Son seansın son dakikalarında Bayan Kene'ye dank etti.
Bu seansın sonunda çile bitti mi, devam mı edecek sorusundan daha önemli bir soru vardı; operasyon geçirmesi gerekip gerekmediği!..
Vücudunda karıncanmalara ve beyninde zonklama neden olan bu sorunun, seansın sonunda aklına gelmiş olması aslında iyiydi. Dün gece bunu idrak etmiş olsa uyuyamaz, yatakta dört döner, midesi bulanırdı. Ama bütün bunları şimdi yaşıyordu. 10 dakika sonra ya bu hisler bitecek ya da çok daha pik bir seviyeye ulaşacaktı.
"Bugün son günüm." dedi, germeye gelen Lalettan Fizyoterapist'e. Her anlamda germeye geldiğini düşünmek garip bir şekilde eğlendirdi Bayan Kene'yi ama saçma komik düşüncelerine dalamayacak kadar tedirgindi. Daha doğrusu gergin!
"Kaçıncı seansınız bu?" diye sordu umursamaz tavrı ile Lalettan. Bir elini Bayan Kene'nin diz kapağına bir elini bileğinin altına koyup germeye başladı.
"15" dedi Bayan Kene iki nefes arasında. Bir yandan da Lalettan'ın gözünün içine bakıyor ve cevabını bekliyordu.
Bayan Kene adamın bu bekleyişten ekstra zevk aldığını hisetti. Elinin altındaki insanın ne kadar gerilmiş olduğunu ondan iyi kimse bilemezdi. Buna rağmen yavaş hareket etmekten ve yavaş cevap vermekten çekinmiyordu. Lalettan Fizyoterapistin içten içe bir sadist olduğunu düşünmeye başladı Bayan Kene.
Germe işlemini tamamlayan Lalettan, Bayan Kene'ye yüzüstü yatması için bir işaret verdi.
Anırmalardan, oflama ve puflamalara geçen Bayan Kene için artık bu işlem eski korkunçluğunu kaybetmişti. Hatta o kadar bükme işleminden sonra nazikçe açılan dizinin verdiği rahatlık inanılmazdı. Beynine ani bir endorfin pompalanıyordu.
Cevap vermekte acele etmeyen Lalettan, bükme işlemlerini tamamladığını belirtmek için, "Buz alalım." diye seslendi.
Her ne kadar bir anırma kadar yormasa da oflama ve puflamalar da Bayan Kene'yi ter su içinde bırakıyordu. Oturduğu yerde buzu bekleyen Bayan Kene gözlerini Lalettan'a dikti. "Yani?..." ifadesini suratına yerleştirerek bekledi.
"Bir 15 seans daha alalım." dedi Lalettan. Bayan Kene'nin hayal kırıklığı ve düşen suratı yüzündeki maskeye rağmen rahatlıkla okunabiliyordu. Tıpkı Bayan Kene'nin Lalettan'ın suratındaki "andan zevk alan" ifadesini okuyabilmesi gibi.
"Daha tam açılmamış. Bir 15 seans daha alın, tam düzelsin." dedi Lalettan Fizyoterapist ve diğer önem vermediği işleri ile umursamazca ilgilenmek için Bayan Kene'nin yanından ayrıldı.
Buzun yaydığı soğukluk altında bir 10 dakika geçiren Bayan Kene, boynu bükük sekreter masasına gitti.
Kafasına taktığı cart yeşil berenin kendisine ne kadar yakıştığını iddia etmeye çalışan Lalettan ve sekreter hararetli bir tartışma içerisindeydi.
Bayan Kene'yi gören sekreter berenin çirkinliği tartışmasına ara verip Lalettan'a sordu.
"Doktor bugün mü görsün, haftaya mı?" diye sordu.
Lalettan Fizyoterapist, geçirdikleri bu bir buçuk ay boyunca ilk defa kararlı ve çabuk bir şekilde cevap verdi.
"Bugün."
Ve şimdi Bayan Kene, kendisine dayak sürecini başlatan asıl doktorun kapısında bekliyor. Operasyon cevabının bu doktorda olduğunu da biliyor. O nedenle bir yandan soğuk titremeleri engellemeye çalışırken bir yandan elleri terliyor.
İçeri girerken olabildiğince normal yürümeye çalışıyor Bayan Kene. Doktor'u kandırma şansı olduğunu düşünüyor, hatta kandırabileceğine çok güçlü bir şekilde inanıyor!
"Nasıl diziniz?" diye soruyor Doktor.
"Çok iyi." diyor Bayan Kene öğretmeninin gözüne girmeye çalışan bir ilkokul öğrencisi edasıyla. Ve hızlı hızlı anlatmaya başlıyor."Merdiven inip çıkabiliyorum, dizim yavaş açılıyor ama açılıyor. Ağrım yok. Yalnız çömelirken bir yerden sonra şuraya bir ağrı giriyor." Bir yandan bunları anlatırken bir yandan da Doktor'un karşısında ne kadar harika yürüdüğünü göstermek için bir o yana bir bu yana yürüyor.
"Bir çömelin, görelim." diyor Doktor o mükemmel mesafeli tıp insanı havasıyla.
Yavaş yavaş çömelen Bayan Kene bir an kendimi zorlasam mı, diye düşünüyor. Normalde durmama neden olan acının bir tık ötesine gitsem ve biraz daha çömelmeye çalışsam? Dizinden tuhaf bir ses gelme korkusu ve her şeyin daha da korkunç bir hal alma ihtimali Bayan Kene'yi bu düşüncesinden vazgeçiriyor. Acıyı hissettiği ilk an duruyor ve acıyan yerini gösteriyor.
"Tamam." diyor Doktor. "Bir 15 seans daha alın, aynen bu şekilde. Dizinin iyileşmiş ama eski haline tam dönsün."
"Ön çapraz bağım?" diyor Bayan Kene.
Doktor, soru yüklemi sadece Bayan Kene'nin kafasında dönüp duran cümleyi anlamıyor. "Nasıl?" diye soruyor.
İlkokul öğrencisi moduna geri dönen Bayan Kene arkadaşını şikayet eden bir havaya girerek anlatmaya başlıyor. "Ortopedist, ön çapraz bağımı zedelediğimi ve fizik tedavisinden sonra operasyon gerekip gerekmediğinin anlaşılacağını söylemişti." diyor tedirgin bir şekilde. "Operasyon olmama gerek var mı?"
Doktor, o mükemmel mesafeli tıp insan havasından çıkıyor bir an. Sorunun saçmalığını vurgulamak adına önce Bayan Kene'nin suratına sonra dizine bakıyor ve sonra bilgisayar ekranına bakıp tekrar gözlerini Bayan Kene'ye dikiyor.
"Çapraz bağınızda bir sorun yok. Diziniz iyileşmiş, operasyonluk bir durum yok." Doktor'un bakışlarında Bayan Kene'nin neden operasyon için yanıp tutuştuğunu anlamaz bir ifade var.
"Ha!" diyor Bayan Kene gözleri kocaman olmuş vaziyette. "Tamam o zaman!"suratına kocaman bir gülümse yayılırken hızlı hızlı konuşmaya başlıyor Bayan Kene. "Tamam! Aynı şekilde 15 seans. Alırım. Sorun değil. Teşekkürler!"
Karşısındaki tarafından şizofren yerine koyulmak Bayan Kene'yi hiç bu kadar mutlu etmemişti. Normal şartlarda, içinden, bu muameleyi kişiliğine bir hakaret olarak algılayan süper hassas, süper agresif bir canavar çıkar ve "Sanki ben uydurdum, yavşak..." şeklinde yumuşak başlayıp "...siz operasyon diye tutturdunuz, piç!" şeklinde biten ifadelerle söylenmeye başlardı. Ama şu an o hassas agresif insandan o kadar uzak ki...
Şu an Bayan Kene bulutların üstünde yürüyor. Koşarım hatta, diye düşünüyor! Dizim sağlamsa ben her yere koşarım ki, o zaman!
Heyecanla ve büyük bir coşkuyla arabaya biniyor. Arabadaki rahatsız uykusundan aniden uyandırılan Bay Nerd, Bayan Kene'nin fırtına gibi girişine ve bu sefer öğretmeninden aldığı aferini heyecanla anlatan bir ilkokul çocuğu edasında, olan biteni anlatmasına hemen adapte olamıyor. Mutlu sonla biten hikayeyi duyduktan sonra "O zaman şimdi ne yapıyoruz?" diye soruyor.
"Parka gidiyoruz!" diyor Bayan Kene. Üzerindeki ilkokul çocuğu coşkusunun geçmesi için daha bunu 10-15 kişiye anlatması gerekiyormuş gibi gözüküyor. Bayan Kene telefonunu eline alıyor ve Bayan Mavi'yi arıyor.
Bay Nerd, bir anda 8 yaşına dönen karısının üstünde önlükle Bayan Mavi'ye öğretmeninden aldığı övgüyü nasıl anlattığını görüyor. Gülümsüyor ve arabayı çalıştırıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder