22 Şubat 2021 Pazartesi

Şubat da Bitiyor Yahu!

Yeni bir haftaya daha başladık derken Şubat ayını da bitiriyoruz. Hatta ve hatta, şimdi söyleyeceğime inanamayacaksınız belki ama 2021 yılının ikinci ayını geride bırakıyoruz! Bakın ilk değil, ikinci ayı! İnanılmaz ama gerçek. Ondan bundan şikayet ede ede, oraya buraya koştura koştura yeni senin iki koca ayını geride bıraktık! 

Peki bu zaman diliminde ne yaptık? Aranızda geri dönüp bakmak istemeyenler olabilir, çok normal!

Benim bu koca iki ay sonunda elde ettiğim, %80'i tamamlanmış bir adet amigurumi tarifi (doğru okudunuz, sadece 1 adet!) ve yüzde 40'ına hakim olduğum iki yeni hobi! Bunun dışında ne okuduğum kitap sayısında bir ilerleme kaydettim ne de izlenecekler listemde elle tutulur bir yol alamadım. Bir adet Kore dizisi bitirdim. Bir adet belgesel bitirdim ve bu kadar!

İki koca ayı nasıl geçirdiğime bakarsak "verimsiz" lafı ağzımızdan çıkmak isteyebilir ama buna izin veremeyiz. Elde ettiğimiz ufak adımları görüp değerini bilmemiz lazım, zira onları da atmamış olsaydık o zaman durumumuz içler acısı olabilirdi. Şimdi en azından önümüzdeki yolu biraz daha net görebiliyoruz. 

Mesela ikinci bir amigurumi tarifine geçeceğimden eminim artık. Ayrıca boncuk dizmenin incelikleri konusunda çıkaracağım bazı ürünlere karar vermiş durumundayım. Belki bu akşam biraz boncuk dizeriz, ha dostum?! Epoksi dökümü konusunda ise istediğim sonuçları elde edememiş olmanın hüsranını yaşamakla beraber geçen hafta döktüğüm epoksilerden biraz daha umutluyum. Sevgili Çinli dostlarımızın verdiğim siparişi kısa zamanda elime ulaştırıp asıl epoksi planımı harekete geçirmek için sabırsızlanıyorum. 

Kendime not; adam gibi çiçek kurutmayı öğren! Kurs hocasından duyduğun yarım yamalak bilgi ile çiçek kurutmaya kalkarsan, güzelim papatyaların içine edersin... Bıraksaydım da güzel güzel takılsalardı ama işte bir yandan da yapabilseydim güzel olurdu. Et yemeği seven bir insan olarak, dalındaki çiçeği koparırken üzüntü duyan iki yüzlülüğümü değerlendirmeyi size bırakıyorum. 

Kendime ikinci not; yaprakları çiçeklerden ziyade daha çok seviyorum. Belki de kendimi sevmediğim bir şeyi elde etmeye çalışmaya zorladığım için güzel sonuç alamadım. Çiçek yerine yaprak toplayıp kurutsaydım daha iyi olabilirdi. Artık bu yolda ilerleyeceğim.

Zamanın hızlı geçmesinin yanında, yetersizliği de bu aralar çok kafamı kurcalıyor. Tek bir gün içine daha fazla saat sığdırılmış olsaydı, ben bu koca iki ayda belki de iki amigurumi tarifi çıkarır, hobilere olan hakimiyetimi %60'a çıkarır ve belki de bir kitabı bitirirdim. Ve bunları yaparken kendime ayırdığım oyun süremden, Bay Nerd'e ayırdığım oyun süremden, Bir Zamanlar Sıkıntılı Bey'e ayırdığım oyun süremden feragat etmek zorunda kalmazdım. Ama gel gör ki bir günde sadece 24 saat var ve ben onun en az 7 saatini uyuyarak geçiriyorum. Olacak şey değil!

Zamanı ayarlama konusunda sıkıntılarım var. Ama problem aslında zamanın yetersiz olmasından kaynaklanmıyor. Bu kadar şikayet ettikten sonra sanırım gerçekleri konuşmanın vakti geldi. Problemin asıl kaynağı kendi önceliklerimi sıralama şeklim. Bir gün içine hem kardeşimle oyun oynamayı, hem Bay Nerd'le oyun oynamayı, hem yürüyüş yapmayı hem film izlemeyi hem de iş yapmayı sığdırmaya çalışıp, bu arada yapmam gereken telefon konuşmasını, sağlıklı bir akşam yemeği planlamasını yapamadığım için günün yetersizliğinden şikayet etmek aslında, önceliklerim ve önemsemediğim şeyler ile hala barış içinde olamadığımı bana gösteriyor. Yapmam gerekenler sıralamasını yaparken huzur içinde olmadığımı anlıyorum. Ne var yani, bugün de sağlıklı beslenmeme kararı alsam? Ya da ne var yani ertelesem bazı şeyleri? "Yetişemiyorum!" modundan çıkıp "Bilerek isteyerek, bilinçli bir şekilde erteliyorum." kafasına girersem bence zamanla olan çatışmam tatlı bir şekilde bitecek. 

Ertelemenin kötü, korkunç, ayıp ya da beceriksizlik göstergesi olduğunu bize kim söyledi, he?! Kim o? Ertelemek kadar doğal  olan, hak ettiğimiz bir davranışı gerçekleştirirken boynumuzun bükük olmasını, neden ertelediğimizi açıklayan bahaneler uyduruyor olmamızı kınıyorum. Belki ertelemeye olan bu tavır olmasaydı biz de geçen her zamandan ağız tadı ile zevk alabilir, "Nasıl da hızlı geçmiş zaman?" şeklindeki hayret nidalarını atmazdık.

Hem nereye yetişiyorum ki? Muhteşem epoksi yapmayı 2 ay içerisinde öğrenmenin bana ne gibi bir katkısı olacak? Ya da her gün amigurumi adına bir iş yapmanın? 

Derin bir nefes al Bayan Kene ve kendi yavaşlığını, sevdiğin şeylere öncelik tanıyan bencilliğini ve hayatın akışını tek bir yapı olarak düşün. 

Şubat iyi geçiyor he... Bakalım Mart nasıl olacak?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder