8 Aralık 2020 Salı

Alışılmadık kadrajlı film: Mommy

Xavier Dolan'ı severim. Çok genç yaşta film yönetmesi ile dikkatimi çekmiş ve filmini de baya beğendiğim için resmen aklımda yer etmişti. Ara ara açıp yaptığı başka film var mı, diye bakardım. 

Geçenlerde, uzun zamandır bakmadığımı fark ettim. Bu ne demekti? Bu bir altın  madeni buldum demekti! 

Hemen ufak bir internet gezinmesinden sonra 2014'te yaptığı Mommy filmini attım listeye. Sorunlu bir çocuğu olan dul bir kadının hikayesi. Leziz...

Açılış sahnesi ile önce kafamda "Bu kadraj da ne yahu?!" sorusu oluştu. Zira koca televizyon ekranının yarısı kadar bir kadraj kullanılmıştı. Neyse, dur bakalım, dedim. Ama değişen bir şey olmadı. Film kadrajı itibari ile ekranın yarısını kaplamaya devam etti. Teknik terimini bilmem, kaça kaç olduğunu aradım, buldum. "Alışılmadık bir oran" olarak anlatmış Wiki, 1:1. Yani eğer televizyonum dev bir kare olsaydı, durumu hiç garipsemeyecektim. 

Neyse ki insan çok çabuk alışan bir varlık ve neyse ki film güzel. O nedenle bir süre sonra o kadraj size, çok kısa, anlık ve çok kişisel bir olaya şahit oluyormuşsunuz hissi veriyor. Sanki bir detayı izliyormuşsunuz gibi. O kadrajın dışındaki her şey önemsiz ve siz asıl olayı çok daha konsantre bir şekilde görüyorsunuz gibi. 

Peki asıl olay ne? Asıl olay, şiddete eğilimi olan, duygusal ve sosyal açıdan zor bir insan olan Steve ve annesi Diane. Steve'in eve gönderilmesi ile Diane'nin az çok kurulu düzeninin sekteye uğraması ve yeni bir düzen kurma çabası. İçine kapanık, çok derin psikolojik problemleri olduğuna inandığım karşı komşusu Kyla'nın bu çabaya ortak olmasıyla hikaye 3 kişinin etrafında dönüyor. Toplumun içinde, toplumun hali hazırda süren düzeni içinde bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışan 3 farklı tipte insanın bir çatı altında mutlu olmaya çalıştıkları bir film. 

Steve'e kızabilir, nefret edebilir ya da acıyabilirsiniz. Aynı duyguları Diane için de hissedebilirsiniz. Kendi ailesine, çocuğuna, Steve kadar ilgi göstermeyen Kyla için de bunları söyleyebilirsiniz. Ama özünde, dışarıdan baktığınızda ve o 1:1 kadrajda, dahil oldukları toplumu görmediğiniz zaman, sadece mutlu olmaya çalışan insanları izlemiş oluyorsunuz. O çok güzel bir an. Dünyanın tos pembe gözüktüğü bir an. Ama sonra öyle ya da böyle, bir evrakla, bir kişiyle, toplum hayatınıza giriyor, karışıyor, yargılıyor ve ceza kesiyor. 

Xavier Dolan'ın az insan, yakın ilişki ve hayatı sürdürme çabalı filmlerden biri Mommy. Özellikle müzikleri ile genç bir elden çıktığını anlamak da ayrıca  hoşuma gidiyor. Normalde artık Wonderwall'u duyan kulaklarım kanamaya başlar ama filmde karşıma çıkınca beni bir gülümsetti. 

Bir sonraki Xavier Dolan filmimi de buldum; Matthias & Maxime. Sadece Dolan'ın filmi olması değil, konusu da ilgimi çekti. 

Şimdiye kadar izlediğim her filminden memnun kaldığım bir yönetmen kendisi. O yüzden ara ara aklıma geliyor, ara ara bakıyorum neler yapmış, diye. Matthias & Maxime'i de izler sonra gene 3-4 senelik bir ara veririm. Ansızın bir an aklıma gelir ve gene bir altın madeni bulmuşçasına sevinirim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder