17 Şubat 2021 Çarşamba

Gözlerim Bunu Da Gördü!

Dalyan havasının beni şaşırttığını söylemek isterdim ama olay vuku bulduğu sırada ben Ortaca'da, boncuk dizmenin inceliklerini öğrenmek adına el işi kursuna gidiyordum. O yüzden olayı kendime göre uyarlamam ve "Ortaca havası beni şaşırttı." demek durumundayım. Dalyan'ın şaşırtıcı etkisini o an Dalyan'da bulunan arkadaşlardan dinlemek daha doğru olacaktır.

Rivayete göre buralara en son kar 14-15 sene önce yağmış (kursa katılan bir hanımefendinin söylemesi, doğruluğu kanıtlanmış değildir). Bunu duymadan önce sahip olduğum rivayet ise buradakilerin hiç kar görmemiş olması idi. Bu bilgiye, Dominantlar Kraliçe'sine bakan On Dünyaya Bedel Teyze sayesinde ulaşmıştım. Beraber televizyon karşısında olduğumuz bir an, karşımıza "Karın tadını yine çocuklar çıkardı!" haberi çıkmış ve On Dünyaya Bedel Teyze, "O ne biçim şey öyle, elle tutabiliyor musun?" diye sormuştu. Kendisinin ezelden beri buralı olduğu fikrimle birleşen demeci sayesinde burada karın esamesinin okunmadığı sonucuna varmıştım.

Bu nedenledir ki, dün radyoda İstanbul ve Ankara'daki yoğun kar yağışından bahseden haberi dinlerken cama yapışan taneciklerin eridiğini gördüğümde aklım çıktı! Aniden duyduğum heyecanı paylaşmak adına camı indirip yanımda benimle birlikte yeşil ışığı bekleyen arabaya sarasım geldi. Ama bu heyecanımı paylaşmaktan ziyade sahip olduğum mutlu ruh haline gölge düşürecek bir tecrübeye dönüşebileceği için hiç riske girmedim ve mutluluğumu kendi kendime gülerek yaşadım. 

Halk eğitim binasına gelinceye kadar suratımda kocaman bir gülümseme ile araba kullandım. Arabayı park edip heyecanımı telefon yolu ile beni daha iyi anlayacak insanlarla paylaşmak adına bulduğum ilk boş yere yanaştım. Bulduğum ilk boş yer Halk Eğitim binasına biraz uzak olduğundan mesaj yazacak zamanı rahatlıkla buldum. Türlü gülücük ve ünlemlerle, yaşadığım şaşkınlığı bir nebze de olsa üstümden attım. Böylece kurs sınıfına sadece hışımla girip "Merhaba, kar yağıyor, gördünüz mü?!" demekle yetinebildim. 

Sınıf arkadaşlarım gözlüklerinin üstünden bakarak (çoğu yakın gözlüğü kullanıyor) bir süre yağan karı seyretti. İşte o zaman içlerinden biri "Buralara en son 14-15 sene önce kar yağmıştı." diye açıkladı. Bir diğeri "Maydanoz falan ektiyseniz torba geçirin, bayanlar." dedi. Biri oğlunu aradı ve Dalaman'da yağıp yağmadığını sordu, arından da ekledi, "Dolapta dünden kalan yemek var, onu ısıtıver.". 

Dışarıda yağan karın tutup tutmayacağı konusunda bir yandan derin düşüncelere dalıp bir yandan da çok nadir karşılaştıkları bir olayı büyük bir olgunluk ile karşılayan sınıf arkadaşlarıma hayret ederek boncuklarımı çıkardım. Görünen o ki Ortaca halkını senelerdir görmediği kar yağışı bile şaşırtmıyordu. Mühim değil, Bayan Kene'de herkese yetecek kadar bolca şaşkınlık ve heyecan var! Ama yeteri kadar kar yoktu...

Boncuk dizmenin inceliklerini öğrenmeye hazır hale geldiğimde kar kesilmişti. Tutmayacağı gerçeğini hüzün ile kabul ettim. Sonra hüznün yerini bir mutluluk aldı, zira 14-15 sene önce gerçekleşen bir olaya şahit olmuş olmanın ne kadar güzel olduğunu anladım. Kar zaten en sevdiğim şey iken, burada farklı bir anlam daha kazanmış oldu.

Tabii ki karlar altında kalan İstanbul'un mükemmel kar manzaralarının içinde olmak çok başka bir şey ama burada da yağan karın getirdiği heyecanı hissetmiş olmanın çok özel bir tecrübe olduğunu düşünüyorum. 

Kulağa bir züğürt tesellisi gibi geliyor olabilir ama gelmesin!! Küçük anların değerini bilmek, bir kere bu! Teessüf ederim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder