8 Şubat 2021 Pazartesi

Matthias & Maxime ve Yeni Bir Arkadaş Edinmek

Xavier Dolan'a aşkım izlediğim her filmle üstel olarak artıyor. 

2019 yapımı olan Matthias & Maxime, geçenlerde Mommy ile başladığım Xavier Dolan yolculuğundaki son durağım oldu. Aslında Mommy'den sonra arada iki filmi daha var ama konu itibari ile elim ilk bu filme gitti. Ve pişman etmedi...

Gerek IMDB olsun, gerek Rotten olsun gerekse çok severek takip ettiğim rogerebert.com'daki yorumlar olsun, işi bilenlerden ortalama bir puan alan Matthias & Maxime, bir filmde aradığım her şeye sahipti. O yüzden benim kişisel puanım ortalamanın üstünde.

Belki bir zamanlar sahip olduğumuz ya da an itibari ile sahip olma lüksüne eriştiğimiz, mükemmel bir arkadaş ortamı gösteriyor Matthias & Maxime. Çocukluktan beri beraber olan 6 arkadaşın klasik bir toplaşmaları ile karşılaşıyoruz ilk. Eskiden tanıyor olmanın rahatlığını, samimiyetini izlerken tanıdık duygular hissediyoruz. Sonra ortama sinema okulunda okuyan bir Z kuşağı giriyor. Burada Dolan'ın Z kuşağını biraz sert eleştirdiğini söyleyebilirim. Arkadaş grubunun bir üyesinin kız kardeşi olan bu Z Kuşağı, yerli yersiz ingilizce konuşuyor olması ile eleştirilip, sanatsal açıdan bir "wannabe" olarak değerlendiriliyor abi ve arkadaşları tarafından. İlk başta bunu çok sert bir eleştiri gibi okuyabilirsiniz ama izlerken aslında bunun tamamen abi ve arkadaşlarının, küçük kardeşi oyuna dahil etmek istememekten kaynaklanan bir ayrımcılık olduğunu fark ediyorsunuz. O üniversite öğrencisi kız, onlar için hala yanlarında takılmak isteyen küçük kardeş ve bu koca(!) adamlarda onu yanlarında istemiyorlar. 

Her neyse, ödev için film çekmesi gereken kardeşin oyuncu bulamaması, gruptan iki kişiyi filmde oynatması ve çekilen sahnenin de bir öpüşme sahnesi olması ile konu biraz karışıyor. Ülkeyi terk edecek Max'in, en yakın arkadaşı Matt ile bu sahneyi çekmesinden sonra aralarındaki dinamiğin nasıl değiştiğini izliyoruz. Film Max'in gidiş tarihine geri sayım şeklinde ilerliyor ve biz de o süreç boyunca yaşananların, zaten kolay olmayan "gitme" hareketi üzerine olumlu- olumsuz etkilerini görüyoruz. 

Karakterlerin derinliği konusunda eleştiriler alan film sanırım benim için yeterli derinlikteydi. Yeni bir hayata başlamanın korkusunu boşalttığı evi temizlerken, bildiğin insanları ve yeri terk edecek olmanın yalnızlığını arkadaşları ile bavul hazırlarken, dilediğini yaşayamıyor olmanın kızgınlığını tuvalette aynaya bakarken Max'de görebiliyorsunuz. İnkar etmenin yarattı siniri kız arkadaşıyla tartışmasında, suçluluğu attığı her kulaçta Matt'de görüyorsunuz. Ben gördüm yani, o yüzden de gayet memnun kaldım. 

Yarattığı atmosfer ile sıcaklığı gayet güzel yakalamış Xavier Dolan. Masa başındaki muhabbetlerden tutunda, çocukların birbirlerine yaptıkları ufak hareketlere kadar her detay ile ne kadar yakın olduklarını, birbirlerini ne kadar sevdiklerini anında görüyorsunuz. Böyle sahneleri çok seviyorum. İçimi tarifsiz bir mutlulukla dolduruyor. Elinizi attığınız yerde birinin olacağı hissine sahip olmak çok görülen bir şey değil ve sinemada bunu gördüğüm zaman mutlu oluyorum. Aynı zamanda sinemada yalnızlığı, dramı, kavgayı ve özlemi görmeyi de severim ki Matthias & Maxime 'de bunları da görüyorsunuz.

Bence film kendinizden pek çok parçayı görebileceğiniz bir film. Pek çoğumuz arabanın arka koltuğunda bağıra çağıra şarkı söylerken bir yandan da kalbini kıran arkadaşına nispet yapmıştır. Ya da yapmak istemiştir. Pek çoğumuz arkadaşını göt etmenin verdiği hazzı hissetmiş, pek çoğumuz tatsızlık çıkarmanın yarattığı suçluluk ile ortamı terk etmiştir. Bu açılardan filmin çok doğal olduğunu düşünüyorum.

Şimdi gelelim Dolan'a. Sanırım kanka olmak istediğim insanlar arasına Dolan'ı da ekleyeceğim. Filmde Max'i oynayan Dolan, bu filmdeki oyunculuğu ile kalbimde büyük yer kazandı. En ufak mimiklerine kadar, göz devirmelerinden tırnak yiyişine kadar tam olması gereken anda tam olması gereken hareketi yaparak sizi filmin içine çekiyor. Ayırca şimdi düşünüyorum da, bence istenmeyen, sinema okulu öğrencisi kız kardeş, Dolan'ın vaktizamanında yaşadıklarını yansıtıyor olabilir. 19 yaşında ilk uzun metraj filmini çekmiş, oynamış ve yazmış biri olarak muhtemelen onu da büyük abi ve ablaları yanına almak istemedi.

Bana sanki Dolan eğlenmesini, anlatmasını, yaşamasını bilen biri gibi geliyor. Etrafı ve insanları çok güzel gözlemlediğini düşünüyorum. O yüzden onunla da oturup bir kahve içmeyi, biraz ilişkilerden, biraz sinemadan konuşmayı isterdim. Hatta onunla bir film izlemek isterdim! Çok zevkli muhabbet edeceğimize inancım, hayalini kurdukça daha da artıyor.

Bir sonraki Dolan filmim It's Only the End of the World. Oyuncu kadrosu ile beni şaşırtan bu film de gene ortalama puanlar almış, oradan buradan. Bakalım, ortalama puanı ile beni memnun eden Matthias & Maxime'in yarattığı duyguları yaratırsa, değerlendirmelerimin çok da yerinde olmadığını düşünmeye başlayacağım. İçimdeki Dolan aşkı gözümü kör etmeye başlamış olabilir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder