterdi.
Eğlenceli bir maceranın sonuna gelen kahramanımız Bayan Kene, cezasının kesilmesi için yatağa oturdu, sakince ayakkabılarını çıkardı ve Lalettan'ın yerini almasını izledi.
Derin bir nefes alıp hazırlanırken bu sefer nöronları kendisine garip bir sahne gösteriyordu.
Kocaman egzersiz bölümünün ortasında, minik bir trambolin üzerinde, tek ayağı üstünde durmaya çalışan koca bir kadın ile doktor önlüklü koca bir adamın birbirine kırmızı küçük bir top atıp durduğu bir sahne...
Sahnenin saçmalığı dayak seansının tatsızlığını bir nebze de olsa azaltmadı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder