30 Aralık 2020 Çarşamba

Bir Garip Stockholm Sendromu

Dün Defter'e koca bir yılı daha geride bıraktığımıza dair yazı yazarken fark ettim ki ben 2020'yi sevmişim!

Şok! Bayan Kene resmen Stockholm sendromu yaşıyor!

Etrafımdaki herkes, yarın, yeni bir yılın gelişini kutlamaktan ziyade 2020'nin gidişini kutlayacak. Ve bu durum içten içe hüzünlendiriyor beni. Hep kendimi, "O kadar da kötü değildi." derken buluyorum. 

Ve tabii ki o kadar da kötü olduğunu, özellikle bazı insanlar için gerçekten kötü olduğunu biliyorum.

Yine de... Sanırım filmlerde, sınıftaki zayıf, fakir, sessiz çocuğun bütün sınıf tarafından aşağılanması ve hor görülmesini izler ve o zavallı çocuğa sempati duyarız ya... Tam olarak 2020'ye karşı hissettiğim duygular böyle. Büyük bir sempati var O'na karşı içimde.

Belki de çift sayı olduğu içindir. Ayrı ayrı, 2'yi de 0'da severim. Her ne kadar bir tek sayı çocuğu olsam da (hem doğum yılı hem doğum günü açısından) çift sayıları tek sayılara tercih etmişimdir. Belki de 2020'ye sempatim buradan kaynaklanıyordur. 

Belki de 2020'ye çok eğlenerek girdiğim içindir. Mükemmel nijerya hiphop parçaları eşliğinde, adeta bir kabile dansı yaparmışçasına girdik 2020'ye. Mutlu bir kabileydik.

Belki de 2020'de kendimle ve Bay Nerd'le çok yalnız kaldığım içindir. Resmen karışanımız görüşenimiz yoktu! Bir evin içinde yeri geldi aynı oda da yeri geldi evin farklı köşelerinde vakit geçirdik. Ayrı odalar da beraber vakit geçirip (Bizimkiler'in pek ilginç bulduğu zoom toplantıları), aynı odalar da ayrı vakitler geçirdik (dili dışarıda amigurumiye yoğunlaşan Bayan Kene ve yanında uzanmış kitabını okuyan Bay Nerd). Anladım ki ben Bay Nerd'den sıkılmıyorum. Sıkılsam da çok da uzak kalmamıza gerek olmadan birbirimize ihtiyaç duydu zamanı ve mekanı veriyoruz. İdare ediyoruz. Kaliteli idare ediyoruz. Mutlu idare ediyoruz.

Ya da belki de 2020'yi çok verimli geçirdiğim için içim buruk, hakkındaki kötü sözlere. Online kurs aldım ilk defa ve bitirdim. Hem de 3 tane! Yapabildiğimi görmek de ayrı gaza getirdi. Hala yeni bir şeyler öğrenmek konusunda şevkim ve disiplinim olduğunu görmek güzel. Çok kitap okudum. Başkalarının standartlarına göre azdır, eminim ama kendi standartlarımda iyi kitap okudum. İyi yazdım. Kaliteli yazdığımı iddia edemem ama sayıca çok yazdığımı ve Blog'uma hak ettiği özeni gösterdiğimi düşünüyorum. Film, dizi normal standartlarındaydı, ekstra özen gösterdiğim söylenemez. Kaykay öğrendim. Başlangıç seviyesine sahip olan bedenimin ve bir prof gibi gaza gelişimin ceremesini halen çekiyorum ama beni çok mutlu eden bir şey olduğunu buldum. 

Salgının yanında eklem sıkıntıları ile de özellikle Dalyan'a vuran 2020 aslında bana çok uzun bir iyileşme süreci yaşattı. Ama bunun için bile hakkında kötü düşünemiyorum. Çok farklı bir tecrübeydi. Başıma ilk defa böyle bir olay geldi. Yaşadığım korkular, gerginlikler, anırmalar... Bir daha yaşamak istemem tabii ama onun sayesinde de neredeyse her hafta Blog'a bir macera yazdım. Sırf canımız acıdı diye katkılarını yok sayacak değiliz!Ayrıca Bayan Kene ve Ailesi'nin yaşadığı kırık, çıkık, sakatlanma maceraları kesinlikle 2020 ile ilgili değil. Zaten Bayan Kene ve Ailesi'nin normal bir yılında üst üste gelen sakatlanmalar çok doğaldır. Bunun faturasını o yıla çıkarmak anlamsız, bunun faturası tamamen Bayan Kene ve Ailesi'ne kesilmelidir.

2020 sahip olduğum kafenin sürünmesine, kapalı kalmasına ve maddi açıdan bir zarar haline gelmesine sebep vermiş olabilir ama bana para bile kazandırdı! Bir zamanlar yaptığım köprü altı yaptığım işi tekrar yaptım ve seneyi kapatmadan cebime üç beş bir şey bile sokmuş oldum. Koca bir 3 ay iş yapamamış olmanın karşılığı değil belki ama iş için halen tercih edilen biri olduğumu görmek resmen gururumu okşadı. 

Evet, karşımda bir liste hayal edince ve listeye 2020'nin artılarını-eksilerini yazınca ve bunlara bir puanlama yapınca, üzülerek kendisinin hala ekside olduğunu görüyorum. Üzülerek... Maddi açıdan yaşanan sıkıntılar tabloyu resmen domine ediyor. Psikolojik olarak yaşadığımız korkular, hasta olma tedirginliği, bulaştırma korkusu, maddi sıkıntı ile neredeyse başa baş. Gerçekten salgını ile dünya tarihine damgasını vurduğunu görmek için büyüteçle bakmaya gerek yok. Evet, 2020, sen de bazı sorumlulukları üstlenmeli ve "Salgın'ın Yılı" olduğunu kabullenmelisin. İnsanlık tarihinde bu şekilde anılacaksın. Ama anılacaksın! Kimse her şeyin normale dönmeye başladığı yılı anımsamayacak. "2020'den sonra" diyecek. Tarihe kendini altın harflerle yazdırmadın ama kimsenin aklına gelmeyen bir 2002 değilsin mesela. 2002'de neler olduğunu hatırlamak için (eğer bir vukuat olmuşsa) baya çabalamak gerekiyor. Senin için böyle bir şey söz konusu değil. Kendini aklımıza iyi kazıdın. İçinde barındırdığın depremleri, tsunamileri, türlü doğal felaketleri saymıyorum. Standart bir yılın özellikleri onlar. Ya da patlamaları, türlü insanlık ayıplarını da saymıyorum. Zira onların da faturası sana kesilemez, onlar insanlık tarihin genel özelliği. Zaten ne kadar sarsıcı olduğunu görmek için de bunlara ihtiyacın yok maalesef. Covid ile başlı başına bir dert, tasa ve bela oldun. 

2020, üzülerek, insanların seni "O korkunç salgının yılı." diye anacağını kabul ediyorum. Haklı buluyorum.  

Ama bilmeni isterim, ben de seni "Salgın'a rağmen iyi geçen yıl." diye anacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder