Her sahnesi, çekimi ve diyaloğu ile kafamı kurcalayacak bir film izleme aşkı kabarmıştı içimde. O aşkla Rotten Tomatoes'in listesine girdim bastım "Art&Foreign" listesine. Beni memnun edeceğine inandığım bir iki filmi listeme ekledim ve geçen gün bir tanesini izledik.
Sinema Kulübü'nün fransız yeni akım sineması ile beni detaylı ve sert bir şekilde tanıştırmış olmasının çok faydasını gördüm bu filmi izlerken! Bu tecrübeden mahrum kalmış Bay Nerd, ara ara "Neler oluyor yahu? Aaa, yeter ama..." şeklinde çeşitli şikayetlerde bulundu ama konu ve absürtlük seviyesi ile O'da filmi tamamladı.
We Are Little Zombies, sahip olduğu bütün öğeleri ile (çekim, kurgu, anlatım ve senaryo) tam bir fransız yeni akım sinemasının Japon kültürü ve Japon sinemasında varoluşunu gösteren bir film. Daha ilk giriş sahnesinde karşınıza çıkan saçma editi ile anlıyorsunuz nasıl bir şeyle karşı karşıya olduğunuzu. Diyaloglar ile cutları takip etmek için çok çaba harcamanız gereken zamanlar da oluyor. Ve evet, bazen ekrana bakıp "Şu anda ne görüyorum?" dediğiniz zamanlar da oluyor.
İşte tam da bu nedenle ben çok eğlendim!!
Öncelikle, daha önce absürt Asya filmleri izlemediyseniz, pek çok absürt diye tanımladığınız filmden daha farklı bir tür ile karşı karşıya olduğunuzu söyleyebilirim. Bir Tampopo izlemediyseniz mesela, önce onu tavsiye ederim. Ya da The Happiness of the Katakuris! Ya da Taste of Tea! Bunlar benim için sevdiğim Japon sinemasının en güzel örnekleri. Ve şimdi de We Are Little Zombies.
Konu yetim kalan 4 çocuğun krematoryumda karşılaşmaları, içerisinde bulundukları durum hakkında konuşup, hissiz zombiler olduklarına karar vermeleri ve hayatı kendi açılarından ele alışlarını anlatıyor. Onların gözünden, hayat ne, hayatta önem verdikleri şeyler neler, bir amaç var mı gibi soruları ele alışlarını ve buldukları cevapları izliyoruz. E tabii, çocukların gözünden olduğu için klasik bir hikaye anlatışından çok uzağız. Bu nedenle araya giren 8bit görüntüleri, diyalogları, müzikleri ve olayları ona göre değerlendirmeyi unutmamanız lazım! Zaten filmi eğlenceli ve özel yapan da bu.
Yoksa her absürt öğelere sahip olan filmi burada övecek değiliz. Ne münasebet! İzlediğimiz her fransız yeni akım filmini övdük mü? Bazısını hiç beğenmedik bile...
Neyse konudan uzaklaşmayalım, We Are Little Zombies' e geri dönelim.
Peki bu 4 yetim çocuk ne yapıyor da koskoca 2 saatlik bir film oluyor. Cevabı çok güzel, bir "garage band" kuruyorlar! Belki de "homeless garage band" demeliyiz... Ve aklınıza kazınacak parçaları We Are Little Zombies ile çıkış yapıyorlar.
Yalnız, bütün bu anlattıklarımdan We Are Little Zombies'in bir çocuk filmi olduğu hissine kapılmayın. 4 yetim kalan çocuğun hikayesi bence bir çocuk filmi olamaz. Sahip oldukları sorunlar ve buldukları çözümler bir yetişkinin gözünde ağır, üstüne düşünülecek konular. Ağır konular... Kapitalizmin nasıl kullanıp sonra çöpe attığını, yaşadığımız toplumdaki ilgisizliğin ve şiddetin derecesini, küçük yaşta bununla yüzleşen zihinlerin nasıl bir çözüm arayışına girdiğini o absürt sahnelerin altında rahatça görürsünüz.
Makoto Nagahisa, bu pek güzel, eğlenceli ve karanlık filmin yönetmeni. Bu ismi unutmayalım. Zira kendisinin ilk uzun metraj filmi imiş We Are Little Zombies. Yani gelecek vadediyor! Yani bir altın madeni daha bulmuş olabiliriz!
Bir sonraki filmini dört gözle bekleyerek... Son ki, üç, dört!
"We are
We are Little Zombies!!"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder